SELMA AKKAYA / PARİS


2012 yılına kadar Sarkozy'nin sağ siyaseti döneminde savaş ve güvenlik sorunu, Fransa dışında, ya Afrika'yı ya da Ortadoğu'yu ilgilendiriyordu. Bunun için ise Fransa'nın bölgede yapılacak askeri operasyonların bir parçası olması elzemdi. Nitekim ABD gibi oralara demokrasiyi taşıyacak bir güç olarak Fransa'ya ihtiyaç vardı! Bu nedenle Libya'ya saldırının fitilini Fransa çekmişti. Söz konusu bu siyaset dönemin ihtiyaçlarına rakipleri karşısında Fransa sermayesi için yeterli olmadı. 

İç hukuktan güvenliğe uzanan, emekçileri zapturap altına alabilecek yasal düzenlemeler için Fransız sermayesinin son yüz yılda değişmeyen sistematiği gereği Sosyalist Parti, sermayenin desteğiyle iktidara taşınmıştı. 5 yıllık Sarkozy iktidarının ardından Hollande'lı yıllar başladı. 5 yıllık siyasi hezimet olarak tanımlansa da bu süreç, Sosyalist Parti iktidarı sermayenin ondan beklentilerini fazlasıyla yerine getirdi. 


Hollande hazırladı Macron sistemleştirdi

2017 yılındaki hızlı gelişmelerin bütün temeli aslında Hollande iktidarı tarafından atıldı. Macron'u siyaset arenasına dahil etmesi, OHAL, terörle mücadele yasalarındaki sertleşme, çalışma yasası, sosyal güvenlik paketi, göçmen yasası, sosyal hakların budanması vb bütün bunlar Hollande iktidarının hazırladığı Macron'un da iktidara gelir gelmez sistemleştirip hayata geçirdikleri olarak sıralanabilir. 


Cahrlie Hebdo başlangıç oldu

Paris'in orta yerinde 7 Ocak 2015 tarihinde Cahrlie Hebdo'ya yapılan saldırılar aslında Fransa'nın dış siyasetinin yanında iç siyasette de daha keskin bir sürece girdiğini gösteriyordu. Sermayenin önündeki engeller dışta aşılmak istenirken çıkan pürüzler kadar içte de engelleyici bütün sorunlar, bertaraf edilmeliydi. 

Bu nedenle ABD’ için 11 Eylül ne anlam taşıyor ise Fransa için Cahrlie Hebdo olayı benzer bir anlam taşıyor. Bu aynı zamanda Fransa’daki sivil özgürlüklerin bir daha eskisi gibi olmayacağının da habercisi oldu. 


Genç bankacı Elysee Sarayı'ndaki koltuğa oturtuldu

Son iki yılda yaşanan siyasi gelişmeler, terör saldırıları vb Fransa'da 2017 yılı siyasetini belirledi. Sosyalist Parti gibi bir parti geleneksel diğer siyasi yapılanmalar uzun süre siyaset arenasına yaklaşamayacak kadar yıpranarak bir kenara itildi. Mayıs-Haziran ayları arasında gelişen cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri aslında geleneksel Fransa seçim pratiklerinin dışında gelişiyordu. Mevcut siyasi partiler artık Fransa sermayesinin ihtiyaçlarına yanıt vermediğinde genç bir bankacı, sermayenin desteğiyle kısa bir sürede Elysee Sarayı'ndaki koltuğa oturtuldu. Oluşturulan bu yeni iktidar diğer iktidar modellerinden farklı olarak, sistemin işini görecek, sağ ve sol siyasetten isimler üzerine inşa edildi. Bu aynı zamanda Hollande döneminde hazırlanan ve alt komisyonlarda bekleyen birçok yasanın hızla geçmesi anlamını taşıyordu. 


Göç ve Sosyal Güvenlik Yasası pusuda bekliyor

6 ayda bir Cumhurbaşkanı ve partisi yaratılmış, ülkenin yüzde 55'nin sandığa gitmediği bir seçimle rekorla iktidara taşınmıştı. Bu aşamadan sonra geçtiğimiz altı ay içerisinde Fransa’da  güvenlik ve istihbaratla ilgili yeni kanunlar devreye girdi. Terörle Mücadele Yasası yeni değişikliğe uğrayarak uygulamaya konuldu. Gösteri ve toplanma hakları üzerinde Fransa tarihinde görülmeyen kısıtlamalar gelişirken, 13 Kasım Paris kanlı saldırısı sonrasında devreye giren OHAL, Macron hükümeti tarafından yasalaştırılarak 1 Kasım günü yürürlüğe girdi. Yeni Çalışma Yasası ile iş güvenliği rafa kaldırılırken, 1 Ocak tarihinden itibaren meclis komisyonlarından geçen Göç Yasası ve Sosyal Güvenlik Yasası pusuda bekliyor. 


Fransa toplumu suskun bir yıl geçirdi

Uluslararası Af Örgütü ve daha birçok insan hakları örgütünün 2017'de çıkan yasalar için "Yeni yasalar ve yeni mevzuat çılgınca ve bu Fransa'da orantısız güç kullanımı, yasaklar ve özgürlüklerin yok edildiğini gösteriyor" tanımlamasında bulunurken, Fransa tarihinde olmayan bir ilk daha 2017'de yaşandı. Fransa toplumu geçmiş yıllardan daha suskun bir yıl geçirdi. "Çılgınca" diye tabir edilen yasalar sayı boncuğu gibi birbirini izlerken, Fransız toplumu ve onun örgütlenmeleri çeşitli rutin gösteri dışında kılını kıpırdatmadı denilebilir. Aylar süren ve hayatı felç eden grevler tarihiyle ünlü Fransız işçi ve emekçileri, sonuç alabileceğine dair inancını yitirdiği bir yılı geride bıraktı. Eylemlere çoğu zaman öncülük eden gençlik hareketleri de aynı sessizliğin içerisinde kayboldu. 


İslamofobi tavan yapmış bulunuyor

Artan işsizlik, sürekli bir tehlike altında terör saldırısı bekleme hali, yaşanan krizle birlikte Fransa'da sessizliğe gömülen hak talebi yanında bir de sağı yükseltmeye devam ediyor. Temelde ekonomik olarak gözüken ama kendi içerisinde karmaşık bu sürecin, başlıca kaynağı ise belirsizlik ortamı ve terör saldırıları sonucu oluşan fiziksel korkular ve kişisel kimlik kaygısıyla yükselişe geçen ırka dayalı duygular ile insanları sarmış durumda. Terörizm korkusu ve nüfusun bir kısmını günah keçisi ilan etme hali genç kuşaklar içerisinde hızla yükselirken, İslamofobi tavan yapmış bulunuyor. 


2018'de dış siyasette yeni sefer 

Yaşanan bütün bu gelişmeler Noel öncesi Fransa'daki cansızlığın, korku iklimi ve sessizliğin nedeni olduğu gibi Macron'un ve yeni sağa doğru kayan bir kuşağında yaratıcısı oluyor. Bir önceki yılların siyaset ve ekonomi dili 2017'de dışa vuran bütün bu gelişmeleri yarattı. 2017'nin ilk çeyreğinde ülke içinde yapılandırmaya giden hükümetin, 2018 yılında Afrika'dan Ortadoğu'ya dış siyasette yeni bir sefere çıkması muhtemel görülüyor.