
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı Ümit Efe, yakın bir zaman önce Tekirdağ 1 ve 2 No'lu F Tipi Cezaevi'ne gittiklerini hatırlatarak, cezaevi başsavcısı ve müdürleriyle bir toplantı yaptıklarını aktardı. Efe, cezaevinde tutsakların siyasi eğilimlerine göre hareket etmelerine ek olarak insan haklarına saygılı olmayan personellerin bulunmasının yoğun olarak şiddete dönüştüğünü dile getirerek, "Tekirdağ 2 No'lu F Tipi Cezaevi'nde çok sayıda PKK'li mahpus var. Bunlar ülkedeki siyasi atmosfere göre her dönemde ayrı muameleye maruz kaldılar. Adeta bir rehin uygulaması yapıldı bu tutuklu ve hükümlülere. Masumiyet karinesi dahi gözetilmemektedir. Hepsi PKK davasından da yargılanmıyor; ancak Kürt olduğu zaman hepsi de PKK'lidir. Bunların içinde gazeteciler var, aydınlar var. Değişik yasa maddeleriyle yargılanıyorlar; ama Kürt isen hatta Türkiye solundan bile yargılanıyorsanız, ülkenin siyasi atmosferine göre bir tutum alıyorlar" dedi.
Cezaevindeki işkence ve kötü muameleleri sıralayan Efe, şunları söyledi: "Bir başka mahpusla olan ilişkileri her koşulda insanlık dışı bir biçimde kesen, baş eğdirmeye, diz çöktürmeye çalışan uygulamalarla karşılaştık. Her seferinde gittik, görüştük ve 21'inci yüzyılda ülkede barış çabalarının ve iradesinin dolaştığı, çözüm yollarının arandığı bir dönemde rehin muamelesi yapılan, elleri kolları bağlı dört duvar arasında bulunan mahpuslara imhacı, yok edici yaklaşımlarından, insanlık dışı yaklaşımlarından vazgeçilmesine çağırdık."
Bir cezaevi müdürünün bu uygulamalar ve nefret söylemleri nedeniyle geri plana alındığını; ancak hala görev yaptığını belirten Efe, "Tutsakların 9 temel talepleri var. Bu 9 temel talebe bakıldığında aç kalarak bu sorunları anlatmaya gerek var mı dedirtecek kadar kolay çözülebilir. Mesela onur kırıcı arama istemiyoruz diyorlar, bundan daha doğal, daha insani bir şey olabilir mi? 'Hücreler arası kitap alışverişi istiyoruz' diyorlar bundan daha doğal bir şey olabilir mi? O kitapları zorla topladıklarında biz heyet olarak gittik ve sorun çözüldü" dedi.
'Talepler son derece demokratik'
Konuya ilişkin yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Efe, "Avukat arkadaşlarımız tutuklularla bir görüşme yaptı. Onlar 9 maddelik taleplerinden bahsettiler. Tabip Odası ile de görüştük, onlar da takip ediyor" diyerek, B1 vitaminin tutsaklara verilmediğine dikkat çekti.
Cezaevi doktorları işkenceye ortak
TUAD Başkanı Avukat Sinan Zincir ise, Tekirdağ Cezaevi'nin her dönem bir işkence merkezi olduğunu, yaşanan hak ihlalleri ve işkenceye dönüşen uygulamalar hakkında defalarca basın açıklamaları yaptıklarını, suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. Bu girişimlerine karşın cezaevinde hiçbir olumlu gelişme yaşanmadığını kaydeden Zincir, cezaevindeki baskı ve insanlık dışı uygulamaların cezaevi yönetimi tarafından özellikle Öcalan ile başlatılan görüşmeler sonrası yoğunlaşmasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Geçtiğimiz hafta tutsaklarla görüştüklerini anımsatan Zincir, cezaevi doktorlarının da işkencenin ortağı olduğuna vurgu yaparak, tutsakların ölümle karşı karşıya gelmeden tedavi edilmediklerini söyledi. Kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunan Zincir, şunları söyledi: "Hafta başı TUAD üyeleri olarak açlık grevi eylemcilerini ziyaret edeceğiz. Ayrıca 24 Nisan'da BDP'li vekillerden oluşan bir heyet tutsaklarla görüşecek. Şu an tutsakların hiçbir mektubu ve faksı dışarıya iletilmiyor. Tutsakların dış dünya ile bağlantısı kesilmeye çalışılıyor. Ayrıca tutsaklara B1 vitamini de verilmiyor. Türkiye'deki tüm siyasi tutsakları bu insanlık dışı uygulamaya karşı Adalet Bakanlığı'na faks çekmeye çağırıyoruz. Ayrıca tüm toplumsal kesimleri tutsakların sesine duyarlı olmaya çağırıyoruz."
Aydın ölüme terk edildi
Cezaevinde bulunan hasta tutuklulardan biri de Ümit Aydın (42). Aydın, 2003'te Siirt Cezaevi'ndeki koşullardan dolayı önce Hepatit B hastalığına yakalandı. Hastalığı ilerleyerek Siroz'a dönüştü. 2003'te karaciğer nakli olan Aydın'ın günlük kullandığı 22 ilaç nedeniyle böbrekleri iflas etmiş durumda. İzmir Kırıklar 1 No'lu F Tipi Cezaevi'nde kalan Ümit Aydın, İzmir Yeşilyurt Devlet Hastanesi'nde diyalize bağlı bir şekilde yaşam mücadelesi veriyor. Aydın ailesi, cezaevi koşullarında kalamayacağına ilişkin birçok hastane ve Adli Tıp Kurumu'ndan raporları olmasına rağmen çocuklarının bırakılmamasına tepki gösterdi. Aydın'ın babası Nizamettin Aydın, her an kötü bir haber alma ihtimalinin yüksek olduğunu belirterek, çocuklarının biran önce tahliye edilmesini istedi.
6'ncı kattan aşağıya attı
Müracaat yanıtsız kaldı
2009'da Aydın'ın İzmir'de tedavi olduğu esnada "KCK" adı altında yapılan ilk operasyonlarda tekrar gözaltına alındığını ve Amed'e getirildiğini kaydeden baba Aydın, şöyle devam etti: "Burada mahkeme serbest bırakılması yönünde karar verdi. Serbest bırakıldıktan sonra savcılık hakimin verdiği karara itiraz ederek tutuklama talebiyle bir üst mahkemeye başvurdu. Ümit bu esnada İzmir'de tedavisini oluyordu ve Ümit hakkında tutuklama kararı çıktığını bilmiyordu. Aradan 3 yıl geçtikten sonra 2012 yılında Ümit İzmir'de tedavi olduğu hastaneye giderken kaldığı motelde gözaltına alınarak Diyarbakır'a getirildi. Ve tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Hakim, Ümit'e arandığı bu kadar zaman içerisinde nerede olduğunu sormuştu. Ve Ümit tedavi olduğunu söylediğinde kanıtlamasını istedi. Bizlerde Diyarbakır Sosyal Güvenlik ve Sigortalar Kurumu'ndan, Ümit'in kaldığı hastaneden giriş ve çıkış kayıtlarını alıp, mahkemeye sunduk. Bunun yanı sıra mahkeme ikinci bir rapor istedi. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Diyarbakır Devlet Hastanesi, Ege Tepecik Devlet Hastanesi ve İzmir Yeşilyurt Devlet Hastanesi'nden raporlar verildi. Ama bu raporlara rağmen tutuklandı."
Adli Tıp'ın siyasi kararı
Türkiye cezaevlerinde 400'ü aşkın hasta tutuklu bulunduğunu ve Türkiye'deki cezaevi koşullarında hiçbir hasta tutuklunun kalamayacağını belirten baba Aydın, "Cezaevlerinde kalan hasta tutsakların birçoğu böbrek hastası, diyalize giriyorlar. Yine karaciğer ve kanser hastası olan birçok tutuklu hasta var. Oğlumun günlük alması gereken 22 ilaç nedeniyle böbrekleri iflas etmiş durumda ve İzmir Yeşilyurt Devlet Hastanesi'nde diyaliz makinesine bağlanmış. Hem kolundan hem boğazından solunum yolları çalışsın diye yollar açılmış bir durumda tedavi görüyor. Ümit 15 gün önce komaya girdi" diye konuştu.
HABER MERKEZİ
“F” oturmalarında müebbet hapse mahkum olan kanser hastası Avni Uçar’ın acilen serbest bırakılması talep edilirken, Avni Uçar’ın kardeşi Ömer Uçar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a “Siz öldürmüyorsunuz da ne yapıyorsunuz” diye seslendi. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Cezaevleri Komisyonu tarafından her hafta Galatasaray Lisesi önünde gerçekleştirilen “F” oturmalarının 59’uncu haftasında müebbet hapse mahkum olan kanser hastası Avni Uçar’ın durumuna dikkat çekildi. İHD üyelerine Cumartesi Anneleri, Avni Uçar’ın ailesi ve sanatçı Nur Sürer de destek verdi.
Grup adına açıklama yapan tutuklu yakını Emine Küçükbumin, cezaevlerindeki hasta tutsakların tedavi görebilmeleri için serbest bırakılması gerektiğini vurgulayarak, “Ancak, mahpuslar umursamazlıklar ve ihmaller sonucu ölüyor, ölüme sürükleniyor” dedi. 22 yıldır farklı cezaevlerinde kalan ve şu anda Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Avni Uçar’ın hayati tehlikesinin bulunduğuna vurgu yapan Küçükbumin, Uçar’ın müebbet hapse mahkum edildiğini ve cezaevinde ölümcül hastalıklarla boğuştuğunu aktardı. Uçar’ın sağ böbreğine kanser teşhisi konulduğunu ve 2006 yılında sağ böbreğinin alındığını belirten Küçükbumin, “Daha önceki yıllarda sayısız kez böbrekteki tümör için ‘iyi huylu’ denilerek hastalığı es geçilmiş, durumu ağırlaşınca da söz konusu böbrekte kanser tespit edilmiş operasyonla böbrek alınmış. Benzer bir durum mesanesi için de geçerlidir. Uçar’a hapishanede yeteri ve etkili tedavi yapılmadığı için kalan sol böbreği ve mesanesinde yeni kanserli kitleler ortaya çıkmıştır” dedi. Doktorların Uçar’ın kanserli sol böbreğinin büyük bir kısmının ameliyatla alınması gerektiğini söylediğini belirten Küçükbumin, ancak Adli Tıp Kurumu tarafından Uçar için “cezaevinde kalmasında bir sakınca yoktur” raporu verilerek Uçar’ın ölüme terk edildiğini vurguladı. Adalet Bakanlığı‘na seslenen Küçükbumin, Uçar’ın bir an önce bırakılmasını talep etti. Uçar’ın kardeşi Ömer Uçar ise Ankara Tabip Odası ve Siirt Devlet Hastanesi’nin ağabeyinin durumuna ilişkin rapor hazırladığını ve raporda cezaevinde kalması durumunda yaşamını yitirebileceğini söylediğini aktardı. Başbakan Erdoğan’ın İsrail’in Mavi Marmara saldırısına ilişkin söylediği, “Öldürmeyeceksin, yaşatacaksın” sözlerini hatırlatan Uçar, Başbakan’a, “Peki, siz öldürmüyorsunuz da ne yapıyorsunuz” diye sordu.