Kasım ayında, Türkiye ve Kuzey Kürdistan illerinde gerçekleştirilen operasyonlarda, gözaltı ve tutuklamalarda büyük bir artış yaşandı. "Örgüt üyesi olmak", "Örgüte eleman kazandırmak", "Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek", "Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanuna muhalefet etmek", "Örgüt adına eylem yapmak", "Patlayıcı madde bulundurmak", "KCK yapılanması içerisinde yer almak", "KCK Kent Mahkemesi kurmak" ve "YDG-H üyesi olmak" gibi gerekçelerle en az 261 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 87'si bu iddialar kapsamında tutuklandı. Ortaya çıkan rakamlara göre Kasım ayında günde ortalama 3 kişi gözaltına alındı ve tutuklandı. Özellikle son bir ayda artan yönelimlerde onlarca gencin gözaltına alınıp, tutuklanmasının "YDG-H üyeliği"ne dayandırılması da dikkat çekiyor.

Gözaltı ve tutuklamaları değerlendiren BDP Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, operasyon, gözaltı ve tutuklamaların mevcut "KCK operasyonları" ile birlikte okunması gerektiğine dikkat çekerek, "Operasyonların sessiz ve derinden devam ettiğini söyledik. Operasyonlar hem sürece hem halkın bu sürecin desteklemesine ciddi bir zarar veriyor. Dünyanın hiçbir yerinde görüşmeler devam ederken bu tip gözaltı ve tutuklamalar paralel yürümesi işin doğasına aykırı. Bizler için de zorlayıcı bir durum" dedi.

'Aynı zamanda seçim operasyonu'
Beştaş, operasyonların siyaseten men etme yöntemi olduğunu kaydederek, "Bu aynı zamanda bir seçim operasyonudur. 4 ay sonra seçim olacak. Hala bizim 5 yıldır içerde olan arkadaşlarımız var. Partimizin üyeleri, belediye başkanları, milletvekillerimiz halen tutuklu. Neredeyse 5 yılını içeride dolduracak belediye başkanlarımız var. Bu denli tutuklu kalmalarının hiçbir izahı yoktur. Siyasette de hukukta da etikte de bunun bir karşılığı yoktur" diye konuştu.
Ekim ayı boyunca gerçekleşen operasyonlarda ise gözaltına alınan 168 kişiden 71'i tutuklanmıştı.



SERKAN KURT/DİHA/AMED