Sürgün edilen kadınlar arasında bulunan DİHA muhabiri Gülsen Aslan, yaşadıklarını yazdığı mektupla anlatıyor. Aslan, "30 kişilik kadın koğuşuna 100'ü aşkın erkek gardiyan sabahın erken saatlerinde girdi. Sonra 26 kadın tutsak bindirildiğimiz ring araçları ile cezaevinden çıkarıldık. Sürgün edilen 26 kadından 21'inin mahkemesi Amed'de devam ediyor. Sadece 5'i hükümlü" diye belirtti.

'Askerleri tahrik etmeyin'

Êlih-Ankara yolculuğunun ise, tam bir zulüm olduğunu kaydeden Aslan, bu zulmün Dêrsim katliamı sırasında yaşanan 'kara vagon' ya da Nazi kamplarında yaşanan zulümden geri bir yanının olmadığını belirtiyor. Aslan, "19 saat ring araçları ile süren yolculukta sadece 5 dakikalık tek mola verildi. Yemek ihtiyacımız karşılanmadı. 5 dakikalık molada lavabo ihtiyacımız için girdiğimiz tuvalete elinde kalaşnikof bulunan asker de girdi. Kadın olduğumuz için sürekli askerlerin sözlü tacizine maruz kaldık. Klima kapalı tutuldu. Hoparlörden marşlar dinletildi. Ellerimiz kelepçeli tıka basa bir şekilde doldurulduk araca" diye aktardı. Askerlerin tacizini komutanlarına söylediklerinde ise, "Askerleri tahrik etmeyin o zaman" cevabını aldıklarını belirtti.

Direnişe öncü olmaya çağırdı
Sincan Kadın Cezaevi'nde geldiklerinde çıplak aramadan geçirildiklerini mektubunda belirten Aslan, "Kürtçe ifade vermek istedik. 'Sen Türkçe biliyorsun, Kürtçe konuşma. Dilekçe yazın ve Türkçe biliyorum, ama Kürtçe ifade vermek istiyorum' diye yazın dendi. Kürtçede ısrar edince 'ifade vermiyor' yazmak ile tehdit ettiler. Atıldığımız hücrelerde televizyon ve buzdolabı yok. Kantinden bizim almamız isteniyor" diye kaydetti. Aslan, tüm kadınları tecrit politikasına, Amed'de yaşanan zulme, sürgün ve işkencelere dur deme direnişinde öncü olmaya çağırdı. 

DİHA/ANKARA