
EREM KANSOY/REQA
QSD’nın sürdürdüğü Reqa’yı özgürleştirme hamlesinde 3 enternasyonalist savaşçı şehit düştü.
YPG Basın Merkezi tarafından yapılan açıklamada, Reqa’da süren büyük savaşta YPG ve YPJ savaşçılarının, inanılması zor zaferlerin ve insanlığa mal olmuş bir devrimin yaratıcısı oldukları vurgulandı. Başta Kürtler, bölge halkları ve Kobanê direnişinden sonra dünyanın dört bir yanından yüzlerce gencin, Rojava Devrimi’nin bir parçası olmak ve devrimi bir dünya devrimi haline getirmek için kesintisiz bir mücadele gerçekliği ortaya koyduğu hatırlatılan açıklamada, şöyle devam edildi:
Dünyaya mal ettiler
Rojava Devrimi başladığından bu yana insanlığın özgürlüğü için kendi ülkelerinde emek veren devrimciler, Rojava’yı insanlığın kurutuluş umudu olarak görmekte ve devrime katılmaktadır. Devrime en ön cephelerden katılıp şehit düşen enternasyonalist savaşçılar, Rojava Devrimi’ni dünya halklarına mal ediyor. Reqa’da da DAİŞ’e karşı en ön cephelerde savaşıp şehit düşen 6 yoldaşımızdan üçü enternasyonalist savaşçılardır. Demhat, Rodî ve Soro, tıpkı diğer yoldaşları gibi sonuna kadar DAİŞ barbarlığının son bulması ve sadece Rojava halklarının değil, tüm dünya halklarının beraber ve özgürce bir yaşamın sahibi olması uğruna kendilerini feda ettiler.
Enternasyonalist şehitlerimiz şahsında da bu devrimi tüm insanlığın özgürlüğüne kadar sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz.
* Demhat Goldman (Robert Grodt / Californiya / ABD)
* Rodî Deysie (Nicholas Warden / Georgia / ABD)
* Soro Zinar (Luke Rutter / Birkenhead / İngiltere)
* Lorens Amed (Malik El Elî / Hesekê)
* Murad Til Temir (Casim El Salih / Til Temir)
* Şoreş Cudî (Edhem Mehmûd / Serêkaniyê)
Dördüncü İngiliz şehit
İngiltere’nin Liverpool kentinden bu yılın Mart ayında YPG’ye katılan 23 yaşındaki Soro Zinar (Luke Rutter) şehit düşen dördüncü İngiliz oldu. Berxwedan Givara kod adlı Ryan Lock Aralık 2016’da; Konstandinos Erik Scurfield Mart 2015’te; Dean Evans ise 21 Temmuz 2016’da Rojava’da şehit düşmüştü.
Luke Rutter’in ailesine
YPG Genel Komutanlığı tarafından ailesine gönderilen mektupta, Luke Rutter’in özgür bir dünya için yaşamını feda ettiği ve Kürt halkı kalbinde yaşayacağı belirtildi.
Demhat gazetemize konuşmuştu
Demhat, şehadetinden bir hafta önce gazetemize konuşmuştu. Demhat Newyork, ”İnsanları savaş üzerinden motive etmek çok daha kolaydır, çünkü savaş daha dramatiktir ve insanları etkiler. Buna rağmen savaş sürerken de yoğunlaşılması gereken şey yeniden yapılanmadır; okullar, hastaneler, yollar yapılması savaşmak kadar önemlidir. Uygar insanlığın bu konuda Rojava’yı ve Kürtlerin öncülüğündeki demokratik güçleri yalnız bırakmaması lazım” demişti.
Heval Demhat
Şehitlerin aydınlattığı yolda ilerleyen Rojava Devrimi’nde artık Demhat da bir mum ışığı.
İngiliz, Amerikalı, İspanyol, Estonyalı, Yunan, İtalyan, İsviçreli… Hepsi de Rojava’yı Rojava yapan kan gölünde açan goncalar. Hangi enternasyonalist savaşçıyla konuşsam ‘buraya insanlık adına geldim, devrime katkı sunmak ve Kürtlerin yanında olmak benim de görevimdir’ cevabını aldım.
Dün cephede dolaşırken Demhat ile ortak arkadaşlarımızdan biri olan Roza’yı hep görüyorum. ‘Benden bir şey gizliyorsun, bana bir şey söylemek istiyorsun’ diyor ama ben söyleyemiyorum. Demhat’ın şehit düştüğünü benden duymasın istiyorum.
Amerikalı Demhat Newyork, 5 Temmuz gecesi arkadaşlarıyla bir operasyondan dönüyorlardı, bulundukları nokta ve konaklama mevzileri arasında kısa bir mesafe kalmıştı. 6 kişilik bir gruptular. O kanlı gecede Demhat ile birlikte 3 gencecik şehit daha vermişti YPG ve yarılılar da vardı. Grubun ilerleyişi esnasında Demhat’ın arkadaşlarından birisi mayına basıyor, mayının patlamasıyla eş zamanlı olarak ateş altında kalıyorlar. 4 şehit ve yaralılar, ilk yardım noktasına ambulansın acı çığlıklarıyla getirildi.
Reqa cephesinin ilk yardım noktasında konaklıyordum. Gece saat 02.00 sıralarıydı. Aracın acı çığlığı üzerine koşarak doktorun yanına gittim. Aracın kapısı açıldığında battaniyelere sarılı 3 cenaze ve 3 de ağır yaralı vardı. Doktor telaşla müdahaleye başladı. Cenazeleri kontrol etmek için battaniyeleri teker teker açmaya başladım, ikisi tanınmayacak haldeydi. Bir diğeri ise İngiltere’den YPG’ye katılan Soro’ydu. Soro ile bir önceki gün saldırı grupları noktasında görüşmüş ve beni önümüzdeki günlerde mevzisine davet edip söyleşi sözü vermişti. Cenazesini görmek içimi parçalasa da acı içinde kıvranarak çığlıkları yükselen bir yaralıya doktorun müdahalesinde yardımcı olmak için yanına gittim.
Ağır yaralıydı; her iki bacağının da kemikleri görünüyor, her yer kan içindeydi. Elleriyle yüzünü kaptmıştı, koluna takılacak serum için ellerini açmak zorundaydım, bana oradaki arkadaşlarca bu görevin o esnada neden verildiğini kollarını açınca anladım, yaralı Amerikalı Heval Rodi’di. İngilizce konuşmam ve müdahalesinde yardımcı olmam için bana kollarını açtırmışlardı. Yaklaşık bir haftadır hemen hemen her gün gördüğüm Rodi, orada kanlar içindeydi.
Bir anda beynimde büyük bir çınlamayla kendi kendime ‘Demhat!’ dedim... Önceki gün Rodi, Demhat ve Soro’yu saldırı gruplarının buluşma noktasında bir aracın arkasında birlikte görmüştüm. Yüzleri gülüyordu, uzun süredir bekledikleri ön cepheye doğru yola çıkıyorlardı artık.
Rodi düzgün cümle kuramıyordu, yormamak için sormadım. Rodi’nin ilk müdahalesi biter bitmez, dil bilmeme rağmen şehit ve yaralıları getiren gruba biraz agresifçe 'Demhat, Demhat!' diye bağırmaya başladım. 3 yabancı, gruba yeni katılmıştı ve yerel güçler grubunda kimse isimlerini daha ezberleyememişti. Aralarından bir tanesi yanıma geldi ve ‘Demhat ecnebi, ameriki?” dedi… ‘Evet, Demhat' dedim. Bana ‘Şehîd Demhat' diye cevap verdi. Anlattıklarından Demhat’ın cenazesinin o esnada halen çete elemanlarının içerisinde kaldığını, QSD güçlerinin cenazeye ulaşmak için operasyonda olduklarını anladım.
Sabaha karşı olmuştu, ilk yardım noktası durulmuş, herkes biraz dinlenmek için uzanmıştı, ben Demhat’ı bekliyordum. Gelecekti, gelmeliydi...
YPG’ye katılan yüzlerce yabancı savaşçının devrim topraklarında devrim şehidi olmasınının anlam ve önemini düşündüm. Bu şerefli ölümlerin dünya halklarının kardeşliğini getireceğini, sohbetlerimizi düşündüm; Demhat’ı bir kez daha yaşadım ve panzerin çığlık atan sireniyle kafamı kaldırdım. Ön tarafa koştum, Demhat gelmişti. Güzel gözleri ve yüzü gülümsüyordu Demhat’ın, yüreğindeki insan sevgisi yüzüne vurmuştu adeta… Doktor gerekli işlemleri yaptıktan sonra araçla gönderdi… O gece kimse uyumadı... Demhat’ın fotoğrafındaki panzerle cenazesi gelmişti...
Demhat basına konuşan bir savaşçı değildi, belki de ilk ve son söyleşisini bize vermişti. Demhat ile söyleşimizi gerçekleştirdiğimiz noktada tam 10 gün sonra şahadetinin gururla uzanışı benim için Demhat’ı daha da özel kıldı.
Demhat’ın şehit olduğunu, Roza’ya ben söyleyemiyorum...