Son gelişmelere bakılırsa, Kuzey Kürdistan, biri Amerika merkezli, diğeri Ankara merkezli iki "Paralel devlet"i dıştalayacak.
Gülen, Türkiye'deki Ankara açısından "Paralel devlet!"
Aslında, Kürdistan'ın Başkenti Diyarbekir'de başa gelecek ve benim şimdiden "Kuzey Kürdistan Eşbaşbakanı" olarak tanımladığım Gültan Kışanak'a rağmen, Erdoğan asker güdümlü bir güçle Diyarbekir'ın kıyısından geçen bir Hükümeti temsil ediyor ve kendisini Kürdistan'ı yöneten devletin Başbakanı olarak tanımlıyorsa, Recep Tayyip "Paralel Devlet"in Başbakanı oluyor.
Çünkü Kürdistan, Gülen, Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve diğer kolonyal güçlerden kurtarıldığı gün, kendisini yönetebileceğini kanıtlayacaktır.
Kürdistan artık eski Kürdistan değil!
Bundan dolayı da, 30 Mart dünyaya açılan Kürdistan penceresinden, ve Kürdistan'a açılacak dünya penceresindeki manzarada olağanüstü gelişmelere yol açabilir.
Ve bu kez Kürt halkı, bir savaşı, savaşsız kazanacak.
16. yüzyılda Japon savaşçıları: "En iyi savaş, savaşılmayan savaştır!" demişler.
Kürt halkı da savaşarak, savaşmamayı öğrendi.
Şimdi, savaşmadan savaşıyor.
Bu bir paradoks değil.
Artık silaha başvurmadan Türkiye'deki kolonyal sistemi dize getirebilecek, rafine "savaşçılar" yetiştirmiş bir halk Kürtler.
Ve Kürdistan eski Kürdistan değil!
Albert Camus Cezayir için: "Geçmişi, ahlakı, kuralları, dini olmayan" bir ülke olarak tanımlıyor.
Daha önemlisi halkına da:
"Akılsız insanlar" tanımlamasını uygun görüyor.
Kuzey Kürdistan'a benzer bir tablo.
Türkiye için "akıllı" olanlar, Kürdistan için "akılsız" insanlardı.
Eskilerde, geçmişlerini, "Sakarya savaşı vd." gören Kürdistan'ın geçmişi yoktu.
Bir zamanlar egemen olan, "Türk sosyete" ahlakını taklit ederek, annelerini yirmi metre arkasından süründüren Üniversite öğrencisi Kürtler ne kadar ahlaklı olabilirlerdi ki?
İstiklal Marşına dayalı Türk Anayasası'nın çizdiği kanun ve kurallar çerçevesinde kalmaya mahkum edilen Kürdistan, kuralsızdı.
Kendi kuralları olmayan milyonlarca insan, nefret ettikleri "Türk kuralları"na boyun eğerek yetişti.
Kürdistan'daki medreselerden dipçik zoruyla uzaklaştırılıp, Diyanet'e sığınmak mecburiyetinde bırakılan Kürtler, dinsizleştirildiler.
Camus'un eleştirisinin temelinde, kendisine ait mitolojisi olmayan Cezayir var.
Türk kolonyalizmi, Kuzey Kürdistan'da, kırk yıl öncesine kadar halka "Kawa'yı, Mem û Zîn"i unutturacak kadar, "başarılı"ydı.
şimdilerde bu, hiç eskisi gibi değil.
Önemlisi: Kadınlar dirildi.
Erkekler de artık, "Mehmetçik" değil.
Eskilerdeydi o: Kürtler Türk ordusunun "gözbebeği" askerleri oluyorlardı.
Şimdiyse, işgalde olmazsa, Kürdistan'dan Türk ordusuna hizmez edecek az sayıda "Kürt" bulursunuz.
Bu manzaranın toplamından, Kürdistan'da iktidarı tükenen, "yabancı Türk devleti" hükmetmek istiyor.
Bundan dolayı da, "paralel devlet" daha çok Erdoğan'ın başını çektiği Hükümet'e yakışan.
Bu manzara ise gün geçtikçe soluyor.
30 Mart'da, Kürtler işgali sona erdirecek kadar güçlü bir mevzi kazanacaklar.
Dedim ya, savaşılmayan bir savaşta, savaşı kazanacaklar.
Asıl hüner de bu ya!
NOT: Hasan Cemal Jesti yazısına ilginç tepkiler aldım. Tümüne tek cevabım: Yazıdan anlaşılmamışsa, Hasan Cemal ile aramızdaki uçuruma işaret ettim. "Hasan Cemal, kemalist geçmişinden dolayı, Kürtler'den nasıl özür dilemeli" sorusuna cevabım: Cemal, Anıtlkabir'e sırtını dönüp elinde "Yaşasın bağımsız Kürdistan" afişi taşırsa, Kürtler'den özür dilemiş olur. Bundan dolayı da, Delîla'nın günlüklerini yayınlamasına "jest" diyebildim.
30 Mart kurtuluşa bir adım daha
30 Mart Yerel seçimleri, tarihi bir ivme kazanıyor.