Neden kulaklarımda hala işkence sesleri? Neden soran gözleri hala üzerimde binlerce Mazlum’un, Abdullah’ın, Haydar’ın, Hasan’ın, Fatih’in, Necdet’in, Veysel’in, Ömer’in, Hıdır’ın, Erdal’ın, Cemil’in, Maksut’un, Didar Abla’nın? Neden, Ali Aktaş’ın asılmadan önce yazdığı son mektubu, ailesine 31 yıl sonra ulaştı diye sevinemedim de boğazımdaki düğümlerin sayısı arttı?
Neden mantıklı bir izahı yok pek çok şeyin? Mesela; darbecilerin yaptıkları suçsa darbe anayasası neden yürürlükte hala?
Darbe suçsa, darbeciler ceza almışsa, darbenin kurumlarını ortadan kaldırmak için ne bekleniyor?
Paşalar ceza aldı da maşalarına dokunan olmayacak mı?
Nerede paşaların icraatları?
Paşalar, 765 sayılı TCK'nın "Devlet kuvvetleri aleyhine cürümler" başlıklı 146. maddesi gereğince ceza aldılar.
Yani, devlet kuvvetleri aleyhine olanlar suç da insanlığa karşı olanlar, işkence, katliam, cinayet, tecavüz suç değil mi?
Köyleri yakmak, evleri bombalamak, insanları yerinden yurdundan zorla göçertmek, insani ya da hukuki hangi evrensel değere uygun?
Hayvanları, ağaçları, otları ateşlerde yakan, bombalarla parçalayan kimin askerleriydi?
Sadece insanlar, hayvanlar, börtü böcek; yani cümle mahlukat değil, yüreği sızlayan o karanlıklarda. Yasaklanan özgürlüklerimiz, kapatılan sendikalarımız, kuramadığımız derneklerimiz, konuşamadığımız dillerimiz, çalınan gülüşlerimiz, düşlerimiz, sevdalarımız, çalınan hayatlarımız var hesap görmeyi bekleyen.
33 yıl 9 ay 7 gün sonra halen, devam eden o karanlığın içinde yaşam savaşı veriyoruz bil cümle. Elimizde sadece dünkü mahkeme kararı.
Bu dava da az şey değil elbette ama ne hesap sormuş olmanın, ne bedelini ödetmiş olmanın huzuru yok kimsede. Ne de yüzleşti katillerimiz suçlarıyla ve pişmanlıkları yok zerrece yaptıklarından.
Evren, bir gazeteciye verdiği röportajda 'yargı yolu açılırsa intihar ederim' demişti bir zamanlar. Belli ki korkmuştu gerçek bir yargılamayla karşılaşmaktan. Şimdi? Devran aynı yöne döndüğü için kendini güvencede hissettiğinden mi, kolay yırtmış olduğu için mi yatağında keyif çatmaya devam ediyor, rütbesi er olsa da paşa paşa?
IŞİD, Ortadoğu'da olanlar, bayrak krizi, cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerinde düşünürken, 12 Eylül davasının sonuçlanması bir karabasanı gündeme oturtuverdi yeniden. "Olan biten ne varsa halen benim eserim" der gibi baktı paşalar yedi yıldızlı otel odalarından.
Sırtımda, sorulmamış hesapların tonlarca yükünü hissettim bir kez daha. Ama en çok da Erdal’ın çocuk yüzü ve Ceylan’ın büyük bir hayretle bakan kocaman gözleri takıldı aklıma. Soran gözleri… O gözlerin taa içine bakarak edecek değerde bir söz bulamamanın tarifsiz ağırlığı bir de.
33 yıl 9 ay 7 gün sonra?
12 Eylül davası karara çıktı, darbeci paşalardan halen yaşayan Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Peki, bu karanlık neden dağılmadı hala?