DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması amacıyla sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminin 94. gününde
Türk cezaevlerinde 301 tutsak süresiz-dönüşümsüz açlık grevini sürdürüyor. 35 kişilik ilk grup 56. gününde. Tutsaklar üzerindeki baskılar, eylemden dolayı daha da arttırıldı.
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in 79. günden sonra 94 gündür Amed’deki evinde sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde de yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 35 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 56, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 55, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 46. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 39, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağı eylemi de 36. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 25. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak, 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak, 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak, 29 Ocak’ta da bir cezaevinde 3 tutsak daha eyleme dahil oldu. Tek bir taleple açlık grevini sürdüren tutsaklar, Öcalan üzerindeki tecrit kalkıncaya kadar eylemlerini sürdürme kararlılığında.
Kamuoyuna hatırlatma
İstanbul Tabip Odası (İTO), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubeleri, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan (TİHV) oluşan Açlık Grevlerini İzleme Heyeti, İHD İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı yaptı.
İTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Murat Ekmez, “Biz sağlık meslek örgütleri ve insan hakları savunucusu kurumlar olarak cezaevlerinde açlık grevlerinin geldiği aşamada karşılaşabileceğimiz ölümler, sakatlıklar için kaygı duyuyor ve gündemin hızla değiştiği, değiştirildiği bir dönemde insan yaşamından daha önemli hiçbir şey olmadığını Türkiye kamuoyuna bir kez daha hatırlatıyoruz” dedi.
Kendilerine ulaşan bilgileri de paylaşan Ekmez, “Açlık grevinde olan tutuklu/hükümlülerin hekim tarafından düzenli sağlık kontrolü yapılmıyor, B1 içeren B vitamin kompleksi tabletler düzenli ve tam doz verilmiyor. Koğuşların ısıtma, aydınlatma ve havalandırmanın yeterli olmaması, sosyal aktivitelerin kısıtlanması, iletişim haklarından yoksun bırakılmaları gibi temel sorunlar yaşıyorlar” diye konuştu.
Adalet Bakanı ve kamuoyunun dikkate alması için taleplerini sıralayan Ekmez, şunları söyledi:
- Açlık grevinde bulunan mahpusların ulusal ve uluslararası etik ilkelere uygun şekilde, düzenli sağlık kontrollerinin yapılması ve bağımsız hekimlerin cezaevlerinde muayene yapmalarının sağlanması,
- Sakatlıkların önlenmesi için mahpuslara mutlaka su, tuz, şeker ve karbonata ek olarak B1 (TİAMİN) vitamini temin edilmesi veya B1 içeren B vitamin kompleksi tabletlerin tam doz verilmesi,
- Açlık grevlerinin olası ölüm ve geriye dönüşsüz sakatlıklar yaşanmadan önce sona ermesi için gerekli insani duyarlılığın gösterilmesini ve demokratik yollarla çözüme ulaşmasını istiyoruz.
Eylemdeki tutsaklara baskı
İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri de Marmara Bölgesi’nde; İstanbul, Edirne, Tekirdağ, Bandırma, Gebze, Kandıra, Burhaniye, Düzce, Balıkesir’de süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerinin olduğunu hatırlattı. Yoleri, “Açlık grevine başlayan mahpusların sosyal hakları engelleniyor. Atölyeler ve sosyal görüşmeler iptal ediliyor. Ziyaret, mektuplaşma yasakları var. Havalandırmaya çıkarılma süresi kısaltıldı. Hijyen konusunda sorunlar var. Bazı mahpuslar tek kişilik hücreye alınıyor. Grevin ilerlemesiyle tek kişilik hücreye konulmaları tehlike arz ediyor” dedi.
HDP’ye ulaşan ihlaller
HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, 301 tutsağın devam ettirdiği açlık grevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin yazılı bir açıklama yayınladı. İhlallerin bir kısmı şu şekilde sıralandı:
- Bütün tutsaklar hakkında disiplin soruşturmaları başlatılmış durumda. Bandırma 2 Nolu T Tipi’nde disiplin cezası verildi.
- Edirne F Tipi’nde Adem Arslan, askerlerin fiziksel şiddeti ile sözlü hakaretine maruz kaldı. Tutsakların B vitaminine erişimi engelleniyor.
- Gebze Kadın Kapalı Cezaevi müdürü, müdahale edebilecekleri tehdidinde bulundu.
- Maltepe 1 No’lu Kapalı Cezaevi’nde bir ay etkinliklerden men cezası verildi. Eylemle ilgili faks ve mektuplara soruşturma açıldı.
- Birçok cezaevi idaresi tarafından eylemcilere B vitamini (saf B1 ve kompleks vitaminler dahil) ve karbonat verilmiyor. Limon bile kimi zaman verilmiyor.
- Düzce T Tipi Kapalı’da eylemde olan Süleyman Benzer, tekli hücreye konuldu.
- Bandırma 1 Nolu T Tipi’nde sağlık kontrolleri yapılmıyor.
- Silivri 5 Nolu L Tipi’nde sağlık kontrolü adı altında hakaret ve taciz var.
- Elazığ’da tutsaklar üçer kişilik odalarda ve refakatçisiz tutuluyor. 33. günden sonra B kompleks ilaçları kesildi. Bugüne kadar doktor kontrolleri yapılmadı. Serkan Eren tek kişilik hücreye alındı.
- Tutsaklara uzun süre tuz ve şeker verilmemesi, kantinden zorunlu ihtiyaçların karşılanmaması, doktor kontrollerinin düzenli yapılmaması en temel sorunlar olarak ön plana çıkıyor.
İSTANBUL
Kaybetmeyi hak etmiyoruz
Gebze Cezaevi’nde 5 kadın, 16 Aralık’ta süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlamıştı. Hacer Halil Yusuf, Ruhşan Bozan, Özlem Özdemir, Ayten Gülsüm, Özlem Söyler. Ayrıca 3 Şubat’tan itibaren de Sibel Uçar, Şadiye Manap, Besiye Özer, Hediye Yayık, Mukaddes Çelik, Ruşan Erdem isimli 6 tutsak süresiz- dönüşümsüz açlık grevine dahil oldu. Kadın tutsaklar, eylemileriyle ilgili bir mektup gönderdi.
Mektubun bazı bölümleri şöyle: “Sürecin bize dayattığı varlık-yokluk mücadelesi bir bakıma özgür Kürt olma kimliğinin rengini de belirleyecektir. Bu Kürt rengi ya sisteme eklenerek ve var olan değerlerinden uzaklaşarak, kendi aidiyetini kaybedecek ya da tarihsel, felsefik, düzlemde toplumsallaşmış özgür Kürt arasındaki ibreyi mücadelemiz ve başlattığımız direnişimizin rengi bunu belirleyecektir. Bu aynı zamanda Ortadoğu’nun kadim topraklarında Önderliğimizin yarım kaldı dediği toplumsal özgürlük projesinin yaşam bulabilmesinin iddia ve kararlılığıdır. Bu hareketin militanları, gönül vermiş yurtsever ve sempatizanları olarak bu tarihsel kavşağın ne denli bilincinde olup olmadığımız ayrı bir konu. Fakat gerçek şu ki; ‘kaybetmeyi hak etmiyoruz.’
İmralı çarmıhı özgür yaşam uğruna günahlarını sırtladığı bir halkın trajedisidir. Önderlik üzerinde uygulanan mutlak tecrit karşısında hiçbir şey olmamış gibi birbirimizin yüzüne nasıl bakabilirdik ki?
14 Temmuz’un her an ve her saniye tarih yaratan direniş ruhuyla; başta Leyla Güven olmak üzere, Hewlêr’de Nasır Yağız, Galler’de İmam Şiş, Strasbourg’daki arkadaşları, Hollanda, Almanya ve birçok ülkedeki yoldaşları ve halkımızı selamlıyor, yürek dolusu selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz.
Sevgilerimizle… Kadın yoldaşlarınız…”
Kendi yasalarınıza uyun
Açlık grevindeki Leyla Güven’e destek olmak için bir araya gelen Ankaralı kadınlar, “Leyla’nın sesine ses olmalıyız” çağrısı yaptı.
Ankaralı kadınlar, Güven’e destek için basın toplantısı düzenledi. Toplantıya siyasi parti, sendika, emek ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin olduğu çok sayıda kadın katıldı. Açıklama yapan Nur Aytemur, Güven’in talebinin yasal olduğunu belirterek, “Leyla Güven’in yaşaması için icra makamında oturanlara ve topluma bir çağrı yapmak istiyoruz. Leyla’nın bu eyleminde Türkiye hapishanelerindeki 300’ü aşkın siyasi mahpus da ses verdi. Leyla Güven’in talebi yasaldır, hukukidir, insanidir” dedi. Tecridin bütün yaşam alanlarına dönük olduğunu dile getiren Aytemur, “Leyla Güven barış, adalet ve demokrasi mücadelesinden tanıdığımız kız kardeşimiz, kadın siyasetçi ve bir anne. Geç olmadan, geç kalmadan tamamen hukuki olan talebi karşılanmalıdır. Başta Adalet Bakanı olmak üzere yetkilileri kendi yasalarına uymaya çağırıyoruz. Bizler Leyla’ya ses olan kadınlarız” diye konuştu.
DTK Başkanlık Divanı Sağlık Meclis Üyesi Zelal Bilgin ise Güven’in sağlık durumuyla ilgili bilgi vermek için basın toplantısına telefonla bağlandı. Bilgin, şu bilgileri verdi: “Sağlık durumunun çok iyi olduğunu söyleyemeyiz. Sağlık sorunlarının kötüye gittiği bir dönemin içindeyiz. Sürekli düşük tansiyon var. Kokuya, sese karşı ciddi bir hassasiyeti var. Kas ve eklem ağırlarından kaynaklı; otururken, uzanırken rahat edemiyor. Uyku problemi var. Sıvı alımında zorlanma var. Bilincinde herhangi bir sorunla karşı karşıya değiliz. Leyla Güven, politik geçmişi güçlü olan, talepleri net olan biri. Telafisi mümkün olmayan doku kaybına neden olabilir. Kalıcı hasarlarla bitirdiği bir dönemin içine de girilebilir.”
Beyaz tülbente resmedildiler
Leyla Güven tahliye edilmeden önce kendisiyle aynı cezaevinde kalan Gazeteci Kibriye Evren, Hilal Ölmez ve Evin Kaya da açlık grevine başlamıştı. 56 gündür eylemlerini sürdüren 3 kadın tutsağın sağlık durumları ise kötüye gidiyor. 3 kadınla aynı cezaevinde bulunan ressam ve öğretmen Fatoş İrven, Leyla, Kibriye, Hilal ve Evin’i beyaz bir yazmaya kara kalemle çizdi. Çizdiği suretlerin altına ise “Bizim topraklarda önce kadınlar uyanır, sonra güneş doğar” ve “Sara’nın direnişi kaldığı yerden devam ediyor” diye yazan Fatoş İrven, açlık grevindeki kadınların isimlerine de yer verdi.