
Hayatta bazı tesadüfler vardır ki inanamazsın tesadüf olduğuna, bu kadarı da olamaz der durursun. İşin içinde doğaüstü bir güç varmış gibi. Görülmez bir el dünyayı yönetiyormuş gibi.
4 Nisan gibi. Mehmet Öcalan’ın iki kısa ziyaretini saymazsak tam 4 yıldır hiçbir şekilde haber alamadığımız Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, kimliğe göre 1949 yılının 4 Nisan’ında dünyaya geldi. 5 Nisan 2015 sonrası mutlak tecrit.
Aynı gün, yani 4 Nisan 1949’da Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü NATO kuruldu. Sözde bir savunma ittifakı. Özde bir saldırı örgütü. Kürtler nasibini çok aldı, alıyor. Başlangıcı 12 Eylül’dü. En ağırı ise 15 Şubat devletlerarası komplo ki, Önder Abdullah Öcalan’ın İmralı işkence sistemindeki esareti ile sonuçlanan bu komplo bir NATO operasyonuydu. Dolayısıyla Önder Apo faşist Türk devletinden çok NATO’nun rehinesidir.
İşbirlikçi Kürt çizgisini en çok teşvik eden NATO’dur. Özgür Kürt Çizgisine düşmanlığı bundandır. Coğrafi olarak küresel kuzeyde bulunmayan tek üyesi olan Faşist Türk devletine sonsuz kredi sunmasının, Kürtlere karşı silahlandırmasının nedeni budur. 30 yılı aşkın bir süredir özgür Kürt çizgisine karşı yürütülen savaş ve terör bu nedenle esasen NATO’nun gizli gücü olan Gladio savaşlarıdır.
"Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü" adlı savunmasında “Devrimci Halk Savaşına Karşı NATO’nun Gladio Savaşları” başlığı altında bu noktayı genişçe ele alan Öcalan, şu tespitte bulunuyor: “1998 Eylül’ünde Suriye’ye yönelik savaş tehdidiyle benim Ortadoğu’da stratejik üslenme konumuma son verilmek istendi. Buna gelinmesinde alanın ve benim stratejik konumum temel rol oynamıştır. Ama bence esas neden barış ve siyasi çözümün ciddi olarak bir kez daha devreye girmesidir. (...) Kürt sorunun çözümsüz bırakılması kendileri için çok önemli olan Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun kontrolü açısından hayati önem arz etmektedir.”
Aradan geçen 20 yılı aşkın sürede Kürtler, daha doğrusu Özgür Kürt Çizgisi hem Türkiye hem de Ortadoğu’da belirleyici bir stratejik konuma ulaştı. NATO destekli bütün saldırı, komplo ve operasyonlara rağmen.
Beş gün önce Önder Apo’nun 70. doğum günüydü. Aynı gün NATO özel savaşın simge merkezi Washington’da 70. kuruluş yıldönümünü kutladı. Binlerce siyasi tutsak ve dışarıda başta Leyla Güven olmak üzere onlarca eylemci Önder Apo’nun esaret koşullarında geçirdiği 21. doğum gününü açlık grevinde karşıladı. 153 gün önce Leyla Güven öncülüğünde başlatılan açlık grevi direnişinin kırmayı amaçladığı İmralı Tecrit ve İşkence Sistemi de NATO’dan bağımsız değildir. Dolayısıyla direnişin bizzat muhatabıdır. Bunu ne kadar inkar etseler de gerçek budur. İmralı Tecrit ve İşkence Sistemi bir NATO icadıdır. Sessizlikleri, hareketsizlikleri bundandır. O nedenle faşist Türk devleti kadar NATO’nun bu konuda deşifre edilmesi, teşhir edilmesi, sorumlu kılınması gerekiyor.