Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Yavuz Önen, Ankara'da iki gün boyunca yapılacak olan "Demokrasi ve Barış Konferansı"ndan çıkacak sonuç bildirgesinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve Türk Başbakan Recep T. Erdoğan'ın yanı sıra birçok kişiye gönderileceğini söyledi.

Ankara'da 25-26 Mayıs'ta Sürmeli Otel'de gerçekleşecek olan "Demokrasi ve Barış Konferansı"nın hazırlıkları sürüyor. Konferansa Türkiye'nin farklı kesimleri, kültür ve inanç grupları, halkları, aydınları, sendikacıları, yazarları, akademisyenleri, siyasi partileri, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, dernekleri, yurttaş girişimlerinin katılımı bekleniyor. HDP Eşbaşkanı Yavuz Önen, Ankara'daki konferansın hazırlık çalışmalarına ilişkin DİHA'ya bilgi verdi. Ankara'daki konferansın barış süreci ile ilgili olarak kararlaştırılmış 4 konferanstan biri olduğunu hatırlatan Önen, Ankara'da yapılacak konferansa mümkün olduğu kadar geniş çevrelerin katılımını hedeflediklerini söyledi. Yaklaşık 300 kişinin katılımının beklendiği iki günlük konferansın ilk günü atölyeler kurulacağını belirten Önen, şu bilgileri paylaştı: "Bu sürecin tartışılması gereken konularını tespit ettik. Birincisi yüzleşme konusu. Yani Türkiye'de pek çok alanda bir yüzleşmenin mutlaka yaşanması gerektiğini savunuyoruz yıllardır. Demokrasi ve insan hakları alanında bir yüzleşme gerçekleşmesi gerektiği tespiti yapılıyor. Bir atölye grubu bunu konu alacak. İkinci olarak anayasa atölyesi kurulacak. Biliyorsunuz ortaklaşması gereken bir ana sözleşmeye ihtiyaç var Türkiye'de. Yeni anayasa, yeni bir konsept, yeni bir anlayışla nasıl kurulmalı, nasıl oluşmalı, nasıl kurumlaşmalı ve nasıl yazılmalı. Bunlar tartışılacak. Üçüncüsü süreçle ilgili bir atölye çalışması olacak. Bu süreç nasıl örgütlenmeli, nasıl olmalı bunun önemi nedir, o tartışılacak. Dördüncüsü ise demokratikleşme atölyesi olacak. Biliyorsunuz toplumun pek çok kesiminden talepler var. Hem anayasa hazırlık sürecinde hem onun dışında yaşanan pek çok ihlale karşı toplumun değişik kesimleri talepleri dile getirmişlerdir bugüne kadar. Yani Türkiye'nin demokratikleşmenin asgari şartları nedir? Demokratikleşmenin gereği nedir, demokratikleşmese sürecinin toplumun dile getirdiği talepler nelerdir? Bunları derleyip toparlayacak bir atölye."
Önen, atölyelerde hazırlanan raporların ikinci günün yarısında tartışılacağını ve bir sonuç bildirgesiyle kamuoyuna açıklanacağını belirtti. Sonuç bildirgesini Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Türk Başbakan Erdoğan ve ilgili diğer kurumlara ve kişilere de gönderileceğini ifade etti.  

Barış köprüsü kurulacak

Konferansın "Toplumlar arası barış köprüleri görüşmelerini inşa etmenin aracı" olarak gördüklerini belirten Önen, "Türkiye konferansı demek, bunu amaçlamak demektir. Halklar arasında dostluk ve kardeşlik duygularını geliştirmek, bu barış sürecini kolaylaştırmak, destek vermek, yardımcı olmak, ışık tutmak bir anlamda. Yani akil insanların önüne konan bu çok zor göreve benzer bir görevi barış konferansları yapıyor dersek yanlış olmaz" şeklinde konuştu.

'Hükümet dediğini yapmalı'

"Barış Kürtlerin özveri ve cesaretle adım atarak, gündeme getirdiği bir olgudur. Barış talebi Kürt halkının gerçek talebidir ve inandığı için bunu böyle yapmıştır" diyen Önen, "Hükümet de sorumluluk alarak adım attığını söylüyor ama ne alıp verdiğine dair net bir açıklaması yok. Onun için şunu söylüyorum, konuşulmuşlara uyumak zorunda hükümet. Geciktirmeden adımları atmak zorunda. Günlük siyasi ve bu milliyetçi şahlanışı, yükselişi, saldırıyı çok fazla önemseyerek, onlara taviz veren tutumlara girerse ve günlük oy hesapları peşinde giderse bu süreci kaybeder. Kaybeden Türkiye halkı olur, yalnız Kürtler değil" diye belirtti.
Önen, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Kürt halkı oyalanamaz artık. Kürt halkını oyalayamazsınız. Kürt halkı kararlıdır, aldatamazsınız. Yanıltamazsınız, Kürtlerin siyasi temsilcisi de Kürt halkının bu gücü ve kararlılığıyla siyaset yapmak durumundalar. Onlarda geri adım atmayacak, taviz vermeyecek. Böyle inanıyorum. Kürt siyasi yaşamı da çok deneyimler kazandı, onları da yanıltamayacak hükümet. Bence ayak sürüyorsa, dili kekemeyse, kelimeleri tam ifade edemiyorsa, içinde çözsün, adımları rahat rahat atsın ve berrak bir dille konuşsun. Kürt halkının beklediği budur, Türkiye halklarının beklediği budur."


SERKAN KURT / GÜLSEN ASLAN - DİHA/ANKARA