- Polis, silah kullanma yetkisini genişleten PVSK’de 2007’de yapılan değişiklikten bu yana tereddütsüz katlediyor. En son Suriyeli Ali El Hemdan’la birlikte bugüne kadar 403 kişi, bu şekilde katledildi.
AKP iktidarı tarafından 2007'de İç Güvenlik Paketi'yle 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu (PVSK) değiştirilerek, polislere "kendi öngörüsü ve takdiriyle zor ve silah kullanma yetkisi” verildi. Baran Tursun Vakfı'nın verilerine göre, 2007 ila 2020 yılları arasında faili polis olan 403 ölüm yaşandı. Ölenlerden 93'ü ise çocuk. Yaşanan ölümler ya polis kurşunu ya panzer veya polis aracı çarpmasıyla ya da polis merkezlerinde şüpheli bir şekilde meydana geldi. Polisin silah kullanma yetkisi, 27 Mart 2015’te Meclis'te kabul edilen “İç Güvenlik Paketi”ile daha da genişletildi.Söz konusu tarihten bu yana polis kurşunuyla hayatını kaybedenlerin sayısı ise 218.
Adana’nın Seyhan ilçesinde, 27 Nisan'da 18 yaşındaki Suriyeli Ali El Hemdan’ın “dur ihtarına uymadığı” iddiasıyla katledildi. Hemdan'ı katleden polis F.K. "Peşinden koşarken zaten oruçluydum, dengemi kaybedip düştüm, silah ateş almış olabilir" diye ifade verdi. Hemdan’a ilişkin Adana Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından verilen otopsi raporunda, sol göğsünün üst kısmında (kalp) bir santimetre yara izi olduğu ve buna bağlı olarak yaşamını yitirdiği belirtildi. Katil zanlısı polis tanıkların beyanların ve ATK ön otopsi raporuna binaen çıkarıldığı Adana Sulh Ceza Hakimliği'nce "kasten öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevine konuldu.
O dosya raflarda
MA’dan Hamdullah Kesen ve Ahmet Kanbal, hem benzer cinayetleri cinayetleri, polis yargı işbirliğini hatırlattı hem de hukuki boyutunu irdeledi. Bir yıl önce 14 Nisan 2019'da Amed/Sümerpark'ta benzer bir cinayet işlendi. Sabah saatlerinde arkadaşıyla parkta oturan Recep Hantaş, polis kurşunuyla katledildi. Valilik tarafından yapılan açıklamada “dur" ihtarına uymadığı gerekçesiyle vurduğu belirtilirken, Hantaş'ın “yanlışlıkla öldürdükleri" hazırlık soruşturmasında polislerin beyanlarından yansıdı. Hantaş dosyası davaya dönüşmezken, soruşturma dosyası Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tozlu raflarında yerini alıyor.
Kameralar karşısında cinayet
Failin polis olduğu bir başka cinayet ise 2017'de Amed’deki Newroz kutlaması sırasında yaşandı. Kutlamanın yapılacağı alana giriş noktasında polisin açtığı ateş sonucu üniversite öğrencisi Kemal Kurkut katledildi. Dönemin Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy tarafından Kurkut “canlı bomba” olarak duyuruldu. KHK ile kapatılan bihaber editörü Abdurrahman Gök’ün saniye saniye fotoğrafladığı Kurkut’un kurşunlanma anı, tüm gerçekleri gözler önüne serdi. Polis Y.Ş. hakkında “olası kastla öldürme” suçundan müebbet hapis istemiyle Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nce dava açıldı. Y.Ş. adlı polis, müebbet hapis istemiyle tutuksuz yargılanırken, ailesinin hukuk mücadelesi devam ediyor.
Yargı, ‘kaçınılmaz hata’ diyor
Kızıltepe'de 28 Ağustos 2015’te “dur” ihtarına uymadığı iddiasıyla açılan ateş sonucu katledilen 16 yaşındaki Mazlum Turan da PVSK’nin bir diğer kurbanı. Turan’ın katledilmesine ilişkin görülen davada sanık Süleyman Esenboğa, 10 yıl hapis cezası almıştı. Sanık, kararı Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşımıştı. Mahkeme de Esenboğa hakkında verilen hapis cezasını kaldırarak, Turan’ın ölümünü “kaçınılmaz hata” olarak değerlendirdi.
Polis kurşunuyla katledilen çocuklar denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri de 13 yaşındaki Uğur Kaymaz’dır. Kaymaz dosyasında, polislerin “üzerimize ateş açıldı” şeklindeki beyanlarını dikkate alan mahkeme, olayı “meşru müdafaa” kapsamında değerlendirmişti.
Delillere rağmen cezasızlık
Kaymaz ve Turan'ın dosyalarına bakan Av. Erdal Kuzu, delillere rağmen cezasızlık uygulamasıyla karşı karşıya kaldıklarını belirtti. Av. Kuzu, “Türkiye’de kamu görevlilerinin
karışmış olduğu suçlarda bir cezasızlık politikasının izlendiği, kamu görevlilerinin koruma altına alındığı herkes tarafından biliniyor. Dolayısıyla hem Kaymaz hem Ceylan Önkol hem de Turan'la birlikte benzer şekilde yaşanan olaylarda devlet klasik refleksini gösteriyor. Suç işleyen kişinin devlet adına hareket ettiği ve dolayısıyla da işlemiş olduğu fiilin cezalandırılmaktan çıkarılması gerektiği düşünülüyor. Aslında bu Cumhuriyetin kurulmasından bu yana uygulanan bir durum. Bunu faili meçhul dosyalarında da yargısız infaz dosyalarında da görebiliriz. Direkt yaşam hakkını ilgilendiren tüm dosyalarda görebiliriz. Bu sistematik olarak sürdürülen bir politika. Hemdani’nin öldürülmesi de cezasızlık politikasının sistematik hale gelmesinin bir yansıması, bir sonucudur” şeklinde konuştu.
Devletçi refleksin yansıması
Polis kurşunuyla can verenlere ilişkin dosyaların ortak özelliğinin, sanıkların yaptığı savunmalar olduğuna dikkati çeken Kuzu, bu savunmalarda da ya "hata" ya da "kaza" söylemleriyle olayın meşru bir zemine çekilmek istendiğine vurgu yaptı. Kuzu, Hemdan’ı öldüren polisin verdiği savunmaya işaret ederek, "Sonuç olarak öldürülen çocuktur ve bunu öldüren bir kamu görevlisi bile olsa adilane bir şekilde yargılamasının yapılıp, mahkum edilmesi gerekiyor. Fakat Türkiye’deki hakim zihniyet ve yargısal tutum bunun önünü kapatmaktadır. Bu da devletçi bir refleksin yansımasıdır. Hemdan’ın olayına baktığımızda da
fail belli olmasına rağmen ilk andan bir koruma refleksi devreye girip, olay gizlenmek istenmiştir. Kamuoyu baskısı sonucu her ne kadar polis memuru tutuklandıysa da hakim olan yargısal tutum ve zihniyet bu dosyada da cezasızlık politikasını devreye koymaya çalışacaktır” sözleriyle yargı sistemini eleştirdi.
PVSK’deki maddeler kaldırılmalı
PVSK’de polise silah kullanma yetkisinin verilmesinin yanında, silahın nasıl kullanılacağının da tarif edildiğini söyleyen Kuzu, “Mazlum Turan'da olduğu gibi kafatasından bir kurşun ile vurularak öldürülmesi ya da Ali El Hemdan olayında olduğu gibi göğsünden tek kurşun ile vurularak öldürülmesinin bu kapsam içine konulması mümkün değildir. Bu nettir. Öldürücü bölgeden bir insanın vurulması açık hedef alındığının kanıtıdır” dedi.
Devlet adına hareket eden kişinin kendisini "sınırsız bir suç işleme serbestisi" içinde gördüğüne dikkat çeken Kuzu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “PVSK’de ‘orantılılık’ kavramından bahsedilir. Ancak bir insanın kafasından ya da göğsünden tek kurşun ile vurulmasının ‘orantılılık’ içinde izah edilebilecek bir tarafı bulunmamaktadır. 2015 yılında PVSK’de yapılan değişiklik durumu daha da vahim hale getirmiştir. Polise geniş yetkilerle silah kullanma yetkisinin verilmesi insan yaşamını direk olarak tehlike altına koymaktadır. Bu yasa maddelerinin ortadan kaldırılması gerekiyor. Çünkü kamu görevlilerini daha fazla koruma zırhı altına alan yasalar Ali El Hemdani’nin ve daha da fazlasının öldürülmesinin önünü açmaktadır. Burada devlet adına görev yapan kişilerin görevleri kutsanırken, yaşamını yitiren sivillerin de varlığının kabul edilmeği bir anlayış ortaya çıkıyor."
HABER MERKEZİ