- Şakran Cezaevin’den tahliye edilen DBP’li siyasetçi Medine Orhan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin önemine işaret ederek, 50 yıllık savaş sürecinin ardından temkinli, hata yapmadan yürütme bilincinin geliştirilmesini vurguladı.
Cezaevinde geçirdiği süreçte Kürt kimliği ve kadın mücadelesine dair farkındalığının derinleştiğini belirten Medine Orhan, “Varlığımız tanındı, sıra demokratik ortak yaşamda” diye konuştu.
Önder Apo’nun 27 Şubat 2025’te yaptığı çağrıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, çatışmalı dönemin sona ermesi ve kalıcı barışın sağlanması yönündeki tartışmalarla devam ediyor. Sürecin ilerlemesiyle demokratik çözüm, hukuki düzenlemeler ve ortak yaşamın güçlendirilmesi konuları da gündeme geliyor. Yıllar süren çatışmaların ardından başlayan bu yeni dönem, özellikle kadınlar açısından barışın yaşamın her alanında karşılık bulması ve gelecek kuşakların savaşsız bir ortamda büyümesi bakımından önem taşıyor.
Bu süreçte 27 Ağustos’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nden tahliye edilen siyasetçi Medine Orhan, yaşadığı tutukluluk deneyimini, kişisel dönüşümünü ve barış sürecine bakışını Jinnews’ten Beritan Tunç’a anlattı.
Şakran’a uzanan süreç
Medine Orhan, DBP Îdir (Iğdır) Tozan (Tuzluca) İlçe Eşbaşkanı iken 2016’da İzmir’de gözaltına alındı ve “örgüte üye olmak” iddiasıyla tutuklandı. Iğdır 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Medine Orhan, Kars, Erzurum, Bayburt ve son olarak İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde kaldı.
Yaklaşık bir yıl cezaevinde kaldıktan sonra 2017’de görülen ilk duruşmada Bayburt M Tipi Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildi. Cezasın Yargıtay tarafından onanması üzerine 20 Ocak 2021’de yeniden tutuklanarak Şakran’a gönderildi. Cezasını tamamlamasının ardından 27 Ağustos’ta tahliye oldu.
Medine Orhan, tahliye olduğu döneme kadarki dönemi şu sözlerle anlattı:“DBP Tuzluca İlçe Eşbaşkanlığı görevine başladıktan kısa süre sonra siyasi operasyonlar başladı. 2016’da babamın rahatsızlığı nedeniyle İzmir’deyken gözaltına alındım. Sorgulamam Iğdır’da başladı ve tutuklandım. Orada bir-iki gece kaldıktan sonra Kars’a sürgün edildim. Kars’ta yaklaşık 23 gün, ardından Erzurum’da birkaç ay kaldım. Daha sonra siyasi sürgünlerle Bayburt’a gönderildim. Bayburt’ta yaklaşık sekiz ay kaldıktan sonra 2017’de ilk mahkemede tahliye oldum.”
Yoldaş olmanın verdiği güçle
İkinci tutukluluk döneminde Şakran’da kalan Medine Orhan, cezaevinde yaşadığı değişimi ise şöyle ifade etti: “Tutuklanıp arkadaşların yanına gittiğimde daha çok anlamaya çalıştım. Partideyken çalışmaların içindeyken yoğunlaşamadım. Herhangi bir hukuksuzluk yapmıyorduk ama siyasi tutuklanınca yönelimin ve amacın farklı olduğunu anladım. Cezaevinde bunun üzerine yoğunlaştım. Yoldaşlarımdan destek aldım.
Bir anne olarak duygusal anlarım, zorlandığım anlar çok oldu; çocuklardan dolayı. Ama anladım ki çocuklarım için mücadele etmem gerekiyordu. Yoldaşlarım sayesinde güçlü kaldım, beni ben yapan onlar oldu. Onlara minnettarım. Yoldaşlığın ne olduğunu, davanın ne olduğunu, bir Kürt’ün ne için mücadele ettiğini daha iyi anladım. Kürt olarak isim olarak vardık ama kendimiz yoktuk.”
‘Dilimi bilmemek beni incitti’
Cezaevinde Kürt kimliği ve dili üzerine de yoğunlaştığını belirten Medine Orhan, “Bugün ben de bir Kürt’üm ama Kürtçeyi çok fazla konuşamıyorum. Bu beni çok incitti. Ben konuşamıyorken çocuklarım hiç konuşamaz. Bu süreçte önüme hedefler koydum. Ben eski Medine, sadece anne değil; mücadeleci bir kadınım. Toplumu yaratan, topluluğu bir arada tutan kadındır. Bir anne ve kadın olarak bilinçlenmem gerektiğini anladım. Çabaladım, kendimde değişimler yarattım. Sürece kendimi kattım, süreci anlamaya çalıştım” dedi.
‘Çatışmanın olduğu yerde yaşam yoktur’
Sürecin geldiği aşamayı sevindirici bulan Medine Orhan, çatışmanın bitmesinin ve barışın sağlanmasının önemine dikkat çekerek, “Kürt halkı hiçbir zaman çatışmadan yana olmadı. Hiç kimse çatışmanın içinde çocuklarını büyütmek, onlara gelecek sağlamak istemez. Çatışmanın olduğu yerde yaşam yoktur” ifadelerini kullandı.
Kürt’ün var olduğunun kanıtı
Meclis’te çıkan yasaların Kürt’ün varlığını kabulu olduğunu ifade eden Medine Orhan; “Meclis’te bile bu yasaların çıkması, Kürt’ün var olduğunun kanıtıdır. Kürt her yerde Kürt olarak vardı ama bugün dünya Kürt’ü tanıyor; geçmişini, tarihini, komünal yaşamını, kültürünü, dayanışmasını biliyor. Varlığımız tanındı. Bundan sonraki aşama demokratik bir şekilde ortak yaşamı paylaşmak olacak. Buna inancım tam. Bunun için çabam olacak. Daha güzel yarınlar, gelecek ve gençlerimiz için; artık hiçbir annenin gözyaşı dökülmemesi için çabalamalıyız.”
Sürecin muhattabı Önder Apo’dur
Medine Orhan, sürecin sağlıklı ilerlemesi için Önder Apo’nun devletle birlikte muhatap alınması gerektiğini savundu. Medine Orhan son olarak şunları ifade etti: “Örgütün önderi olarak Sayın Abdullah Öcalan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten Cumhurbaşkanı’nın süreci yürütmesi gerekir. Çünkü farklı ülkelerin kışkırtmaları, süreci bozma girişimleri var. Süreci istemeyen, barıştan yana olmayan ülkeler mevcut. Bunun daha sağlıklı yürüyebilmesi için muhatabın İmralı olması gerektiğine inanıyorum.
50 yıllık bir savaşın ardından temkinli, hata yapmadan yürütme bilinci oluştu. Çocuklarımıza, gençlerimize güzel yarınlar bırakacağız. Büyüklerimizin tarihini, toplumumuza gelenek ve göreneklerimizi anlatacağız. Acılarımızla, sevinçlerimizle ortak bir birleşimde buluşacağımıza inanıyorum.” İZMİR