
Türk nüfusunu artırmak için teşvikler veren, dinden argümanlar devşiren ve bunu kadınların rızası hilafına dayatan Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hükümeti döneminde 500’e yakın çocuk, Türk devlet güçlerince katledildi. Sokağa çıkma yasaklarının başlangıcından bugüne ise 80 çocuk katledildi. Önceki gün Cizîr’de devriye gezen zırhlı araç 6 yaşındaki Bünyamin Bayram’ı ezerek katletti. Binlerce çocuk gözaltına alınıp tutuklandı, cezaevlerinde tecavüze uğradı. Binlerce çocuk ebeveynsiz kaldı. Sûr ilçesindeki kuşatma altındaki mahallelerden 3 Mart günü çıkarılan ve en küçüğü 2, en büyüğü 12 yaşında olan 8 çocuk hakkında “örgüt üyesi olmak” talimatıyla soruşturma kararı verildi. Gever’de Türk güçleri çocukları kandırıp ajanlık yaptırmaya çalışıyor. Irkçı eğitim sistemiyle milyonlarca çocuk asimilasyon çarklarından geçiriliyor. Çocuk işçi sayısı bir milyon rakamıyla telafuz ediliyor. Bunların 630 bininin ağır işlerde çalışıyor. Kayıtdışı çalıştırılan çocuklara yüzbinlerce Suriyeli de eklendi.
Dün 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü’ydü. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün verilerine göre dünyada 168 milyon çocuk işçi var. Türkiye’deki çocuk işçi sayısının 1 milyon civarında olduğu ve bunların 630 bininin ağır işlerde çalıştırılıyor. Türkiye’de çalışan çocuklar için mevsimlik tarım işçiliği, küçük ve orta boy sanayi işletmeleri ve sokakta çalışma en kötü üç alan olduğu ifade ediliyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Çocuk İşgücü Anketi’nde yer alan verilere göre çocukların yüzde 44,7’si tarımda, yüzde 31’i hizmet sektöründe, yüzde 24,3’ü sanayide çalışıyor. En çok çocuk işçi, Amed, İstanbul, Adana, Mersin ve Antep’te bulunuyor.
194 çocuk iş cinayetlerine
2015 yılında çocuk işçi çalıştırdıkları gerekçesi ile cezai işlem uygulanan işletme sayısı ise yalnızca 27. İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre, son 5 ayda 18, son 3 buçuk yılda en az 194 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. İş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocukların yaş dağılımı şu şekilde: “6 yaşında 2 çocuk, 7 yaşında 2 çocuk, 8 yaşında 3 çocuk, 9 yaşında 4 çocuk, 10 yaşında 7 çocuk, 11 yaşında 3 çocuk, 12 yaşında 7 çocuk, 13 yaşında 14 çocuk, 14 yaşında 15 çocuk, 15 yaşında 30 çocuk, 16 yaşında 49 çocuk, 17 yaşında 58 çocuk. “
Hayata Destek İnsani Yardım Derneği ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), 12 Haziran Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü kapsamında “Bu iş çocuk oyuncağı değil” başlığı ile Suriye’den Türkiye ve Kürdistan kentlerine sığınan çocuklara dair istatiksel rapor hazırladı.
Raporda, Suriye’de yaşanan savaşla birlikte 1 milyon 490 bin 33 çocuğun Türkiye ve Kürdistan kentlerine sığınmasıyla çocuk işçiliği sayısının giderek arttığının altı çizildi. 2016 Mart ayına ait raporda, çocuk işçilerle ilgili şöyle denildi: “Hayata Destek Derneği olarak yaptığımız saha çalışmalarında mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan 400 bin çocuğa Suriyeli çocukların da eklenmesiyle, sektörde çalışan çocuk sayısı arttı.
Raporda, Türkiye’de kayıtlı Suriyeli çocuk sayısının 1 milyon 490 bin 33 olduğu, bu rakamın Suriyeli nüfusunun yüzde 54’ünü oluşturduğu belirtilirken, okul çağındaki 850 bin çocuktan 500 binin eğitim hakkına erişemediği kaydedildi. Raporda, eğitim hakkına erişemeyip, iş yerlerinde yaşlarından büyük işler yapan bu çocuklardan 87’sinin ise son iki yılda iş cinayetlerine kurban gittiği belirtildi.
500’e yakın katledildi
Erdoğan’ın iktidarda bulunduğu 11 yıllık döneminde en az 477 çocuk devlet güçlerince katledildi. “Sokağa çıkma yasağı” adı altında Kürt kentlerine son aylarda yapılan saldırılar da ise en az 80 çocuk kurban alındı. Yeryüzü Kadınları Üyesi Burçak Görel, AKP’nin devreye koyduğu savaştan en çok kadın ve çocukların etkilendiğini hatırlattı. Türk devletinin bir tarafta çocuk doğurulmasını teşvik ettiğini, hatta dayattığını ama diğer yandan da çocukları katlettiğini belirten Görel, “Savaşan, yıkımdan, talandan en çok etkilenen kadınların bu noktada bir şeyler yapabileceğini düşünüyorum” dedi.
Gökkuşağı Kadın Derneği üyesi Fitnat Durmuşoğlu ise süren savaşta ölen çocukları, çocuğu kucağında ölen anneleri ve bedenleri teşhir edilen kadınları hatırlattı. Durmuşoğlu, şunları söyledi: “Zaten savaşta, çatışmalarda, ablukalarda ölenler önemli değil, sayıları azalsın ne de olsa Kürt çocukları. 90’lı yıllardan bu yana devletin politikası Kürt nüfusun artmasına engel olmak. Bunun içinde geçmişte Kürt kadınları kontrol adı altında kısırlaştırıldı. Şimdide Kürt nüfusun artacağı kaygısıyla hareket ediyor. Ayrıca kadınlara doğurun diyor ki Türk ordusuna asker yetişsin.”
Gözaltı ve tutuklama
Sadece son bir yılda binlerce çocuk kısa veya uzun sürelerle gözaltına alındı. Yüzlerce çocuk tutuklandı. Çocuklar, gözaltı sürecinde ve tutuklulk esnasında işkenceye maruz kalmaya devam ediyor. Cezaevlerindeki baskı tecavüzlere kadar varıyor. Gözaltında ajanlaştırma dayatması, tehdit, şantaj ve istismarla sürdürülüyor.
Zırhlı araçla ezdiler
Son olarak “Sokağa çıkma yasağı” adı altında kuşatmaya alınarak günlerce tank ve toplarla vurulan, 300’e yakın kişinin katledildiği Şirnex’in (Şırnak) Cizîr (Cizre) ilçesinde devriye gezen zırhlı araç Alibey Mahallesi’nde bir çocuğu ezdi. Zırhlı polis aracının ezdiği 6 yaşındaki Bünyamin Bayram, Cizîr Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı ancak kurtarılamadı.
Yıkım sonrası muhbirlik
Soykırım saldırılarıyla harabeye çevrilen Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesinde devletin hedefinde bu kez de çocuklar var. Cumhuriyet, Güngör, Orman, Dize, Eski Kışla, Mezarlık ve Yeşildere mahallesine zırhlı araçlarla girerek, çocukların oyun oynadıkları alanlara yönelen polisler, yanlarında getirdikleri yiyecekleri çocuklara dağıtarak, “Bu evde kimler kalıyor?”, “Bu ev kimin?”, “ Yabancı kişileri mahallede gördünüz mü?” ve “ Bir şey olursa gelin bize söyleyin” şeklinde sorular yönelterek ajanlığı dayatıyor. Harabeye çevrilen kentte sivillerin yoğunlukta yaşadığı Yenimahalle, İpek ve Esenyurt mahallelerinde de aynı uygulamayı devreye sokan özel harekat polisleri, ajanlık dayatmasına tepki gösteren çocuklara ise hakaret ediyor. Durumu fark eden aileler, çocuklarını zırhlı araçlara yaklaşmamaları konusunda uyarırken, ajanlık dayatmasına karşı halkta çocuklarına sahip çıkması çağrısında bulundu.
2 yaşındaki de ‘terörist’
AKP yönetimindeki Türk devleti, Kürtlere düşmanlığınin öyle boyutlara vardırıyor ki hiçbir mantık kuralını tanımıyor. Amed’in Sûr ilçesinde kuşatma altında olan mahallelerde devlet güçlerinin saldırıları nedeniyle katledilme tehlikesi atlatan ve kamuoyundan yükselen tepkiler üzerine 3 Mart akşamı çıkmalarına izin verilen ailelerin çocukları hakkında savcılık tarafından skandal ifadelere yer verildi. Amed Cumhuriyet Savcılığı tarafından “Terör örgütüne üye olmak” talimatıyla başlatılan soruşturmaya, aralarında 2 yaşındaki bebeğin de bulunduğu 8 çocuk da dahil edildi. Skandalın yansıdığı belgede, R.A. (7), M.A. (6), Ö.A. (3), G.A. (11), Ş.T. (10), B.T. (2), T.A. (8) ve K.Ş. (12) adlı çocuklar, “Terör örgütüne üye olmak” ile itham edildi.
Savcılık tarafından “terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla açılan soruşturma tutanağında şu ifadelere yer verildi: “Çocukların yaşları 12’den küçük olduğundan kimlik tespiti yapılarak yurda teslim edilmesi, çocuklardan B.T’nin geçici olarak bakıma muhtaç olduğundan TEM Şube Müdürlüğü’nde işlemleri yapılan annesine teslim edilmesi ve bu çocuk ile birlikte 12 yaş altındaki diğer tüm çocuklarla ilgili koruma kararı aldırılması. Yoklama tutanağında belirtilen hususlar maddi gerçeğin araştırılması ve adli bir yargılamanın yapılabilmesi için lehte ve aleyhte olan delilleri toplamak ve muhafaza altına alabilmek üzere el konulan olay, yakalanan kişiler ve uygulanan tedbirler hakkında Cumhuriyet Savcısı derhal bilgilendirilmiştir. Yukarda belirtilen emir ve talimatlar alınmıştır.”
Sûr’dan aileleriyle birlikte 3 Mart günü çıkarılan 8 çocuk bir süre yetiştirme yurtlarında kaldıktan sonra gelen tepkiler ve ailelerin başvurusu üzerine ailelerine verilmişti. 2 yaşındaki B.T. ise şuanda annesi Remziye Tosun ile birlikte Amed E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor.
AMED