İşte adalet kıvılcımının sönmemesi için, devlet güçlerince "kaybedilen" çocuklarını, eşlerini, babalarını arayan kayıp yakınları, Cumartesi Anneleri bu hafta 500’üncü eylemlerini gerçekleştirecekler. "500 Haftadır Seni Soruyorum, 500 Haftadır Adalet Arıyorum" diyecekler.
4 cumhurbaşkanı, 11 hükümet, 7 başbakan, 17 adalet bakanı, 18 içişleri bakanı değişmiş ama adaletsizlik değişmemiş. Fail belli adalet yok.
***
Devlet patentli cellatlarıydı… Deri montları, güneş gözlükleri, beyaz toroslarıyla geldiler… Kimisinin kardeşini, kimisinin eşini, kimisinin babasını ansızın sokaktan, evden, çalıştıkları yerden alıp gittiler… Götürülenlerin bir daha izine rastlanmadı. Kaybettirildiler.
Kayıp yakınlarının baş vurmadıkları merci kalmadı… Dosyalar mühürlü, kapılar kapalıydı.
Acıları yıldırmadı onları. Sürüp giden zamanın içinden, düşleri hiç eksilmedi annelerin. Yüzlerindeki çizgiler, saçlarındaki aklar, dizlerindeki sızılar çoğalsa da umutları hiç eksilmedi.
Kayıp yakınlarının sembol isimlerinden Berfo Ana gibi birçok ana gözleri açık ayrıldı aramızdan. Berfo Ana ölmeden önce; “Artık ölmek istiyorum ama oğlumun kemiklerini görmeden, onun mezarında dua etmeden, gözlerim açık gidecek. Başbakan bana söz vermişti, oğlumun kemiklerinin gömüldüğü yeri bulacaktı. Onun sözünü tutmasını bekliyorum" demişti. Verilen sözler yerine getirilmedi. Bu beklenti sadece onun değil, aynı zamanda tüm kayıp yakınlarının da beklentisiydi.
***
Ana yüreğini yakanlar, çocukları yetim bırakanlar, sevgiyi karanlıkta boğanlar ne yazık ki kendine hukuk devleti diyen bir yapıda hala aramızda dolaşmaktadırlar. Bazıları ise aklandı ya da ödüllendirildi...
Türkiye’nin yakın tarihi; katliamlar, kayıplar, ölümler ve faili meçhul bırakılan cinayetler mezarlığı gibidir. Toplumun büyük bir kesimi de yaşananları normal bir şeymişçesine kanıksadı. Konuyu gündeme getirmeye çalışanlarsa baskı gördü, cezalandırıldı. Buna rağmen bundan vazgeçmeyen insanlar oldu.
Geçmişin bütün hukuksuzluğunu toplumsal belleğin unutkanlığına havale ederek demokratik bir devlet ve toplum oluşturmak imkansızdır. Gerçek bir demokrasi ve onun iradesi, geçmişle yüzleşme ve sorumluları yargı önüne çıkarma iradesidir aynı zamanda. Unutturulmaya çalışılan anaların, babaların, amcaların, kardeşlerin akıbeti açığa çıkarılmadıkça ve bize bu sonsuz acıları yaşatanlardan hesap sorulmadıkça insanlığın vicdanı hep yaralı kalacak.
Evet…500 haftadır aynı yerdeler…500 haftadır adalet arıyorlar…Aranan sadece kayıplar değil hepimizin insanlık onuru.