- Plaza de Mayo Anneleri’nden Taty Almeida, 1975 yılından bu yana kaybedilen oğlu Alejandro Almeida’yı aradı. 51 yıl boyunca kayıp 30 bin kişinin akıbetini sordu, “Bizi yenemediler” diye haykırdı.
- “Beni huysuzluğumla, tartışmalarımla ve yaşam sevinciyle hatırlamanızı isterim” diyen Taty, oğlu Alejandro’nun kemiklerini bulamadan 95 yaşında yaşamını yitirdi.
FELEKXAN SERHAT
Taty Almeida, “Zamanın yaraları iyileştirdiği söylenir ama bu bir yalan. Onu her geçen gün daha çok özlüyorum. Alejandro'nun en ufak bir kemik parçası olsa bile onu bulmak isterdim” diyordu. 51 yıl boyunca oğlu Alejandro’nun kemiklerini aramıştı.
14 Haziran akşamı saat 19.20’de İtalyan Hastanesi’nde, uykusunda oğlu Alejandro’nun elini tutarak göçtü bu dünyadan. Asıl adı “Lidia Stella Mercedes Miy Uranga”ydı ama herkes onu Taty olarak tanıdı. Arjantin insan hakları mücadelesinin en güçlü sembollerinden, Plaza de Mayo Anneleri’nin en önemli yüzlerinden biri olan Taty Almeida, 95 yaşında hayata veda etti.
Taty, 28 Haziran 1930’da Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te doğdu. Öğretmenlik diploması aldı, 21 yaşında Jorge Almeida ile evlendi. Jorge Martín, Alejandro Martín ve María Fabiana adında üç çocuğu oldu. Evliliği 1970 yılına kadar sürdü. Babası emekli yarbaydı, yani ailesi asker kökenliydi. Taty, uzun yıllar kendi ifadesiyle “balon” dediği rahat bir hayatın içinde yaşadı.
Ancak hayatı 17 Haziran 1975’te tamamen kâbusa dönüştü. Palermo’daki evlerinde öğlen yemeğini hazırlarken Alejandro kapıya yöneldi. Taty, saate baktı ve sinirlendi. Alejandro dönüp “Anne, hemen döneceğim” dedi. Bu, ondan duyduğu son sözler oldu, bir daha dönmedi… O gün 20 yaşındaki Alejandro, paramiliter örgüt Triple A tarafından kaçırıldı.
Alejandro, Buenos Aires Üniversitesi’nde tıp okuyordu, Télam ajansında çalışıyor ve 1974’ten itibaren Askeri Coğrafya Enstitüsü’nde görev yapıyordu. Aynı dönemde Devrimci İşçi Partisi-Halk Devrimci Ordusu’nun (PRT-ERP) üyesi olarak da faaliyet yürütüyordu. Basın kartıyla Katalan sanatçı Joan Manuel Serrat’ın konserine girip ona bileklik hediye edecek kadar cesurdu. Amcası cuntanın atadığı yöneticilerden biri olmasına rağmen ona karşı protestolardan çekinmezdi.
Bir veda şiiri
Kaçırılmadan kısa süre önce annesine bir şiir bırakmıştı. Taty, oğlunun şiir yazdığını bilmiyordu, şiirleri kayboluşundan sonra bir günlükte bulundu. Alejandro, annesine veda şiirini şöyle kaleme almıştı: “Eğer ölüm beni senin karnından uzakta yakalarsa -çünkü senin için üçümüz hâlâ orada yaşıyoruz-, eğer beni çok özlediğim okşamalarından uzakta yakalarsa, eğer ölüm özgürlüğü sevdiğim için bir ödül olarak beni sıkıca kucaklarsa ve senin kucaklamaların o zaman sadece anıları, gözyaşlarını ve uymak istemediğim öğütleri sarmalarsa, sana şunu söylemek isterim anne; eskiden olduğum kişinin bir parçasını arkadaşlarımda bulacaksın. Kontrol randevusu, son randevu, onu onlar aldı, şehitler, bizim şehitlerimiz, benim kontrolüm, bizim kontrolümüz cennette ve bizi bekliyor. Eğer ölüm beni bu kadar acı ama dürüst bir şekilde yakalarsa, eğer son bir çaresiz ve samimi çığlık atacak vaktim kalmazsa, son nefesimi, sana seni seviyorum demek için vereceğim.”
Uzun arayış günleri
Taty, ilk yıllarda askeri bağlantılarını kullandı. Ailesine yakın olan Leopoldo Fortunato Galtieri, Albano Harguindeguy, Ramón Camps, Orlando Ramón Agosti ve Jorge Rafael Videla gibi askeri yetkililere başvurdu ancak hiçbir yanıt alamadı. Ülkede Mart 1976’da askeri cunta gerçekleştiğinde her şey tamamen alt üst oldu.
Arama mücadelesi onu aynı acıyı yaşayan diğer annelerle buluşturdu. Ailesinin askeri kökenli olması nedeniyle başlangıçta Plaza de Mayo Anneleri’ne katılmakta tereddüt etti. “Casus” sanılmaktan korktu. Bir gün cesaretini toplayıp Lavalle Caddesi’nde annelerin gizlice toplandığı büroya gitti. İçeri girdiğinde duvarların kayıp kişilerin fotoğraflarıyla doldurulduğunu gördü.
‘Sen de kim eksik?’
Derneğin o dönemki başkan yardımcısı María Adela Gard de Antokoletz sordu: “Sende kim eksik?” Taty ağladı, küfretti, kendine kızdı. María Adela nazikçe, "Hayır, küçük kızım. Her annenin bir anı vardır ve bu da senin anın” dedi. O gün yalnız olmadığını anladı. Oğlunun kaybedilişi Taty’nin hayatını yeniden başlattı.
“Alejandro, beni yeniden doğurdu. Beni, hayatım boyunca içinde yaşadığım o balondan çıkardı. Ve beni yeniden doğuranın o olmasından çok gurur duyuyorum” diyordu basına verdiği demeçlerde. Acısını kolektif bir mücadeleye dönüştürdü, Beyaz eşarbını taktı, 1977’den itibaren her Perşembe günü Plaza de Mayo’da yürüyüşlere katıldı.
Eylül 1979’da Alejandro’nun kayboluşunu Amerika Kıtası İnsan Hakları Komisyonu’na (IACHR) bildirdi, yıllar sonra Ulusal Kayıp Kişiler Komisyonu’na (CONADEP) ifade verdi. Devlet terörünün resmen 24 Mart 1976 darbesiyle değil, daha önce başladığını ısrarla savundu.
Alejandro’nun sözünü tuttu
Yıllar geçtikçe Taty, Alejandro’nun şiirdeki sözünü tuttu ve oğlunun bazı yönlerini yoldaşlarında yavaş yavaş keşfetti. Bu yakınlaşma ona hem acı hem de güç verdi. Sağlık sorunlarından dolayı tekerlekli sandalyeyle Plaza De Mayo’ya gelse de bir adım geri atmadı. 2024’ten itibaren Plaza de Mayo Anneleri Kurucu Çizgi’nin (Línea Fundadora) başkanlığını yürüttü.
Hafızayı silemeyeceksiniz
Norita Cortiñas’ın 30 Mayıs 2024’te yaşamını yitirmesinin ardından hareketin en tanınır simgesi haline geldi. Darbenin 50. yılında, 24 Mart 2025’teki yürüyüşte kalabalığın önünde Javier Milei hükümetine seslendi: “Hafızayı silemeyeceksiniz. Onlar tamamen inkârcı bir hükümet.”
Nisan ayında Buenos Aires Üniversitesi (UBA) kendisine fahri doktora verdiğinde, “Sadece üç anne ve iki büyükanne kaldık” demişti. Ne hüzün ne de yenilgiyle anılmak istedi. “Bizi yenemediler” sözünü hep gibi tekrarladı. Ne zaman bir ödül alsa, Alejandro’nun ona bakıp güldüğünü hayal ederdi. Son röportajlarından birinde şöyle demişti: “Beni huysuzluğumla, tartışmalarımla ve yaşam sevinciyle hatırlamanızı isterim. Ve bu neşeyi, herhangi bir nedenle morali bozuk olanlara aşılamak isterim.”
Aynı evde oğlunu bekledi
Taty Almeida, ömrünün sonuna kadar Palermo’daki aynı dairede oğlunun son kez çıktığı evde yaşadı. Cenazesi, Buenos Aires’teki Telekomünikasyon Sendikası (Foetra) binasında defnedildi. Kızı María Fabiana, C5N kanalına “Annem orada, bir sendikada defnedilmek istedi. Ne Meclis’te ne de Kongre’de” dedi. “Uykusunda gitti. Son anlarında acı çekmedi ve kardeşimle benim elimizden tuttu.”
Alejandro'nun eli hâlâ bekliyor.
***
Hoşça kal, Taty!
Plaza de Mayo Büyükanneleri (Abuelas de Plaza de Mayo), Taty’e şu sözlerle veda etti: “Metanet, cesaret, kahkahası ve ışıltılı bakışları, her etkinlikte eksik olmayan sesi… Taty işte bunlardan ibaretti. Hayatının yarısını tanıklık etmeye adadığı için, en farklı ortamlarda onu dinleyen herkese şöyle derdi; ‘Unutmayın.’
O kadar çok yürüyüş, o kadar çok paylaşılan an, acı ve tatlı, bir avuç kelimeye sığmayacak kadar çok mücadele, Taty’nin her yerde bıraktığı o etkileyici iz, şefkatini kaybetmeden gösterdiği o kararlılık, onu sonuna kadar hayata kucaklamaya iten ve onu insan hakları hareketinin tartışmasız merkezi bir figürü haline getiren o yürek.
Sevgili Taty, nerede olursan ol, oğlun Alejandro ile birlikte, sonunda huzur içinde yatarken, sana şunu söylemek istiyoruz; biz çılgınlar burada ayakta durmaya devam ediyoruz, milyonlarcayız, bizi yenemediler!”
***
Buradayız, şimdi ve daima
Taty’nin mücadelesini sürdürme sözü veren Plaza de Mayo Anneleri Kurucu Çizgi, “Senin ve Alejandro’nun anısını yaşatmayı ve mirasını her köşeye taşımayı söz veriyoruz. Ve 30 bin kişi için sesimizi her yükselttiğimizde, seni de anacağız.
Bize düşen sorumluluk, bu tarihin bir daha asla tekrarlanmaması için hikâyeyi anlatmaya devam etmek; ‘Bir Daha Asla’ diye yüksek sesle haykırmaya devam etmek. Her zaman ‘Buradayız, şimdi ve daima’ sözünde, her fularda, her turda, her kucaklaşmada ve her okşamada seni hatırlayacağız. Teşekkürler, Taty. Mücadelen ve sevgin aramızda kalacak. Hoşça kal. Buradayız, şimdi ve daima” dedi.