‘Tok açın halinden anlamaz” derler. Ama artık anlamak zorunda. Tok açın halinden anlamadıkça ne barış ne demokrasi ne de kardeşlikten söz edilebilir.
Zindan direnişi 67. gününe girdi. Yeni katılımlarla on binlerce insana ulaştı. “Topyekün direniş günü” ilan edilen 17 Kasım’da yani bugün yüz binlere-milyonlara ulaşacak. Sokaklara-meydanlara taşacak. Şimdiden Kürdistan, Türkiye ve dünyanın bir çok meydanı direniş çığlıklarıyla inliyor.
AKP ve emrindeki yalaka medya ise hala hiç bir şey yokmuş gibi davranmaya ya da bin bir türlü kışkırtma ile direnişi kırmaya çalışıyor. Başbakan ve yardımcıları her gün yalanlarla, hakaretlerle, tehditlerle ortaya çıkıyor. Emirlerindeki medya ise bunları büyük ve tek gerçeklermiş gibi halka yansıtıyor. Böylece birbirlerine baka baka utanmazca “katliama devam” diyorlar. Medyanın çoğunda hala bu büyük direnişe yer yok. Bin bir türlü dalavere ile bastırmaya çalışıyorlar. Bin bir yalanla büyük direnişe saldırıyorlar.
12 Eylül faşizmi büyük bir zulümle diktasını kurmuş, anayasa dediği faşist nizamnamesini halka onaylatmaya hazırlanıyordu. Bütün direnişleri ezdiği gibi Amed zindanında direnen PKK önderlerini de teslim almak istiyordu. Kemal Pirlerin, Hayri Durmuşların önderliğindeki 82 ölüm orucu direnişi 12 Eylül faşizminin idam fermanı oldu. Amed zindanlarında doğan direniş güneşi yeni bir tarihi dönemi başlatıyordu. 12 Eylül faşizmi bozguna uğramış ve özgürlük güneşi yükselmeye başlamıştı. O günden beri hep özgürlük davası kazandı, ırkçılar-sömürgeciler-işgalciler kaybetti.
10 yıllık AKP iktidarı tarihten hiç ders almamış. Hala halkın en temel haklarını gasp etmeye, direnenleri susturmaya çalışıyor. Erdoğan hiç utanmadan direnişçilerin “nefis terbiyesine” ihtiyaçları olduğunu söylüyor.
Cepleri ve banka hesapları gasp edilmiş-çalıntı dolarlarla dolup taşan ama gözleri doymayan AKP çetesinin vicdanları, izanları tamamen boşalmış, ar damarları çatlamış. Açlık grevini kendi midelerini sahurda-iftarda tıka basa şişirdikleri oruçlardan zannediyorlar. Onların haram iftar sofralarındaki bir yemekle fakir fukara bir hafta beslenir. Nefis terbiyesine ihtiyacı olan AKP elebaşıları ve yalakalarıdır.
İnsanların yapabileceği en barışçı ama en zor eylem olan açlık grevi direnişçilerine saldırıyorlar. Medyaları da savaş tam tamları çalıyor. Kalemlerinden kan, ağızlarından pislik fışkırıyor.
Bu gürültü-kargaşa arasında 67. günde bir deri bir kemik direnen tutsakların sesini bastırmak, meydanlara dolan halkın direnişini gizlemek istiyorlar. Açlık grevi direnişçilerinin istemlerini görmüyorlar. Gözü yaşlı annelerin feryatlarını duymuyorlar. Halkın taşan öfkesini ve haykırışını da anlamıyorlar. Kalpleri mühürlenmiş, hiç bir şey hissetmiyorlar. Hala “anadil komisyonda görüşülüyor, koster tamir ediliyor” vb. yalanlarla halkı kandırmaya çalışıyorlar. Ondan sonra da utanmazca “Açlık grevi bitirilsin” diyorlar. Bu kadar demokratsanız zaten “gasp edilen hakların” iadesinden ibaret olan istemleri kabul edin bitsin. Bunun için anayasa değişikliğine de gerek yok. Ama hala asimilasyon ve soykırım peşindeyseniz şunu bilin ki artık Kürt halkıyla her alanda-her anlamda eşit-özgür bir ilişkiyi kayıtsız şartsız kabul etmeyen hiç bir siyaset-siyasetçi-devlet ayakta kalamaz. Bunu bir daha denemek isteyenler tarihin çöplüğünde yer alan ırkçılar-zalimler arasına eklenip gidecektir. Bunu Ortadoğu devletleri de, ABD-AB de iyi anlamalıdır.
Erdoğan hala idam cezasını dile dolayıp halka gözdağı vermeye kalkışıyor. Her gün dağlarda sokaklarda kurşunlanan, Roboskî’de paramparça edilen, açlık grevlerinde aylarca direnenler senin idam sehpalarından mı korkacak? Senin idam sehpaların mı tarihin akışını değiştirip Kürt halkını yeniden köleliğe mahkum edebilecek? Biz devrimciler o idam sehpalarında sandalyeyi kendimiz tekmeleyerek çok sallandık. Tekmeyi attığımız sandalye değil sizin çürümüş zulüm düzeninizdi. Ama siz o idam sehpalarına eliniz ayağınız titremeden çıkabilir misiniz?
AKP liderleri bir yok oluş tüneline doğru hızla yol alıyor. Tünelden önceki son çıkışı görüp çıkmaları kendilerinin de lehine olur. Yoksa Kürdistan halkı mutlaka özgürlüğünü kazanacaktır. Ama onu engellemeye kalkışanlar özgürlük direnişiyle yıkılıp gidecektir. Belki anılarını yazmaya da fırsat bulamadan tarihin lanetliler mezarlığında çürüyeceklerdir. Aç gözlerini toprak doyuracaktır.
Haydi hep birlikte meydanlara!
Topyekün direniş için ileri!
Özgürlük için direnenlere, savaşanlara bin selam!
Zafer direnen halkın olacaktır!