Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, yaklaşık 7 bin tutsağın açlık grevinde olduğunu belirterek, “Eylemimizi taleplerimiz kabul görene kadar sürdüreceğiz” dedi.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 139. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 101, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 10, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 91. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 84, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 81. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 70. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. Tutsaklar adına Deniz Kaya tarafından yapılan açıklamaya göre 1 Mart’tan itibaren tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 126 gündür; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 66 gündür; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 31 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, Öcalan üzerinde devam eden tecride karşı tutsakların öncülüğünde gelişen onurlu direnişin yayılıp büyüyerek devam ettiğini hatırlattı. Önceki gün itibarıyla Zülküf Gezen, Ayten Beçet, Uğur Şakar ve Zehra Sağlam’ın da tecride karşı fedai eylem yaptıklarına dikkat çeken Kaya, şöyle devam etti: “Dört yoldaşımızın şehadeti hem zafer inancımızı keskinleştirmiş hem de halkımızın kararlığını yükseltmiştir. Elbette böylesi muazzam direniş süreçlerinde şehadet en onurlu makamdır ve biz geride kalanlar için daha fazla direnme ve mücadele etme gerekçesidir. Şehadete ulaşan yoldaşlarımızın eylemlerine verdiğimiz değer, değerlerin en büyüğüdür. Arkadaşlarımızın fedai eyleme giderken fedailik içinde fedailik yaparak olası şehadetlerin önünde set oluşturma ve başka şehadetlerin önüne geçme amacıyla tecride karşı eylemleriyle canlarını feda etmeleri niyet, cesaret, önderlik, partimiz PKK, PAJK ve insanlık adına onur vericidir.

Hep birlikte özgürleşeceğiz

Öyle bir faşizmle karşı karşıyayız ki şehit yoldaşlarımızın cenazelerinden korkar olmuştur. Toplumsal geleneklerin uygulanmasına dahi izin vermemekte, gece yarıları ailelerin rızası olmadan, cenaze kaçırılarak defin işlemleri yapılmaktadır. Vicdansızlık had safhadadır. Biz diyoruz ki; ne olursa olsun her koşulda, hep birlikte direnerek kazanacağız, özgürleşeceğiz. Bu temelde başta Zülküf, Uğur, Ayten ve Zehra yoldaşlarımızın ailelerinin, Kürt halkının ve hepimizin başı sağ olsun diyoruz. Tüm direnen yoldaşlarımızın kahramanlıklarını tekrar tekrar selamlarken ‘yaşam’a daha örgütlü yaklaşmayı da hep beraber esas alacağımızın sözünü vermeliyiz. Zafer elbette direnen yoldaşların ve halkın olacaktır.”

Yükselterek büyüteceğiz

 Yaklaşık 7 bin tutsağın açlık grevinde olduğunun belirtildiği açıklamada, “Eylemimizi, taleplerimiz kabul görene kadar kararlıca sürdürmeye devam edeceğiz. AKP - MHP faşizmini yıkmak ve tecridi sonlandırmak için önderliğimiz etrafında direniş çizgimizi daha da yükselterek büyüteceğiz. Yaşanan şehadetler karşısında bütün halkımızı, kurum ve kuruluşları, dünya ve Türkiye kamuoyunu, ‘ben insanım’ diyen herkesi  duyarlı olmaya çağırıyoruz” denildi.

 

AMED

 
 

Beçet’in koğuş arkadaşı:  Özgürlük ruhu vardı

   

Gebze M Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde 22 Mart’ta fedai eylem yapan Ayten Beçet’le 4 yıl boyunca aynı cezaevinde kalan Fatma Yürek, “Ayten’in bir kuş gibi özgürlük ruhu vardı. Hayali, Sema Yüce gibi tarihe geçmekti” dedi.

“Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 2011’de tutuklanan ve geçen yıl Temmuz’da tahliye olan Yürek, Beçet’le olan anılarını anlattı. Beçet’i “yaşam dolu” diye yad eden Yürek, şöyle devam etti: “İlk geldiğinde yaşı çok küçüktü. Gülüşüyle, duruşuyla çok olgun bir karaktere sahipti. Ayten, mücadelenin bir parçası haline bürünmüştü. Hepimize moral olan bir arkadaştı. Ayten’in hayali; Sema Yüce gibi tarihe geçmekti. Ayten’i anlatmak için kelimeler yetersiz kalır.”

Göç ve zulümle büyüdü

Yürek, şöyle konuştu: “Bir gün özgürleşip, Diyarbakır Surlarında bir çocuğun elinde uçurtma olup uçmak istiyordu. Hayali gerçekleşmedi ama Diyarbakır’da defnedilmeliydi. Her insan yaşamına son veremez. Ayten için söylenecek her söz eksik kalacaktır. 24 yaşında bir kadın, göç ve zulümle büyüdü. Yaşama çok bağlıydı.”

Beçet’in ardından bıraktığı mektubunda yer alan “Bir adım atmak için ilk defa kendimi bu kadar özgür hissediyorum” ifadelerine dikkat çeken Yürek, “özgürlüğüne kavuştu” diye konuştu.

Kendisinin de bir anne olduğunu ve tutukluların taleplerin bir an önce karşılanması gerektiğini dile getiren Yürek, sözlerini şöyle tamamladı: “Artık cezaevlerinden tabutlar çıkmasın. Aytenler, Zehralar, Zülküfler ölmesin. Tabutların çıkması engellenmelidir. Kürt halkı, Türkiye halkları harekete geçmeli.”

 
 

Artık dönüş yok

 

Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki tutsaklar, “Direnişimizde arkadaşlarımız canlarını verdi. Artık dönüş yok. Haklı talebimiz karşılanana kadar herkesi açlık grevi direnişçileriyle dayanışmaya çağırıyoruz. Tecridi kıracağız” dedi.

Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda Uğur Çiçek, Mehmet Kaplan ve Serhat Güzel 26 Aralık 2018’den bu yana açlık grevinde. 1 Mart itibariyle de çok sayıda tutuklu eyleme katıldı. “Biz 5275 sayılı kanun maddelerinin uygulanmasını talep ediyoruz. Devlet kendi anayasasında açıkça belirtilen kanunlarını çiğniyor” diyen tutsaklar, tecride karşı fedai eylem yapan arkadaşları için “Arkadaşlarımızın fedai eylemleri direnişimizin sonuç alana kadar süreceğinin göstergesidir. Üzgünüz ama dinciz. Eylemimiz sürecek. Herkesi açlık grevi direnişçilerinin etrafında kenetlenmeye çağırıyoruz” dedi.

İktidarın açlık grevlerini görmezden gelerek oy hesabı yaptığını, buradan oy devşirmeye çalıştığını belirten tutsaklar, bu hesabın tutmayacağını, sonuçlarının iktidar açısından çok ağır olacağını dile getirdi. Tutsaklar, şöyle dedi: “Eylemimizin sonuçları iktidar açısından çok ağır olacak. Direnişimizde arkadaşlarımız canlarını verdi. Bu işe artık kan bulaştı. Artık dönüş yok. Öncelikle halkımızı direnişimize ses vermeye çağırıyoruz. Bu işe kan bulaştı. Haklı talebimiz karşılanana kadar herkesi açlık grevi direnişçileriyle dayanışmaya çağırıyoruz. Tecridi kıracağız.”

 
 

Geri adım atmayacağız

İzmir’de bulunan cezaevlerinde 101 gündür açlık grevinde olan tutsaklar, aileleri aracılığıyla yaşadıkları hak ihalelerini anlatarak, talepleri karşılanmadığı sürece geri adım atmayacakları mesajını verdi.

Kırıklar 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde Abdullah Oral ve oğlu Savaş Özer’i 18 Mart’ta ziyaret eden Vasfi Özer, tutsakların mesajlarını iletti. Baba Özer, gazetelerin verilmediğini ve cezaevi yönetiminin keyfi uygulamalarına maruz kaldıklarını belirtti. Kantinden istedikleri oranda tuz, limon, karbonat gibi malzemelerine de kısıtlamalar getirildiğini anlatan baba Özer, Tekirdağ T Tipi Kapalı Cezaevi’nde fedai eylem yapan Zülküf Gezer’in tutumunun, tüm tutsaklar üzerinde büyük etki yarattığını söyledi. Özer, 100 gündür açlık grevinde olan Abdullah Oral’ın kendisine, “Kararlıyız mücadelemizden geri atmayacağız. Taleplerimiz karşılanıncaya kadar açlık grevlerini sonlandırmayacağız” dediğini aktardı.

Ödemiş T Tipi Cezaevi’ne yakınlarını görmeye giden aileler ise açlık grevindeki tutsakların yaşadıklarını anlattı. Her sabah cezaevi müdürü Atila Kuru ve gardiyanların koğuşlara girerek açlık grevini bırakın söylemleriyle provokasyon yaratmaya çalıştıklarını söyleyen tutsaklar, aynı cezaevinde kalan ve 26 Aralık’ta açlık grevine giren Uğur Çiçek, Mehmet Kaplan ve Serhat Güzel’e 21 Nisan’a kadar görüş cezası verildiğini aktardı.

Şakran 4 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan ve 23 Şubat’ta başladığı süresiz- dönüşümsüz açlık grevini sürdüren Roni Yavuz da ailesiyle 21 Mart’ta yaptığı telefon görüşünde şu mesajı iletti: “Bu yolda bedel vermeye hazırız. Bizim amacımız tecridin kaldırılmasıdır. Biz bu yolda şehadetler verdik. Tüm ailelerimiz de tıpkı cezaevindeki direnişçiler gibi seslerinin yükseltsin.”

 
 

Bu suça ortak olmayın

Urfa 2 Nolu T Tipi Cezaevi’ndeki tutulan Asuman Yaman, “Bu suça ortak olmayalım. Gelin hep birlikte tecridi kırıp ölümleri durduralım. Sesimize ses verin” dedi.

 Asuman Yaman, gönderdiği mektupta, yeni ölümlerin yaşanmaması adına dışarıdakilerin ses vermesi gerektiğini söyledi. Yaman’ın mektubu şöyle: “Tecrit insanlık onuruna yakışmayan kırıcı bir tutumdur. Tecrit bir bedenden çok düşüncenin tutsaklığı, insanın kişiliğini parçalamaya ve yok etmeye yönelik bir işkence biçimidir. Devlet tecrit suçunu aleni bir şekilde işlemektedir. Tecride dur demek vicdanlı herkesin görevidir. Bir yandan tecrit, bir yandan büyük bir direniş var. Bu direniş son derece barışçıl bir taleple başlatıldı. Tekirdağ Cezaevi’nde Zülküf yoldaşın sessizliğe karşı anlamlı ve büyük bir çığlığı yükseldi. Gerçekleştirdiği eylem bizi derinden yaralasa da şehitler kervanına katıldığını ve ölümsüz olduğunu biliyoruz. Taleplerinin yerine getirilmesi için mücadelesini sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz. Leyla, Zülküf ve Ayten yoldaşların çığlığını, ancak vicdan sahibi olanlar duyabilir! Bu çığlığı duyun ve direnme noktasının ölüme dayandığı bu sürece son verin.

Sesimiz duyulmaz kılınmaya çalışılıyor. Bedenini ölüme yatıran binlerce insanın yaşaması, toplumsal güçlü direnişle mümkün olacaktır. Bu sessizlik devam ederse binlerce insanın direnişine ortak olmadığımız zaman yaşanan ölümlerin sebebi olacağız. Bu suça ortak olmayalım. Gelin hep birlikte tecridi kırıp ölümleri durduralım. Sesimize ses verin.”