Fransa’da Sarkozy’nin iktidarda olduğu son yıllara Emeklilik Yasası damga vurmuştu. Yüzbinler 6 büyük genel grevle sokağa çıkmış buna rağmen tasarı yasalaşmıştı. Bu eylemler esnasında Sosyal Güvenlik Uzmanı Gerard Filoche o dönem kriz nedeniyle yükseltilen emeklilik yaşına dair şunları belirtiyordu; “Evet, bir kriz var ama bizim krizimiz değil onların krizi. Servetin yeniden dağıtımı mümkün. Şu anda 4 milyon işsiz var. Zaten çalışan kişiler için daha çok iş yaratıyorlar ama işsizler için iş yok.” Bu sözlerin söylendiği tarihten kısa bir süre sonra tasarı oylanıp yasalaştı.
Sendikalar, bir süre basın açıklamaları, küçük yürüyüşler gerçekleştirdi. Ardından bütünüyle eylemsellikler rafa kaldırıldı. Dönemin anketleri, toplumun yüzde 72’sinin yasaya karşı olduğunu belirtirken eylemlere katılım oranının yüzde 61 olduğunu açıklıyordu. Üstelik yüzde 45 oranında bir kesim eylemlerin daha radikalleşmesi gerektiği ve süresiz genel grevin yapılmasını destekliyordu. Gelir dağılımında uçurum giderek büyüyor, işsizlik o dönemin neredeyse üç katına çıkmış, emeklilik prim yılı 43 olarak düşünülüyor ama Fransa’da tehlikeli bir suskunluk hali devam ediyor!
2006 yılında aylarca yüzbinlerce öğrenci CPE yasasına karış ve onu destekleyen sendikalar sokaklardaydı. Polisle çatışıyor, tüm yasak ve müdahalelere rağmen geri adım atmıyordu. Şimdi en fazla genç kuşakları ilgilendiren bir emeklilik reformunun gündemde olduğu günlerde öğrenci hareketleri ortada yok. En büyük öğrenci sendikası olarak bilinen UNEF, öğrenci tabanını giderek kaybediyor. İşçi sendikalarında durum pek farklı değil. CGT, Fransa’nın en büyük tabanına sahip sendika. Yönetim ve işyeri temsilciliği konusunda Komünist Parti’nin kalesi olarak bilinir. Kale geçmiş yıllara göre kan kaybediyor. Birçok alanda Sosyalist Parti’ye yakın sendikalara tabanını kaptırmış durumda. Kendi başına yüzbinleri sokağa çıkaran sendika, eski etkisini gösteremiyor. Diğer taraftan CFDT gibi bir sendika hükümet politikasının ötesine geçemiyor.
Sendikal mücadelenin giderek dibe vurduğu koşullar içerisinde geçtiğimiz yıllarda emeklilik primi ödeme süresini özel söktörde 37,5’dan 40 yıla çıkarılmıştı. Daha sonra durum özel sektörle sınırlı kalmayıp kamuyu da içine almıştı. Şimdi ise 43 yıl prim ödeme süresi tartışılıyor. Ama gerçekte bir işçi ortalama 36 yıl çalışıyor. Dolayısıyla bir işçinin emeklilik süresini doldurması neredeyse imkansız. Fransa’da ortalama işe başlama yaşı 18. Ama gençliğin çoğu gerçek anlamda çalışmaya, 27 yaşında başlıyor. Belirsiz süreli sözleşme diyebileceğimiz çalışma biçimi için ise aslında ilk sözleşme yaşı ortalama 27. Ve eğer 43 yıl çalışmanız gerekirse, 70 yaşında ancak emekli olabilirsiniz. Buna karşı ufukta bir genel grev dinamiği gözükmüyor. Sendikalar, toplum hep birlikte susmaya devam ediyor.
Fransa’da bütün bunlar olup biterken Kürdistanlı ve Türkiyeli göçmenler kendilerini doğrudan ilgilendiren bu sürecin bir parçası olarak görmüyor. Özellikle gastronomi, inşaat alanlarında çalışan göçmen Kürdistanlılar, ücretlerinde düşüşü önlemek adına maaş bodrosu ya da sigortalı çalışmayı bile istemiyor. Göçmenlere işveren durumunda olan Kürtler ya da Türkler daha az sigorta ve vergi gideri ödemek için işçilerin sigortalarını yapmaktan kaçıyor. Aylık olarak eline geçen 2-3 yüz Euro nedeniyle sesini çıkarmayan ya da bunun için hak aramayı düşünmeyen Kürdistanlılar, emekli olmayı hayal bile edemiyor. On yıllardır yaşadığı bir coğrafyada kendisini doğrudan ilgilendiren yasalara karşı kendi sınıf kardeşiyle bırakın sokağa çıkmayı, yapılan grevleri işe gitmeyi engelleyen faktör olarak görüyor. Bunun için öfkeleniyor. Sigorta, işgüvenliği, emeklilik primi vb tüm haklardan mağrumiyeti neredeyse bir mecburi görev olarak üstlenen Kürdistanlılar, iş alanı olarak krizle boğuşmaya başlayan gastronomi ve inşaatin bitmesiyle kendilerini bekleyen tehlikeden habersiz yaşamaya devam ediyor.
Fransa’da bulunan sendikaların ise gastronomi ve inşaat alanında örgütlenme konusunda ciddi bir çalışmasından bahsetmek mümkün değil. Bu alanda bulunan göçmenlerin ise hak arama bilinci, örgütlenme ihtiyacı duymadıkları açık. Böylelikle krizin giderek derinleştiği Fransa’da bir diğer önemli nokta ise örgütlenme ve hak arama krizi olarak önümüzde duruyor! Bu koşullarda çalışanlar 70’inde emekliliğe ulaşır mı bilinmez!
70’inde emeklilik!
Fransa Gündemi