1980 darbesi sonrası “ASALA ile mücadele” adı altında Abdullah Çatlı liderliğindeki ülkücü çete MİT’in denetiminde Avrupa’da görevlendirildi. Hemen hepsi 80 öncesi devrimcilerin katledilmesinde görev almış katillerden oluşan çete üyelerine diplomatik pasaportlar verildi. Avrupa’da da ASALA yöneticilerine suikast yapacaklardı. Ancak kısa süre sonra Türk Devleti’nin garantörlüğünde uyuşturucu pazarını yönetmeye çalıştılar. Nitekim çetenin lideri Abdullah Çatlı başta olmak üzere bir çok çete üyesi uyuşturucu ticaretinden İsviçre ve Fransa’da hapis yattı. Ayrıca aynı dönem Avrupa’da görev yapan Türk diplomatların THY aracılığı ile dokunulmazlığa sahip diplomatik kuryelerle uyuşturucu ticareti yaptığı da belgelendi. (Mahmut Baksi, “Teyrê Baz Ya Da Hüseyin Baybaşin” Peri Yayınları)


Paris’te 10 Ocak 2013’te katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez’in halen Fransa’da cezaevinde bulunan katil zanlısı Ömer Güney’in de MİT adına çalıştığı somut belgelerle kanıtlandı. Güney’in suikastlere ilişkin MİT yetkilileri ile yaptığı toplantıların kayıtları basına yansıdı. Uzun bir süredir Almanya ve Belçika başta olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde Kürt siyasetçilere yönelik suikast hazırlıkları olduğu biliniyor.


21 Ağustos günü Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan bir habere göre Alman güvenlik birimleri MİT’in bugün de Avrupa genelinde ve Almanya özelinde kirli bir faaliyet içinde olduğunu saptadı. Habere göre, “MİT Alman iç istihbarat teşkilatı BND’den Gülen cemaati ile mücadeleye katılmasını, hatta Gülencilerin iadesi için Alman yetkililer üzerinde etki kurmasını” istiyordu. Oysa Alman istihbarat teşkilatlarından sorumlu Parlamento Kontrol Komitesi (PKGr), MİT’in Almanya’daki faaliyetlerinin peşindeydi. Komite’nin vardığı sonuç Almanya’da en az 6 bin MİT muhbiri bulunduğu yönündeydi.


Konuya ilişkin olarak Alman Welt am Sonntag Gazetesi’ne konuşan PKGr üyesi Hans-Christian Ströbele, MİT’in Almanya’daki “inanılmaz gizli faaliyetlerini” kısa süre sonra komite gündemine taşıyacağını söylerken PKGr Başkanı Clemens Binninger de konunun hızla ele alınacağını açıkladı. 


Welt’in haberinde ismi açıklanmayan güvenlikten sorumlu bir siyasiye göre, MİT’in ülke genelinde 6 bin muhbirden oluşan bir ağı bulunuyor. Yani Türkiye kökenli her 500 kişiye bir MİT ajanı düşüyor. Batı Avrupa’daki 800 kadar MİT ajanından çoğunun Almanya’da görevlendirildiğini, bunların sahte kimliklerle Türk şirketleri, bankalar, seyahat acenteleri ve THY bürolarında çalıştığını söyleyen istihbarat uzmanı Erich Schmidt-Eenboom da, “Burada konu artık istihbarat toplanması değil, istihbarat baskısı. Eski Doğu Alman istihbarat servisi Stasi bile Batı Almanya’da bu kadar geniş bir ajan ordusu kurmamıştı” diyor. Alman basınında büyük yankı uyandıran haber “Erdoğan’ın Stasi’si Almanya’daki Türkleri tehdit ediyor” başlığıyla verildi. 


Alman makamlarının tarifinin Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez’in katil zanlısı Ömer Güney’in profili ile bu denli örtüşmesi Ömer Güney gibi MİT’in eğittiği 8 bin tetikçinin faaliyette olduğunu gösteriyor. Ağırlıklı hedefi Kürt siyasetçiler olan MİT ajanlarının sol dernekler ile Alevi kurumlarını da yakın takibe aldıkları biliniyor.


Kısa bir süre önce Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanlarından Muhammed Taha Gergerlioğlu ve ona bağlı birim casusluk yaptıkları için Almanya’da yargılandı. MİT adına casusluktan yargılanan ve AKP muhalifleri hakkında bilgi topladığı ortaya çıkan Gergerlioğlu Erdoğan’ın bizzat girişimleri sonucu salıverildi. Direk Erdoğan’a bağlı çalışan Gergerlioğlu ve diğer MİT ajanlarının elde ettikleri bilgileri ne amaçla kullandıkları ve kullanacakları biliniyor. Bu kirli faaliyetlerin yeni suikastlerin hazırlığı olduğu anlaşılıyor.


AKP iktidarının Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde spor kulübü adı altında uyuşturucu çetelerini örgütlediği de biliniyor. Yeni Özgür Politika’nın 2 Haziran 2016’da “Osmanen Germania’ya neden kimse karışmıyor?” başlığı ile verdiği haberde de, “Osmanen Germania Boks Kulübü adı altında örgütlenen yapı Alman makamları tarafından da takip ediliyor. Kuzey Ren Westfalya Eyaleti Kriminal Dairesi Müdürü Dietmar Kneib, grup üyelerinin önemli bir bölümünün suç dosyaları olduğu, bu suçlar arasında öne çıkanın ise uyuşturucu ticareti olduğu söyledi. Kneib, boks kulübünün de zaten bütün bu suçlara paravan olması için örgütlendirildiğini ifade etti” deniliyordu. 


MİT’in geçmişte olduğu gibi bugün de ajanları ve devşirdiği “sivil” elemanlar eliyle uyuşturucu ticareti yaptığı ortada. Devlet bu yolla sürdürmekte olduğu kirli savaşa bütçe oluşturuyor. Kürdistan’da uzun yıllar ambulanslarla uyuşturucu sevkiyatı yapan Türk Devleti MİT elemanları aracılığı ile o bölgeden getirdiği uyuşturucuyu Avrupa’da piyasaya sürüyor.