Türkiye’de hasta tutsaklara yönelik hem Ceza İnfaz Kanunu’nun hem de Adli Tıp Kurumu’nun yapısından kaynaklı başta Koçer Özdal ve Celal Şeker olmak üzere çok sayıda hasta mahpus yaşamını yitirdi. Bu hasta mahpuslara ilişkin defalarca Ceza İnfaz Kanunu’nun 16. Maddesine binaen tahliye veya hasta koşullarında tedavi edilme başvuruları hem ilgili yargı mercinin hem de ATK’nin ‘Cezaevinde kalabilir’ raporları doğrultusunda sürekli reddedildi. Böylelikle hasta mahpuslar hep ölüme terk edildi. 8 yılda hapishanelerde hayatını kaybeden toplam tutuklu ve hükümlü sayısı 2 bin 300. İşte bazı örnekler:

Bir çocuğun ifadesiyle

Seyithan Taşkıran, 4 Ocak 2014’de Bitlis E Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşamını yitirdi. 44 yaşındaki PKK’li tutsak Seyithan Taşkıran, hastalıkları nedeniyle artık yoğun bakımdaydı. Silvan’a bağlı Selahattin Mahallesi’nde 3 farklı iş yerine yönelik 5 Ekim 1993’te düzenlenen silahlı saldırı ile ilgisi olduğu iddiasıyla o dönem 13 yaşında olan birinin verdiği ifade sonucu 2009’da gözaltına alınarak tutuklanan Taşkıran’a, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından müebbet hapis cezası verilmişti. Taşkıran, 13 yaşındaki bir çocuğun ifadesi nedeniyle tutuklandı ve hastalıkları nedeniyle hapishanede yaşamını yitirdi. Yaşamını kaybetmeden önce ise zaten iki yıl boyunca tecritteydi.

Sadece yurtsever bir köylüydü

Koçer Özdal, 27 Ağustos 2018’de, sevk edildiği Ankara Numune Hastanesi’nde, yoğun bakımda hayatını kaybetti. Özdal’ın serbest bırakılarak tedavi edilmesi için 13 hak örgütü açıklama yapmış, milletvekilleri konuyu Meclis’e taşımıştı. 65 yaşındaki Koçer Özdal, ellerinde ve ayaklarında kelepçelerle yoğun bakımda insanlık onuruna ve haklarına aykırı koşullar altında, ailesine veda etme şansı dahi olmaksızın yaşamını yitirdi. Hapishane koşullarında sağlık durumu kötüleşen Özdal’dan, okuma yazma bilmediği halde revire çıkma talebini yazılı yapması istendi. Hayati tehlikesi artarken tek kişilik hücrede tutuldu. İnsan hakları örgütlerinin, ailesinin ve HDP’nin ısrarla serbest bırakılmasını talep ettiği 65 yaşındaki Özdal, sağlıklı bir şekilde girdiği hapishaneden, 2018 yılında ailesine bir tabut içinde teslim edildi.

Kalbi durana kadar beklettiler

Giresun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 3 yıl 10 aydır tutuklu bulunan 67 yaşındaki Burhan Karatay, anjiyo tedavisine izin verilmediği için 6 Kasım 2018’de kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. 67 yaşındaki hasta tutsak daha önce tahliyesine ilişkin raporlar sunulmasına rağmen tahliye edilmedi. Karatay, vefatından 5 ay önce anjiyo olması gerektiğini fakat hapishane yönetimi tarafından izin verilmediğini aktarmıştı. Ölümünden sonra, tutsağın yüksek tansiyon hastası olduğu ve daha önce 4 kez anjiyo olduğu öğrenildi.

Ring aracında kalbi durdu

Kronik kalp hastası tutsak yazar Murat Saat, 13 Aralık’ta kaldığı hapishanede kalp krizi geçirdi. Saat, kendisine geç müdahale edildiği gibi bir de ring aracıyla hastaneye götürüldü. Ring aracında kalbi durdu. Tekrar müdahaleyle döndürülse de yoğun bakıma alındı. 13 Aralık’tan beri Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesi’nde yoğun bakımdaydı. Hastaneye kaldırıldıktan iki hafta sonra kalbi duran Murat Saat, 28 Aralık 2017’de yaşamını yitrid. Saat, 1996’dan beri cezaevindeydi.

Hasta tutsaklara reva görülen

Hasta tutsaklar sağlık haklarına erişimde oldukça büyük sorunlarla karşılaşıyor. Sık yaşadıkları hak ihlalleri şöyle:

  • Kelepçeli muayene ve tedavi,
  • Tek kişilik bölmeli ring araçlarıyla sevkler,
  • Sevklerin uzun sürelere yayılması ve geciktirilmesi,
  • Sağlık raporlarının -talep edildiği halde- hastalara verilmemesi,
  • Hapishanede kalması mümkün olmayan ağır hasta mahpuslara “Hapishanede kalabilir” raporu verilmesi ya da koşullarının düzeltilmemesi,
  • Tetkik ve tedavileri esnasında ayrımcı ve nefret söylemlerine maruz kalmaları,
  • Dış güvenlik sorununun çözülememesi gerekçe gösterilerek hastane sevklerinin ve hasta kontrollerinin zamanında yapılamaması,
  • Bulunduğu hapishaneden başka hapishaneye nakil edilen mahkûmların sağlık dosyalarının geç gelmesi, yeni geldiği kurumda ilaç temininin gecikmesi ve geldiği kurumda ya da kurumun bulunduğu il/ilçe hastanelerinde hastanın takibini yapacak ilgili uzmanlık dalı hekimin bulunmaması,
  • Besin değeri düşük yemekler, diyet yemeklerinin verilmemesi, yeterince gün ışığından faydalanılamaması, temiz suya erişimde yaşanan problemler, hapishanenin bulunduğu ilin iklim koşullarına göre ısıtılmaması, mahkumlara yeterli temizlik malzemesi verilmemesi, her mahkuma bireysel temizliği için verilmesi gereken temizlik maddelerinin ortak kullandırılması, sıcak suya erişimdeki kısıtlamalar hastalıkların sağaltımını zorlaştırarak, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor.
 

Ağır hasta tutsaklardan bazıları

Sağlık hakkına erişimden mahrum bırakılan ve durumu ağır olan tutsaklardan bazılarıyla ilgili bilgiler şöyle:

Kemal Özelmalı: Kürkçüler F Tipi’nde tutulan 54 yaşındaki Özelmalı, 1980 askeri darbe döneminde ilk gözaltına alındığında 7 yıllık bir tutsaklık süreci yaşadı ve sonra tahliye edildi. Özelmalı, 90’lı yıllarda tekrar tutuklandı. Hapishanelerdeki baskı ve insanlık dışı politikalara karşı 2000’de gerçekleştirilen ölüm orucu eylemlerine katılan Özelmalı, yaklaşık 300 gün sürdürdüğü ölüm orucunun ardından Wernicke-Korsakoff hastalığına yakalandı. 5 yıldır tutuklu olan ve Kürkçüler F Tipi Ceza İnfaz Kurumu’ndaki Wernicke-Korsakoff hastası Kemal Özelmalı, artık hiçbir şey hatırlamıyor. Buna rağmen tedavisi engellenen Özelmalı, 70 günden fazladır açlık grevinde.

Fatma Tokmak: 2,5 yaşındaki oğlu Azad ile işkence gördü, tutuklandı. DGM tarafından, cezalandırıldı. İşlemediği suçun cezasını yatan Fatma, kalp hastası. İnsan Hakları Vakfı “Hapishanede kalamaz” raporu verdi. Ancak Adli Tıp, “Fatma Tokmak, hapishanede kalabilir,” dedi. Fatma içeride ölümle pençeleşiyor.

Sîsê Bingöl: 80 yaşın üstünde. “Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla ilk olarak Haziran 2016’da tutuklandı. Hakkında, Erzurum Bölge İstinaf mahkemesi tarafından 4 yıl 2 aylık hapis cezası istendi. Bingöl, üç aylık tutsaklığının ardından serbest bırakılsa da 9 ay sonra cezası kesinleştiği için yeniden tutuklandı. Tutuklanmadan bir ay önce kalp krizi geçirdiği için hastaneye kaldırıldı. Ciddi sağlık sorunları nedeniyle kendisine “hayatını tek başına idame ettiremez” raporu verildi ama bu rapor oy çokluğuyla tersine çevrildi. Yaşından dolayı ameliyat olması da riskli. Kalp rahatsızlığı dışında yüksek tansiyon, mesanesinde gizli bir hastalık, akciğer hastalığı ve bacaklarındaki problemler gibi pek çok sağlık sorunu var. Şu anda hafıza sorunu da yaşıyor. Yine de tahliye edilmiyor.

Dicle Bozan: Rojava’da doğdu. Uzun zamandır Menemen R Tipi Kapalı İnfaz Kurumu’nda olan Bozan’ın bir bacağı yok, diğer bacağında ve karın bölgesinde ise ağır hasarlar mevcut. Hapishanedeki hijyen sorunu yüzünden yaraları bir türlü iyileşmeyen Bozan’ın sindirim sistemi de ağır hasar almış durumda. Bozan, bağırsakları dışarıda, aylardır ameliyat edilmeyi bekliyor. Hapishanede kalamaz raporu olmasına rağmen, “tehlikeli” olduğu gerekçesiyle tahliye edilmiyor.

Bahattin Solan: 20 yıldır hapishanede. Başının sağ tarafından aldığı mermi darbesi nedeniyle beyin travması geçirmiş ve ameliyat edilmiş. Ameliyattan sonra ise yaklaşık 20 yıldır, düzenli bir şekilde ilaç kullanıyor. En azından kullanması gerekiyor. En son gittiği Adli Tıp Kurumu’nun tam teşekküllü bir hastanede tedavisinin yapılması gerekir, diye verdiği belgeyle beraber Diyarbakır Hapishanesi’nde iken arada bir hastaneye götürüldü. Hastanede kontrol altında yapılması gereken tedavisi; birkaç ayda bir hastaneye götürülerek, kontroller ve ilaçlarının dozajının artmasıyla devam etti. Ameliyat olması gerektiği, istenirse ameliyat yapacakları söylendi ama ameliyatın da yüzde 95 riskli olduğunu belirtilip onay yine kendisine bırakıldı. Solhan, günde 6000 mg’a yakın ilaç kullanıyor, buna rağmen vücudunun sol tarafının uyuşması, tutulma, nöbet geçirme, unutkanlık, baş ağrısı ve baş dönmesi gibi rahatsızlıkları da görülebiliyor. 

 

 İSTANBUL