
Biz tutuyoruz ayakları üstünde.
Ey, biz tutuyoruz.
Ey rençperler, uyanın gençler
ve yaşlılar, ayaklanın.
Ey, ayaklanın.
Kurun kendi cumhuriyetinizi
bütün dünyada!
Ey, kurun bütün dünyada!
Alemi yaratan biziz ellerimizle.
İnsanın rızkını üreten
biziz ellerimizle.
Ey, biziz ellerimizle.
Ey rençperler, uyanın gençler
ve yaşlılar, ayaklanın.
Ey, ayaklanın.
Kurun kendi cumhuriyetinizi
bütün dünyada!
Ey, kurun bütün dünyada!“
‘Ayaklanın’ adlı şiirinde böyle sesleniyordu, şair Lahuti Abulkasım. Ömrünü özgür bir dünya idaallerine adayan şair, günümüzün sanatçısı için de bir örnek hala. Dünya onu Farsça’nın devrimci şairi Lahuti Abulkasım ya da Abdul-Kasım Lahuti olarak tanıyor. Ancak O, 4 Aralık 1887 Doğu Kürdistan’ın Kermanşah kentinde dünyaya geldi. Çocuk yıllarında zanaatçılıkla ilgilendi. Önce bir demircinin daha sonra da babasının yanında ayakkabıcılık yaptı. Çocukken Kürdistan’ın mistik kenti Kermanşah’ın halk öyküleriyle tanıştı. Firdevsi’nin ölümsüz eseri „Şahname“ onun edebiyata olan ilgisini büyüttü. Babası da şairliğe hevesli bir insandı. Lahuti, ilk şiirlerinden biri olan ‘Hakim İlham’ı bu ortamdan etkilenerek yazdı.
Çok kısa sürede İran’ın en büyük devrimcisi ve şairi oldu. Şaha karşı ayaklanmaya katıldı. Sovyetlere gitti ve sınıf mücadelesinin yürütücüsü oldu. Tacik Sosyalist Cumhuriyeti’nin eğitim bakanı, Tacik edebiyatının örgütleyici kurucuları arasında yer aldı. Afganistan olmak üzere orta ve güney Asyalı devrimciler onun şiirlerinden ilham aldı. Mistik sofizmden sosyalizme uzanan Kürt kökenli doğulu devrimci şairin macerası, soluksuz bir roman gibi.
Arayışçı bir şair
Lahuti’nin yaşamı ve edebiyat çalışması, İran’daki sınıfsal ve anayasal mücadele dönemine denk geliyordu. Şiirindeki mistizm onu popüler kılıyordu. O ilk etapta halkın bir dönemki isyan sahası olan Mezheplere girdi. Ama bu mezhepler, Kürdistan’da halkı sömürme yuvaları haline gelince onlardan ayrıldı. Henüz erken yaştayken devrimci fikirlerle tanışmaya başladı. O kadar arayışçıydı ki bölgede etkisi görülmeye başlanan birçok harekete katıldı. Daha sonra Tahran’a giderek burada eğitimini sürdürdü. Öğrencilik gecelerini edebiyata adadı, kaldığı pansiyonda saray ve şah rejimine karşı ‘Şebname’ (Gece Mektupları) adlı kitabını (1904) kaleme aldı.
Özgürlük ve adalet idealleri
Asyalı edebiyatçılar Lahuti’nin edebiyat ve yaşam çizgisini, dini mistizmden sosyalizme uzanan çeşitli dönemlere ayırıyor. İlk dönem halkçı ve emekçi köylülerin sofizmini içerir. Bu dönem dini felsefeyi mistik üslubuyla yansıtır.
İkinci dönem sömürgeciliğe karşı halkların yanında yer alan anti emperyalist söylem ve içerikler. Bu dönemde devrimci olayların etkisiyle emeği yücelten, sosyal eşitsizlikleri kınayan, özgürlük ve adalet ideallerinin ağırlıkta olduğu eserler verir.
Sonraki dönemde yani 1917 ve 1922 yılları arasında demokrasiye karşı hayalkırıklığı yılları oldu. O’nu İstanbul’da estetikle uğraşırken buluruz. Burada geleneksel Fars edebiyatında yeni şiir tarzına yönelme arayışına girer. Son ve uzun dönemi ise, Sovyetlerde olmanın etkisiyle sofizmi bırakıp proleter şiire dönüşüdür. Lahuti, böylece Sovyet edebiyatına girer. Devrimci mücadele konusunda geniş deneyimlere sahip olmuştu. Sosyalist dünyada onun eserleri hızla yayılır ve bazı alanlarda tanınmışlığı artar.
Anti faşist şiirler üretir
Lahuti, 2. Dünya Savaşı boyunca faşizm karşıtı pek çok şiir yazar ve anti faşist kahramanları över. Halklararası barış ve insanlığın kardeşliği için çaba harcar. Bu nedenle de Fars edebiyatının en etkili anti faşist şiirlerini üretir. Bütün bu dönem boyunca çeviriler yapmayı da sürdürür.
Lahuti, bir Kürt efsanesi ‘Kawa e Hesinkar’ı dramatik şiir çalışmasıyla yeniden anlatır ve bu eseri büyük beğeni toplar. Bu çalışma Aba Balasiyan tarafından operaya uyarlandı.
Puşkin, Taras Şevşenko, Maksim Gorki, Mayakovski, Vladimir Lebedev, Oshanina, Dolmatovski ve dünya edebiyatının birçok eserini tercüme ederek Farsça’ya kazandırır.
Aynı zamanda onun birçok eseri Avrupa ve Asya dillerine çevrildi. Lahuti, özellikle Tacikistan, Afganistan, Pakistan ve Hindistan gibi alanlarda hala popülerliğini koruyor. Sovyetlerde birçok ödül ve nişan alır. O nerede olursa olsun hiçbir zaman vatanı olan Kermanşah’ı unutmadı. Gazelleri, rubaileri Kermanşah’ın güzellikleri ve onlara övgülerle duluydu. Devrimci şair, 16 Mart 1957’de Moskova’da yaşama veda eder. Mezarı halen Moskova’nın ünlü Novo-Deviçye Mezarlığı’ndadır. Öldüğünde arkasında yüzlerce edebi eser bırakır.
KÜLTÜR SERVİSİ