Diyarbekir’in yeni Emniyet Müdürü Recep Güven’in “Dağdaki teröriste ağlamayan, insan değildir” sözü gündeme bomba gibi düştü.
Recep Güven, Siirt Emniyet Müdürlüğünden Diyarbekir Emniyet Müdürlüğüne yeni atanmış bir emniyet müdürü. Kendisini tanımıyorum. Siirt’teki uygulamaları Diyarbekir’de yapacağı uygulamaların garantisidir. Henüz zaman erken, bekleyip göreceğiz.
Diyarbekir Emniyet Müdürü’nün yaptığı empatiye ilk tepki şehit aileleri derneğinden geldi. Siverek şehit aileleri derneği başkanı emniyet müdürü hakkında Siverek C.Savcılığına suç duyurusunda bulunmuş. Bir zamanlar MHP’nin örgütlenemediği, 1977’de MHP lideri Türkeş’in Diyarbekir’deki protesto eyleminden sonra uğramaya cesaret edemeyip kıyısından geçtiği memleketimde çok şeylerin değiştiğini böylece öğrenmiş oldum. Yüreğim burkuldu! O Siverek ki aslanların yatağı idi. Öcalan’ın dediği gibi ”üzerindeki külleri üfleseniz altından kor ateş çıkacak” olan Siverek. Vay mala minê.
Recep Güven’e siyasi partilerden en büyük tepki ise MHP G.Başkan Yardımcısı Oktay Vural’dan geldi. Siirtli Vural “Kendisinden sormak lazım acaba şehitlerede ağlıyor mu?” diyor.
CHP G.Başkanı Kılıçdaroğlu ise emniyet müdürünün söylemini “başlangıçta iyi niyetli olsada bölücü” bulduğunu söylüyor.
Şehit ailelerinin bu söyleme ne diyeceğini soruyor? Peki siyaset kurumunun görevi ülkenin yüksek olan siyasi tansiyonunu düşürmek değil midir? Bu memleketin devşirme(!) sosyal demokrat liderleri işte böyledir.
Güven’in açıklamalarına destek verenlerden birisi AKP Grup Başkan Ahmet Aydın “Artık êdî bes é diyoruz. Her anlamda yeter bitsin bu iş diyoruz. Bir insan eline silah alıp dağa çıkıyorsa savunmasız insanları katlediyorsa bunu meşru göstermek doğru olmaz. Bu manada keşke dağa çıkmasalar. Başka yollarla sorunun çözümü konusunda oturulup konuşulsa. Terör örgütü bir sebep değil sonuçtur. Yılların ret, inkar, asimilasyon politikalarının getirdiği sonuçtur” diyor.
BDP lideri Demirtaş ise ”Emniyet Müdürü belediye başkanı Baydemir’e bağlanırsa heyecan duyarız” derken. Sur Belediye Başkanı sayın Demirbaş, “Bir devlet memurunun empati kurmasını pozitif buldum. Ama bu devlet poltikası haline gelmelidir. Emniyet müdürü bunu söylerken halen dağlarda insanlar ölüyor” diyor. Doğru söylüyor Demirbaş. Ayines-i iştir kişinin lafa bakılmaz. Özellikle Kürtlerin böyle empatilere de artık karınları toktur. Kürtler devletin, iktidar da olan partinin barış iradesi var mı, yok mu? Ona bakıyorlar.
Barış iradesinin mevcut olup olmadığının en önemli kıstası ise devletin, iktidarın, muhalefetin ve de Kürtlerin söylemleridir, dilidir. PKK’nin, dağdaki gerillanın inkar, ret, asimilasyon politikasının sonucu olduğunu kavramaz, dağdaki gerillayı halen “terörist” olarak nitelerseniz bu memlekete barışı, birlikte yaşamayı zor getirsiniz.
Kaldı ki dünya tarihine bakın sömürgeci, soyguncu sistemlerin daha düne kadar terörist olarak nitelendirdikleri insanlarla birlikte aynı parlementoda görev yapıyorlar. İrlanda - IRA, Bask temsilcileri birbirlerini içlerine sindirememelerine karşın İngiltere ve İspanya parlamentosunda birlikte yasama görevi yürütüyorlar.
Demokrasi, çoğulculuk bir anlamda birbirlerine tahammül gösterebilmektir.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 8 Ekim 1997 tarihinde Kürt basının ve özgürlük mücadelesinin emektarı Gurbetelli Ersöz Gare’de TSK bir tank pususunda 25 arkadaşı ile birlikte şehit düştü.
* 1919, 1922 ve 1930 Güney Kürdistan’daki Kürt hareketinin önderi Şeyh Mehmud Berzenci 9 Ekim 1956 tarihinde Bağdat’ta yaşamını yitirdi.
* 9 Ekim 1998 tarihinde PKK G.başkanı Öcalan Uluslararası komplonun 1. ayağının uygulanmaya konulması sonucu Ortadoğu’dan ayrılarak önce Yunanistan’ın başkenti Atina’ya, aynı günün akşamı da Rusya’ya gitti.
* 10 Ekim 1922 tarihinde Şeyh Mehmud Berzenci Süleymaniye’de Kürt hükümetini kurdu.
* 11 Ekim 1992 tarihinde PKK ile YNK-KDP güçleri arasında çıkan çatışmalarda YXK kurucusu ve onursal başkanı Hüseyin Çelebi Haftanin’de şehit düştü.
* 14 Ekim 1989 tarihinde Paris’te Paris Kürt Enstitüsü öncülüğünde 1.Uluslararası Kürt Konferansı yapıldı. Kongreye katılan SHP milletvekilleri bilahare partiden ihraç edildiler.
* 14 Ekim 1992 tarihinde gerillaya katılmak üzere Doğanşehir’de dağa çıkmakta olan 23 silahsız Kürt genci TSK tarafından kurulan pusuda şehit edildiler.