Almanya’da yaşayan göçmen gençleri farklı kültür ve dil sorununun yanı sıra aile içinde de birçok sorun yaşıyor. Almanya’da ikinci büyük göçmen topluğu olan Kürtler (hünüz resmen kabul görmeyen), ekonomik, siyasal sorunlarının yanı sıra eğitim sorunlarını da daha fazla ilgi duymaya başladı.
Eğitim ve kariyer Avrupa’da yaşayan yabancı gençler için sürekli gündemde olan bir konu. Özellikle Kürdistan’dan göç etmek zorunda kalan ailelerin çocukları ve genelde ise diğer halklardan olan gençlerin neden eğitim kariyerlerini düşük seviyelerde noktaladıkları aslında sosyolojik, psikolojik, kültürel, siyasal, ekonomik boyutları ile araştırma gerektiren bir konu.
Bu yazıda iki grubu; yani birinci grup olan eğitimini devam ettirenler, ikinci grup ise eğitimini yarıda ya da düşük seviyede bırakan gençlerle konuşarak, aradaki farklılıkları ile birlikte, sorunların nereden kaynaklandığını ortaya çıkarmaya çalışacağız.
Gençlerle yaptığımız konuşmalarda şu soruların cevaplarını bulmaya çalıştık: Neden göçmen gençler üniversiteyi ve daha yüksek akademik kariyer yapmayı hedeflemiyor? Bu hedeflerini etkileyen faktörler nelerdir? Üniversiteyi tercih edenler neyi hedefliyor? Üniversiteyi veya daha yüksek akademik kariyeri hedeflemeyenlerin gerekçeleri ve temel sorunları nelerdir? Kısa yoldan para kazanmak mı yoksa eğitimde kariyer yapmak mı önemli? Dilin, eğitimde oynadığı rol nedir? Ailenin rolü ve önemi nedir? Eğitim veya karyerde arkadaş çevresi ne kadar rol oynuyor?… Almanya’da ki, eğitim sistemi ve entegrasyon sorunları gençleri ve aileleri daha da zorlayan bu sorun duyarlı olan, aydın, akademisyen, politikacı, eğitimci herkesin sorumluluk alanında bulunmaktadır.

Dr. Faraj Remmo: Gençleri etkileyen 3 faktör var

Bielefeld Üniversitesi’nde Pedagoji ve Sosyoloji dalında ders veren Lübnanlı Kürt eğitimci konuya ilişkin ciddi açıklamalarda bulunuyor. Özellikle başta Kürt gençleri olmak üzere göçmen gençlerin eğitim kariyerlerini yarıda bırakmaları ve yüksek kariyer düşünmemelerinin sebebine ilişkin Dr. Remmo şunları söylüyor:
“Göçmen, ilticacı ailelerin çocuklarının eğitimde ki başarı durumlarına ilişkin uluslararası bir kuruluş olan ve ülkelerdeki okulların başarı durumlarını test eden PISA tarafından yapılan araştırmaya göre, çocukların eğitimini etkileyen 3 önemli sonuç çıkıyor. Bunlar; 1) Ailede konuşulan dil, 2) Ailenin ne zamandan beri ilticacı olduğu veya göçmen olarak geldiği, 3) Anne babanın eğitim durumu. Yine diğer bir nokta ilk okul döneminde çocukların karnelerinde ki notların düşük olması. Alman gençleri ile yabancı gençler arasında dil, ailenin ekonomik durumu gibi etmenler çocukların eğitim kariyerini olumsuz etkileyen faktörlerdir. Yine önemli bir araştırma sonucunu uluslararası bir kurum olan IGLU açıklıyor. İlk okulların okuma başarısını araştıran IGLU’nun yaptığı araştırmaya göre, Alman öğretmenler göçmen çocuklarına düşük not vermektedirler. Bu notlar karneye ve dolayisi ile gençlerin tüm yaşamına etki etmektedir.”
Dr. Remmo gençlerin farklı çevreler edinmeleri gerektiğini vurgulayarak şöyle devam ediyor: “Dilin önemi çocuklar okula başladığında daha can alıcı bir şekilde ortaya çıkıyor. Almancanın yanı sıra çocuk ana dilini çok iyi öğrenmiş olmalı ki, eğitiminde başarılı olsun. Sadece eğitim değil farklı kültürlerle ilişki geliştirmesinde de etkili olmaktadır.”
Eğitim sorunların da devletin eğitim politikalarının çare olmadığını söyleyen Dr. Faraj Remmo, anadilin eğitimdeki önemine vurgu yaparak, “Eğitim sorununda tüm yetkili kurum, dernek, sahsiyet, sivil toplum örgütleri gibi hepsi birlikte çözüm bulmalıdır. Sadece devlet politikası yeterli değildir. En önemli çözüm noktası anadilin geliştirilmesidir. Çocuklar ileride zorluk çekmesin diye anadil yerine önce Almancanın öğretilmesi büyük sorunları beraberinde getiriyor. Sadece Almancayı öğretmek doğru değil. Anadilin öğretilmesi eğitim kariyerinde bir insanın gelişiminde çok yararlı ve etkili olmaktadır” diyor.

‘Dil sorunu en büyük faktör’

Bielefeld Üniversitesi’nde 10 yıl ve 10 yılda BIBIS’de (Dil eğitim okulu) çalışan aynı zamanda Germanistik Bölümü mezunu olan ve şu an Abendgymnasium’da (Akşam Lisesi) eğitmenlik yapan Ulrike Poggeuklass ise, göçmen gençlerin eğitim yaşamlarında başarısız olmalarını iki nedene bağlıyor. Küçük yaşlarında yaşadıkları dil sorununun temel neden olduğunu ve ikinci neden olarak ise Alman eğitim sistemini gösteren Poggeuklass, “Göçmen ailelerin çoğunda iki dil konuşulmakta. Kürt ailelerde bu üç dil oluyor. Kürtçe (Soranî, Goranî, Dimilkî, Kurmancî), Türkçe, Almanca bana göre bu bir zenginliktir. Çocukların ana okuluna başlayana kadar kendi ana dillerini evlerinde öğrenmeleri en doğrusudur.
Doğru olan bir nokta da çocukların anaokuluna geldikten sonra Almancayı öğrenmeye başlamaları gerektiği noktasıdır. Ben şu anda akşam okulunda öğretmenlik yapıyorum, öğrencilerim yetişkin. Dil sorunu açıkca burada kendini gösteriyor. Diğer bir nokta; Alman eğitim sistemidir. Okullarda Almanca diline hakim, üniversite mezunu akademisyen öğretmenlerin çalıştırılması gerekiyor. Dolayısı ile çocuklar öğretmenlerden Almancayı yanlış öğrenebiliyor. Bu da gelecek için sorun yaratıyor” uyarısında bulunuyor.

Her üç çocuktan biri göçmen
Eğitmen Ulrike Poggeuklass, gençlerin akademik bir eğitim düşünmelerini engelleyen farklı nedenleri ise söyle açıklıyor:
“Aileler artık mentalitelerini değiştirmeliler artık teknoloji devrinde yaşıyoruz. Akademik kariyer yapmadan herhangi bir iş güçünde doğru dürüst bir iş bulunamıyor. Bu düşünceyle çocuklarını yönlendirmeliler. Örneğin Bielefeld’deki ilkokulda okuyan her 3 çocuktan biri göçmen, genel olarak baktığımızda her 2 çocuktan biri göçmen çocuğudur. Bu şunu gösteriyor; Almanya’nın geleceği istesek de istemesek de bu çocuklardır. Bu konuda Almanya son yıllarda uyandı. Artık gençlerin eğitimine önem vermekte. Entegrasyon politikalarını yeniden gözden geçirmektedir.”

‘Kariyer sahibi gençlere ihtiyac var’

Ailelere ve gençlere seslenen Poggeuklass, “Gençler hiç korkmadan çekinmeden eğitim kariyerlerini sürdürsünler. Lise ve dengi okullar bitirip üniversiteye devam etsinler. Burada çok imkan var. Akşam okulları var mesela. Buralara başlayabilirler. Aileler ise, artık kısa sürede para kazanma sevdasından vazgeçmeli; çocuklarına “bir an önce meslek yap para kazan” fikrini vermesinler. Bu düşünce kısa vadeli bir düşüncedir. Uzun vadeli düşünsünler, çocuklarını akdemik kariyer yapmaya teşvik etsinler. Almanların çocuk yapma oranı çok düşük. Göçmen aileler de bu oran yüksek. Dolayısıyla Almanya’nın akademik kariyer sahibi tüm gençlere ihtiyacı var” dedi.

Fırat Aktaş: Babam okumamı istemedi

Ailesi Malatyalı olan ve 30 yıldan beridir Almanya’da yaşayan Fırat, 32 yaşında bir genç. Freiburg kentinde 9. sınıfa kadar okuduktan sonra babası tarafından bir işe koyulmuş. Üniversiteyi okuyup avukat olmayı istediğini söyleyen Fırat, babasının engeline takılıyor. Bu konuda Fırat duygularını bizimle paylaşırken geçmişine ve geride bıraktığı yıllarına acıyarak şöyle konuşuyor:
“Ben burada doğdum. Okuyup avukat olmayı çok istemiştim. Fakat bu isteğim sadece bir hayal olarak kaldı. Dokuzuncu sınıfa kadar okudum. Sonrasında ekonomik durumumuzu gerekçe gösteren babam, beni bir firmaya işçi olarak soktu. O gün bu gündür çalışıyorum. Babam, ‘Oğlum avukat olup ne yapacaksın? Bunlar boş şeyler’ derdi bana. Bende fazla direnmedim doğrusu.”

Sadece meslek yapmakla yetinmeyin

Şu an kız kardeşinin hukuk fakültesinde okuduğunu söyleyen Fırat, çevresinde ki gençlerin neden üniversiteyi tercih etmediğine ilişkin şunları dil getiriyor: “Çevremde ki gençlere bakıyorum gençlerimiz sadece meslek yapıyor. Bu çok yanlış. Okumalılar, üniversiteye gitmeliler. Bu konuda dirençli olmalılar. Uzun sürebilir fakat sabırlı olmalılar. Bu iş emek istiyor. Gençlerimiz arkadaşlarını iyi seçmeli. Okumayı seven insanlarla arkadaşlık yapmalılar. Ailelerimizinde bu konuda zaafları var. Çocuklarını teşvik etmiyorlar. Çocuklarına ‘okuyup ne yapacaksın? 15 yıl neden okuyacaksın?’ gibi söylemlerle çocuklarının okumalarını engelliyorlar.”
Kendi düştüğü hatadan yola çıkan Fırat, gençlere, “Okumanızı istemeyen ailelerinizi bu konuda dinlemeyin. Okumaya dair karar verin ve okuyun. Dirensinler, kendilerini her anlamda geliştirsinler” tavsiyesinde bulunuyor.

Koçero Tekik: Bu hayat benim hayatım!

Berberlik mesleği eğitimini gören Koçero Tekik, aynı zamanda berber olarak çalışan ve şimdiden kısa yoldan para kazanma düşüncesi ile eğitim kariyerini Hauptschul- abschuluss (Ortaokul) ile noktalamış 19 yaşında Kürdistanlı bir Kürt genci. Iğdırlı olan Koçero, üniversiteye gitmeyi hiç düşünmemiş. Bu kararı kendi iradesi ile kendisinin verdiğini söyleyen Koçero Tekik, “Okula gittiğim dönemlerde hiç üniversiteye gitmeyi düşünmedim. Ailem isterdi. Fakat bu hayat benim hayatımdır dedim, kendi kararımı kendim verdim. En kısa sürede çalışmaya başlayarak para kazanmanın yolunu aradım” diyor. Neden böyle bir karar aldığını ise Koçero söyle anlatıyor:
“Çevremde, arkadaşlarım arasında üniversite okumuş ve boşta olan, halen bir iş sahibi olamayanları biliyorum. 30-35 yaşına kadar okuyorlar yine boştalar. Ben bu insanları böyle görünce kendi kendime dedim ki, ‘bu yaşa kadar okuyup zaman geçireceğine en kısa yoldan çalışmaya başla daha iyi’. Böyle bir karar aldığımdan dolayı da pişman değilim.”

Almanca bilmemeleri cesaretlerini kırıyor
12 yaşında Almanya’ya gelen Koçero devamla şunları söylüyor: “Okul okumak üniversiteye gitmek tabii ki güzel bir şey fakat öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, üniversite bitirmek para etmiyor. Herkes para kazanmanın yollarını arıyor. Ben ne zengin ne de fakir olmayı istiyorum. Orta halli yaşamak istiyorum.” 
Koçero Almanya’da genel olarak yabancı gençlerin üniversiteyi okuma oranlarının düşük olmasını ise, Kocero 20’li yaşıyla şöyle değerlendiriyor: “Bence gençlerimizin üniversiteyi çok tercih etmemelerindeki en büyük etmen çevre ve dildir. Arkadaş çevreleri ve ilişkide olduğu çevreler onları etkiliyor. Bir de Almancayı iyi bilmemeleri onların cesaretini kırıyor.”

‘Yabancılar kendini ispatlamalı’

5 yaşından beri Almanya’da yaşayan 24 yaşındaki Malatya Kürecikli Ezgi Kozan ise üniversiteye gitme isteğinin hep olduğunu fakat fachabitur (Bir çeşit lise diploması) yaparken geçirdiği bir rahatsızlıktan dolayı bu şansını kaybettiğini söylüyor. Şu an ausbildung (meslek eğitimi) yapan Ezgi, ticaret üzerine okumak istediğini fakat geçerdiği rahatsızlık sonucu notları düşünce bu şansını kaybetmiş.
Herşeye rağmen bu azmini kaybetmediğini söyleyen Ezgi Kozan, “Alman eğitim sistemi gittikçe düşüyor. Benim sürekli yüksek kariyer hedeflememin nedeni bir yabancı olarak burada kendimi ispatlamamdır. Demesinler ki yabancılar bir mevki sahibi olamıyor. Genelde Almanların gözünde yabancılar düşük seviyede eğitimini tamamlayan, düşük işlerde çalışanlar olarak görülüyor. Bu nedenle ben iyi bir kariyer sahibi olmak istiyorum. Hem bizim toplumda hem de Alman toplumunda bizlerin kız çocuklarını okutmama anlayışı var. Burada bile kızları 16-18 yaşına gelince okuldan alıp evlendiren aileler var. Anne- baba ne tam Almanca, ne tam Kürtçe, ne de tam Türkçe biliyor, yani dil bilmiyor. Hal böyle olunca çocuklarda dil öğrenemiyor. Yabancıların kızlarının okuduğunu görünce şaşıran Almanlar var. ‘Yabancılar kızlarını okutuyor mu?’ diye. Bu nedenle yabancılar kendilerini ispatlamalı, eğitim kariyerlerini yüksek düşünmeliler” sözleriyle farklı bir bakış açısına parmak basıyor.

Aileler eğitimin önemini aşılamalı

Ezgi’nin babası ilkokul mezunu ve aşçı, annesi ise ortaokul mezunu mesleği ise fırıncı. Ezgi ise sekreter olarak çalışıyor. Ailesinin sürekli kendisini okuması için teşvik ettiğini söyleyen Ezgi, birçok ailenin halen sosyal bir statü kazanmadığını ve bu nedenle çocuklarını olumsuz yönde etkilediklerini söyleyerek, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Benim ailem bize hep ‘biz okumadık bari siz okuyun’ derdi. Birçok ailemize baktığımız zaman sosyal bir statü kazanmamışlar. Ailelerde klişeleşmiş anlayışlar hakim. Baba kahvede anne ev işleri ile meşgul olunca; çocuk da böyle öğreniyor. Nasıl olsa biz yabancıyız. Okumak bizim neyimize anlayışı hakim. Bu anlayış kırılmalıdır. Bence çocukların eğitim durumunu en çok aileler etkiliyor. Ailelerimiz çocuklarına eğitimin önemini aşılamalılar.”

YARIN
* Üniversiteli Kürt gençleri neyi hedefliyor?
* Gençler kültürel ve sosyal faaliyetleri için ne diyor?


MURAT MANG / BİELFELD