Mısır kökenli Amerikalı yazar Mona Eltahawy’nin ‘Arap erkekleri neden Arap kadınlarından nefret ediyor?’ konulu makalesi, ‘Arap Baharı’ ülkelerinde yeni bir tartışma başlattı. Beyrut’tan Martin Chulov, Tunus’tan Eileen Byrne ve Kahire’den Abdel-Rahman Hussein’in beraber kaleme aldığı ve Guardian’da çıkan başka bir makalede ise, Eltahawy’nin makalesi üzerine Arap kadınlarının tepkilerine yer veriliyor. 
‘Bizden neden nefret ediyorlar?’ başlıklı makalede, “Ortadoğu’daki kadın düşmanlığı” konusunda tespitlerde bulunan Eltahawy, “Hiçbir özgürlüğümüz yok çünkü bizden nefret ediyorlar. Evet, bizden nefret ediyorlar. Bunu artık söylemek gerekiyor” diyor. 



Cinsel organları kesiliyor
Foreign Policy dergisindeki makalesinde Eltahawy şöyle diyor: “Tüm bu ‘devrimlerden’ sonra bile, kadınların başının kapalı olması, evlerinden çıkmamaları, kendi arabalarını almaları gibi basit bir hareketin yasaklanması, seyahat edebilmek için erkeklerden izin alması, evlenmek ya da boşanmak için erkek bir ‘veliden’ izin alması gerekli görülüyor. İnsanlarının yarısına hayvanlar gibi muamele eden bu politik ve ekonomik sistemin tamamı, diğer tiranlarla beraber yok edilmeli. Kızgınlığımızı başkanlık saraylarındaki baskıcılardan sokaklardaki ve evlerimizdeki baskı unsurlarına yöneltene kadar, bizim için devrim başlamamış demektir.” 
Eltahawy makalesinin devamında, Mısır’da evli kadınların yüzde 90’ının cinsel organlarının, ‘alçakgönüllü’ olmalarını sağlamak için kesildiğini belirtiyor. Sözlerine devam eden Eltahawy, kadın-erkek eşitliği konusundaki en ileri 100 ülkenin arasında bir tane bile Arap ülkesi olmadığının altını çizerek, Arap erkeklerinin cinsel arzuları sebebiyle kadınların örtünmek zorunda oluşunu eleştiriyor.


‘Sorun tek tanrılı dinlerde’
Arap dünyasındaki birçok kadın, Eltahawy’nin tüm erkekleri aynı kefeye koyarak eleştirmesine karşı çıkıyor. Lübnanlı bir yazar ve gazeteci olan Joumana Haddad, “Söylediklerinin çoğuna katılıyorum. Ancak yazarın kaçırdığı bir nokta var: Mesele erkeklerin kadınlardan nefret etmesi değil, tek tanrılı dinlerin kadınlardan nefret ediyor olması. Tek tanrılı dinlerle kadın hakları arasında bir uyum olmasına imkan yok” diyor. 
Geçen yıl Nobel barış ödülüne aday gösterilen Tunuslu öğretim üyesi Lina Ben Mhenni, “Gördüğüm kadarıyla bu makale tüm erkekleri aynı kefeye koyuyor. Ancak kadın ve erkek arasındaki ayrımın sadece nefretten ileri geldiğini söylemeyi abartılı ve yersiz buluyorum. Bu olayın ardındaki bütün tarihi, toplumsal ve politik faktörlere bakmak lazım. Arap yönetimleri her zaman bizim ufkumuzu kısıtladı, eğitim sistemimizi baltaladı ve kültüre olan erişimimizi kısıtladı. Bu stratejiyle halkı manipüle ettiler ve istedikleri tarafa yönlendirdiler” ifadesinde bulunuyor.



‘Esas suçlu kadınlar’

Lübnanlı yazar ve gazeteci Haddad, Beyrut’ta bazen erkeklerin değil kadınların suçlu olduğunu belirtiyor. Haddad, “Birçok kadın, feminenlikle ilgili bu tip negatif söylemlere arka çıkıyor. Bu da güç sahibi, alfa erkeğini onaylayarak, bize ataerkil sistemi, itaatkarlığı, tevekkülü dayatıyor. Pek çok kadın, diğer kadınların ticarette bir rol oynamasını ya da politik haklarını talep etmelerini onaylamıyor” diyor. 
Lübnanlı milletvekili Sethrida Geagea, “Lübnanlı kadınları evlerindeki şiddetten koruyan bir yasa yok” diyor ve ekliyor: “Bir koca, eşine zarar verdiği hatta ona tecavüz ettiği zaman bile, kadını koruyacak bir yasa yok.”
Nesrine Malik de şöyle diyor: “Evet, Suudi Arabistan’da kadınlar araba süremiyor ama, erkekler kendi hükümetlerini seçemiyor. Mısır’da kadınlara bekaret testi yapılıyordu ama erkekler de tacize uğruyordu. Sudan’da kadınlar pantolon giydiği için kırbaçlanıyor, ancak etnik azınlıklar da marjinalize edilerek hakarete uğruyorlar. Kadınların maruz kaldıklarını küçümsememeliyiz tabii ya da onları ikinci sınıf görmemeliyiz. Daha fazla insanın maruz kaldığı, daha karmaşık bir problemi sadece cinsiyete atfetmek yanlış olur.” 


Kültürel devrime ihtiyaç var

Faslı gazeteci Nadia Lamlili ise, Arap dünyasının cinsel devrime değil, kültürel devrime ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Lamlili, “Bence Arap kadınlarının yaşadığı sorun daha çok cinsiyetler arasındaki anlayış eksikliğinden kaynaklanıyor. Bunun da sebebi, iki cinsiyetin birbirine karışmasına izin vermeyen hastalıklı düşünce tarzı. Erkekler bir tarafta, kadınlar bir tarafta yaşıyor. Arap yönetimleri, iki cinsiyeti birbirinden ayırarak cinsel arzuları kontrol altında tutabileceğini düşünüyor. Ancak böyle bir şey olmadığı gibi, bu tip arzular daha da artıyor ve sonunda kadınlarla erkekler arasında şiddet içeren olaylar yaşanıyor” diyor. 


KAHİRE