Seher vakti balkıyan gün ışığı kadar berrak yüreğinde „Güvercin ürkekliğinde kıpırtılar“ vardı elbet… Lakin, aklı elinden alınmış, oğlu yaşındaki bir cani tarafından ensesinden vurulacağını düşündüğünü sanmıyorum! Zemheri soğuğunda kaldırımda herhangi bir yurttaş gibi yürüyen Hrant „Herhangi bir yurttaş“ değildi. Aslına bakılırsa o „Yurttaş bile değildi!“ „Türk/İslamcı“ devletin „İmanı bütün, kahraman Türk“ yurttaşları için „Yurttaşlığın ölçüsü, Türk ve İslam olmaktı.“ Ali Bayramoğlu 11 Ocak 2012 tarihli yazısında „Samast cinayet yerinde yalnız değildi“ diyor. Sahtekar basının sahtekar yorumlarına bakılırsa „Katil cinayet yerinde yalnız değilmiş!“ Peki katilin yanında kim varmış?.. „Polis, jandarma, istihbarat ve devletimizin ilgili tüm kurumları yaptıkları titiz araştırmalara rağmen, katilin yanında kimin olduğunu tespit edememiştir!!!“
Evet, katil cinayet yerinde yalnız değildi! Ama yanında kim vardı?.. Kim yoktu ki???
1915’te Ermeni Halkını tedip, tenkil, tehcir ve jenositle yok etmeyi hedefleyen „İttihatçılar“ vardı…
Başka kimler vardı?..
Koçgiri’de, Kürt Alevileri katleden Topal Osman ve Sakallı Nurettin vardı. Şimdi Topal Osman katilinin Giresun Kalesi’nde anıt mezarı var. Bu da yetmiyor heykelini dikmek için çalışanlar var! Katilin yanında Dersim katili Abdullah Alpdoğan ve Dersim’e havadan ölüm yağdıran devşirme Sabiha Gökçen vardı… Roboski’de 35 canı katleden „Kahraman pilotlar“ bu „marifeti“ Sabiha Gökçen’den öğrenmişlerdi.
Katil cinayet yerinde yalnız değildi! Devlet, hükümet, polis, jandarma, istihbarat hepsi katilin yanındaydı… Bunların tamamı da „Katliam ve cinayet“ konusunda son derece tecrübeliydiler. Katil yalnız değildi!
Ama Hrant Dink yalnızdı!..
„Masum bir bebekten katil üreten“ bu sistem katili yalnız bırakmadı. Tetiği birlikte çektiler, birlikte „Hatıra fotoğrafı“ çektirdiler. O tetik çekildiğinde, ormanda kökünden kesilen bir ulu çınarın devrilmesi gibi derildi Hrant Dink… Yer sarsıldı, doğa utandı, toprağın yüreği acıdı. Kaldırımda boylu boyunca yatan Hrant Dink’in katili Türk/İslamcı resmi ideolojiydi. Hrant Dink’in bedeni kaldırımdan kaldırıldı. Ama ruhu hala o kaldırımda yatıyor ve bu inkarcı sistemin ürettiği ırkçı zihniyet tarafından çiğnenmeye devem ediyor.   
Katili Hrant Dink’in üzerine salan katliam tutkunları, katilin „Çocuk olduğuna karar verdiler!“ Çocuk mahkemesinde yargıladılar. Şimdi de katili besleyip semirttiler.
Katil cinayet yerinde yalnız değildi! Ama önemli olan katile „Refakat“ eden bir veya birkaç kişi değil. Önemli olan „Bebekten katil yaratan“ ona katliamda eşlik eden ve tetiği birlikte çeken Türk/İslamcı devlet zihniyetidir…  
Bu sistem katilleri besler, büyütür, cinayet işletir, hatıra fotoğrafı çektirir… Sonra da yalnız bırakır. İşte o zaman katilin aklı başına gelir ve „Beni kullandılar“ diye feryat etmeye başlar!
Katili kullanan ve „Hatıra fotoğrafı“ çektirenler şimdi hükümet, yargı ve emniyet üçgeninde KESK’e, Kürdistan’daki belediyelere, siyaset yapan onurlu insanlara, gazetecilere bilmem „Kaçıncı dalga operasyonlar“ yapıyorlar…
Yarın sevgili Hrant Dink’in Hakka yürüyüşünün yıl dönümü onu saygı ile anıyorum…