Kürdistan dağlarından her gün yeni bir operasyon ve çatışma haberi geliyor. HPG gerillaları ile Türk ordusu arasındaki savaş artık daha geniş bir alana yayılırken HPG tarafından yapılan tutuklamalar da artmaya başladı. Son olarak 6 korucu ve AKP Kulp İlçe Başkanı HPG tarafından tutuklandı. Savaşın bir tarafı olan HPG’nin son gelişmeler hakkındaki görüşlerini HPG Anakarargah Komutanı Nureddin Sofi’ye sorduk.

Hatay’daki eylemin ardından yaptığınız açıklamada, Türk savaş birimlerinin operasyon alanına sivil araçlar içinde ve sivil kıyafetler giyerek geldiğini duyurdunuz. Türk ordusu neden böyle bir yöntem seçti?
Son yaşanan çatışmalarda görüldüğü gibi denge gerillaya doğru; savaş gerillanın lehine dönmüştür. Son çatışmalar bunun kanıtıdır. Bu, henüz başlangıçtır. Türk ordusu bunun telaşını ve paniğini yaşadığından, farklı arayışlara giriyor. Askerlerin sivil elbiselerle savaşa katılması kontra savaşıdır, çete savaşıdır. Askeri kurallara sığmaz. Türk devleti ne zaman gerillaya karşı zorlansa bu kirli yöntemlere başvuruyor. Askerlerini sivil araçlarla taşıyor. Sivilleri kendi kirli emelleri için kullanıyor ve sivilleri hedef yapıyor. Bu, korkakça bir yöntemdir. Bunu son günlerde hem Gerdiya’da hem de Amanoslar’da gördük. Binbaşı gibi üst rütbeli askerler bile bu yönteme başvuruyor.
Kontra yöntemlere başvurması klasik ordunun yenilgisinin kanıtıdır. Hiçbir zaman Kürdistan’da uluslararası hukuka riayet etmediği gibi kendi iç hukukunu da çiğnemiştir.

Türk ordusuyla ilişkili olan siviller ne yapabilir?

Hiçbir sivilin savaş aleti olmamasını temenni ediyoruz. Özellikle Kürdistan’da sivil insanlar ne kendini ne de araç gereçlerini Türk ordusunun hizmetine sokmamalıdır. Askere ve polise çalışanlar, onlara yardım edenler savaşta onların kalkanı konumuna gelmiş olurlar. Bu da onlara bir şey kazandırmaz.

Koruculara “kele parası” vaadi gündeme geldi, zorla koruculaştırma ve baskı haberleri arttı. Koruculara ve korucu olacaklara çağrınız var mı?
Türk sömürgeci devleti ve onun işgalci ordusu, işbirlikçiliği Kürt toplumunun kalbine paslı bir hançer gibi saplamıştır. İnancımız odur ki bundan sonra halkımız bu kirli oyunlara gelmeyecektir. Geçtiğimiz kış Garzan’da şehit düşen 15 kadın arkadaşımızın şahadetinde korucuların yer aldığı söyleniyor. Kim olursa olsun biz bunu açığa çıkaracağız ve hesabını soracağız. Bu konuda halkımız dikkatli olmalı. Kirli politikalara bulaşanlardan hesap sorulacaktır. Bu çevreleri uyarıyoruz. Bu konuda Türk ordusunu da uyarıyoruz. Bu yöntemi en çok 90’larda Ergenekoncular kullandı. Ama şimdi Erdoğan kullanıyor. Bu politikalar iflas etmiş kirli politikalardır, uzun vadede kaybetmeye mahkumdur. Halkımız AKP politikalarına karşı dikkatli olmalı. Elleri Arjinlerin kanlarına bulaşmış hainleri, kendi çocukları bile lanetleyecektir.

Uzun bir süredir elinizde tuttuğunuz esirler var. Esirlerin son durumu nedir? Bu esirler hakkında şu ana kadar devlet nezdinde veya aracılar yoluyla herhangi bir girişim oldu mu?
Elimizdeki esirlerin sağlık ve psikolojik durumları gayet iyidir. Şu ana kadar Türk devletinin ve Türk ordusunun resmi makamlarınca hiçbir başvuru ve girişim olmamıştır. Ve dünyada bunun örneği de yoktur. Bir ordu kendi subayına, çavuşuna sahip çıkmıyorsa o ordu askeri şereften bahsedemez. İsrail bir askeri için 1400 esiri bırakabiliyor ama Türk devleti askerlerinin esaretini kabul bile etmiyor. Basından takip ettik esirlerin maaşları kesilmiş, ailelerine ödenmiyor. Bir devlet ve ordusu, buna tenezzül ediyorsa hangi şereften bahsedebilir ki?
Savaşta ölüm, yaralanma olduğu gibi esarette vardır. Dünyaca tanınan prosedür ve yaklaşımlar vardır. Güya bizi bir savaş tarafı olarak görmemek için izlenen bir politikaymış. Deve kuşu misali bir tablo çıkıyor karşımıza. Savaş yoktur dersen savaş olmuyor mu, esir yoktur dersen esir yok mudur?

Talep gelmemesi durumunda esirlerin akıbeti ne olacak? Bu konuda herhangi bir çağırınız var mı?

Elimizdeki esirlere ilişkin ulusla arası kurallar neyse onu esas alacağız. Bazı şartlar temelinde biz elimizdeki esirleri bırakacağız. Esirlerin aileleri de bilmeli ki, bu durumun bu kadar uzamasının temel sorumlusu Türk devleti ve AKP hükümetidir.

Yeni tutuklamalarınız da gelişti. Kimi kesimler, devlet bürokratları ve AKP’lilerin tutuklanmasının yanlış olduğunu belirtiyor. HPG’nin bu konudaki tavrı nedir? Tutuklama gerekçeniz nedir?
Kürdistan’da bizim için geçerli olan demokratik özerkliğin yasalarıdır; bu yasalara göre hareket ediyoruz. KCK’nin yasalarına göre suçlu konumunda olan herkesi yargı organlarının karşısına çıkaracağız. KCK’nin yargı organlarının Kürdistan’da faaliyet yürütmesi için, biz de HPG olarak kendi üzerimize düşen görevi yapacağız. Kararlara uyacağız ve gereken yargılamaları yaptıracağız.
Kuşkusuz AKP’liler askeri hedef değil. AKP Kulp İlçe Başkanı asker olmadığı gibi Kürt halkının oylarıyla milletvekili seçilen Hatip Dicle ve Selma Irmak da asker değildir. KCK operasyonları adı altında 8 binden fazla Kürt tutuklandı. Şimdi bu insanlardan hangisi askerdir.
Bizim tutukladığımız insanlara gelince... Bir Filistinli Kadima partisine üye oluyor mu? Filistinli birinin Kadima partisine üye olması neyse Kürdistan’da da birinin AKP’ye üye olması aynı şeydir. Bunlar halka hesap verecekler. Bu anlamda tutuklananlar ister AKP’li olsun, ister sivil bürokrat olsun mutlaka suçludurlar. Çünkü bu insanlar kirli işlere bulaşmışlar ve halka karşı suç işlemişler. Suçsuz insanları tutuklamıyoruz.
Bu insanların yargılamaları KCK’nin yargı usulüne uygun bir biçimde olacaktır. Hem de dünyanın en evrensel, en çağdaş, ahlaki ve toplum yasalarıyla yargılanacaklardır. Bu konuda hiç kimsenin kaygısı olmasın. 
Bitlis’te tutuklanan korucuların konumları ise farklıdır. Onlar savaşa katılan ve askeri görevlerde bulunan, hatta doğruysa yoldaşlarımızın şahadetinde yer alan insanlardır. Aileleri ve çevreleri, yeterli bilgi ve delilleri elimize ulaştırmalılar. Umarız bu iddialar doğru değildir.
Bilinmeli ki esir alma ve tutuklama politikalarımız devam edecektir. AKP’nin Kürdistan’da yürüttüğü kirli savaş politikalarına alet olan ve içinde yer alan herkes tutuklanma maksadıyla hedeflenecektir. Bu da başta belirttiğim gibi askeri hedef oldukları anlamına gelmez. Çünkü artık Kürdistan’da sömürgeci hukuk işlemeyecektir. Demokratik Özerk Kürdistan hukuku işleyecek.
Türk ordusu her gün imha amaçlı operasyonlarını sürdürüyor. Eğer tutukladığımız insanların başına bir şey gelirse tek sorumlusu Türk ordusu olacaktır. Bu durumu aileler ve duyarlı çevreler bilmeli. Bitlis Şenyayla kırsalında yoğunlaşan operasyonların amacı AKP İlçe Başkanı’nı kurtarmak değil, tam tersine öldürüp ailesini ve kamuoyunu bize karşı tepkilendirmektir.


SİNAN CUDİ/DEMHAT TOLHİLDAN - ANF/BEHDİNAN