Almanya Gündemi

“Attika Demokrasisi“, hemen hemen bütün tarih kitaplarında ‘demokrasinin beşiği’ diye nitelendirilir. Tarihi kendisiyle başlatmayı pek çok seven Batı uygarlığının insanlığa bu ‘lütfu’ ayrı bir tartışma konusu elbet. Aynı şekilde, başkenti Atina olan Attika bölgesinde inşa edilen ‘demokrasi’ modelinin ne kadar demokratik olduğu da. Ama nihayetinde M.Ö. 5. yüzyılda ‘Solon Reformları’ kapsamında ‘yurttaş’ statüsünde olanların (yani kadın, köle ve yabancıların dışındakilerin) doğrudan katılımı ile siyasi ve idari bir sistemin geliştirildiği bir gerçektir. Bu model, dönem itibariyle ilerici de değerlendirilebilir.
‘Attika Demokrasisi’nin en fazla genişlediği dönem, Pers Savaşı ile Peloponnes Savaşı arasındaki süreçtir. Bu, aynı zamanda Atina’nın, Attika-Delos Deniz Birliği yoluyla iktidar alanını en fazla yaydığı döneme tekabül ediyor. Akropolis’teki görkemli yapılar, o ihtişamlı dönemin izleri.
Avrupa Birliği, çoğu zaman kendini ‘Hıristiyan-Batı değerleri’ (christlich-abendländische Werte) ile tanımlıyor. Bu değerlerin başında demokrasi, özgürlük, hukuk devleti vs. geliyormuş. Dolayısıyla demokrasi, özgürlük, hukuk devleti vs. de Batı uygarlığının ‘değerler karnesine’ giriyor.
Bu değerlerin ‘beşiği’ bugünün Yunanistan’ı olduğuna göre, Avrupa Birliği de bir anlamda, demokrasinin ilk halinin yeşerdiği Antik Yunan’ın mirası üzerinden kendini var etmiş oluyor. Yanlış anlaşılmasın; burada Avrupa Birliği bir kurum tabii ki ama onun ötesinde bir değerler sistemini de simgeliyor.
Dün Almanya Başbakanı Angela Merkel, Atina’yı ‘ziyaret’ etti. Protestolar, o gelmeden başladı. Merkel’i öfkeli halktan korumak için Yunan devletinin 7 binden fazla polisi görevlendirildi. Parlamento binasının arkasındaki hükümet bölgesinin tümü kapatıldı, yan sokaklara su sıkan panzerler konuşlandırıldı. 6 metro durağı trafiğe kapatıldı. Alman büyükelçiliği önündeki yol da öyle.
Merkel’in Yunan Başbakanı Samaras ile görüştüğü sıralarda dışarıda göstericiler ile polis çatışıyor, gaz bombası atılıyor. Onlarca gözaltıdan söz ediliyor. Bu yazı hazırlandığında, görüşme daha yeni başlamıştı...
„Merkel raus“ (Merkel dışarı) ve ‘Tasarruf politikasına karşı halk ayaklanması’ yazılı pankartlar yanı sıra, Alman başbakanını Hitler’e benzeten pankartlar da taşındı. Ve sanmayın o öfkeliler sadece gençlerden oluşuyordu; gösterilerin ön sıralarında saçları beyazlamış olan kuşak yer alıyordu.
Merkel’e yöneltilen bu öfke, aslında Avrupa Birliği’nin veya genel olarak ‘Batı uygarlığı’nın temsil iddiasında olduğu bir ‘değerler sistemi’nin çöküşünü simgeliyor. Bu gerçeğin en çıplak haliyle gözler önüne serildiği mekanın Atina meydanları ve sokakları olması ise ilginç.