
31. İstanbul Film Festivali dünyanın farklı ülkelerinden seçilen filmlerin gösterimleriyle devam ediyor. Festival kapsamında çeşitli kategorilerde gösterilen filmler izleyicilerin yüzlerce film arasında seçimini daha kolay yapması için önemli referans oluyor. Festivalin Ulusal Yarışma bölümünde “Altın Lale“ için yarışan Kürt filmlerinin yanı sıra çeşitli kategorilerde Kürt filmleri de gösteriliyor. Bu filmlerden biri de belgeseller bölümünde gösterilecek olan “Mezarlık.“ Filmin yönetmenliğini önemli kültürel çalışmalara imza atan Cegerxwîn Kültür Merkezi öğrencilerinden M. Salih Çelik ve Sevgi Akdaş yapıyor. “Mezarlık“, Kürdistan’da yaşanan savaş ile birlikte zorunlu göçe maruz bırakılanların geçimlerini sağlamak için mezarlıkta çalışmalarını, diğer yandan da sevdikleri insanların mezarlarını sahip çıkmasını konu alıyor. Belgeselde 90’larda köyü yakıldığı için Amed’e yerleşmek zorunda kalan ve iki oğlu dağa çıkan Pîra Fatê’nin öyküsüne de yer veriliyor. Pîra Fatê mezarlarla öyle bir sevgi bağı kurmuş ki bakımını yaptığı Vedat Aydın’ın mezarı yanında şimdiden kendi mezarını ayırtmış. Filme ilişkin değerlendirmede bulunan yönetmenler, ‘Mezarlık’ı halkın yaşadığı trajedinin bir boyutunu duyurmak için çektiklerini ifade etti.
Savaşın trajedisini anlatıyor
Yönetmen M. Salih Çelik, belgeselin Mardinkapı Mezarlığı’nda çalışan insanların yaşamlarına ayna tuttuğunu belirtiyor. Köylerinden sürülmüş insanların her şeye rağmen yaşama tutunmak için çalışmak zorunda olduğu gerçeğinden yola çıkıldığını ifade eden Çelik,mezarlık temalı bir belgesel çekme fikrinin nasıl ortaya çıktığını şöyle özetliyor: “Bölge’de çok büyük acılar yaşandı. Çoğu insan ya öldürüldü ya da devlet güçleri tarafından yakılan köylerinden göç etmek zorunda bırakıldı. Biz de göç eden insanların yaşamı üzerinden bir film çekmek istedik. Göç edenlerin çoğu yaşamak için çalışmak zorunda idiler. Bu insanlar iş bulamadıklarından mezarlıklarda çalışmak zorunda kaldı. Biz de bu gerçeklikten yola çıkıp savaştan kaçarak mezarlıklarda çalışanlarının hikayesine yer vermek istedik“
Yeni yaşamlar üretiliyor
Mezarlığın yaşamın sonu anlamına geldiğini kaydeden Çelik, göç eden insanların mezarlık içinde çalışarak hem geçmişte yaşadığı zulmü unutmamak hem de yeni yaşamlar üretmeye çalıştığı gerçekliğini ele almak istediklerine vurgu yapıyor. Belgeselin ana temasının mezarlıkta çalışanların yaşadığı zorluklar olduğuna dikkat çeken Çelik, öyküye paralel olarak göç etmek zorunda bırakılan Pira Fate’nin öyküsünü anlatmaya çalıştıklarını ifade ediyor. Pîra Fatê’nin sadece mezar bakıcılığını yapmakla kalmadığını toplumsal olaylara da duyarlı olduğunun altını çizen Çelik, bu duyarlılığından ötürü 2 yıl hapis cezası aldığını belirtiyor.
Mezarını şimdiden yaptırmış!
Çelik, Pira Fate’nin öyküsünün Kürdistan’da yaşanan trajediyi anlatma konusunda önemli bir örnek olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Pîra Fatê köyünden 92’de göç ettirilmiş. Göç ettikten sonra çocukları dağa çıkıyor ve onlardan herhangi bir haber alamıyor. Eşi öldükten sonra geçimimi sağlamak için mezar bakıcılığı ile uğraşıyor. Gerilla mezarlarına gönüllü olarak bakım yapıyor. Gönüllü baktığı mezarlar arasında Vedat Aydın’ınki de var. Mezarlarla öyle bir bağ kurmuş ki şimdiden kendi mezarını onların yanına yaptırmış.“
Cegerxwîn’le Kürt sineması gelişiyor
Filmin diğer yönetmeni Sevgi Akdaş ise belgeselde Pîra Fatê’nin yaşadığı onca acıya rağmen hala barıştan umudunu kesmediğini ifade ediyor. Akdaş, insanların ekonomik koşullardan çok barış özlemini önemsediklerinin de belgeselde yer aldığını kaydediyor.
Belgeselde mezarlıkta çalışmak zorunda bırakılan çocukların anlatıldığının önemine dikkat çeken Akdaş, savaşın faturasının en çok da çocuklara kesildiğini anlatmak istediklerini söylüyor. Sinemanın Kürdistan’da yaşanan zulüm ve haksızlıkları dünyaya duyurma konusunda önemli bir işleve sahip olduğunu da belirten Akdaş, bu noktada kültürel çalışmalara imza atan Cegerxwin Kültür Merkezi’nin önemine dikkat çekiyor. Cegerxwîn Kültür Merkezi’nin genç sinemacılara önemli fırsatlar sunduğunu da ekleyen Akdaş, “Kültür Merkezi, ileriki yıllarda daha çok insanın sinemayla uğraşmasını sağlayacak çalışmalar içinde. Bu çalışmalar ile birlikte Kürt sineması da gelişecek“ diyor.
ÖNDER ELALDI