Kürdistan’da bir dizi araştırma ve görüşmelerde bulunan Norveçli gazeteci ve siyasetçilerden oluşan heyet ülkesine döndü. Kuzey, Güney ve Doğu Kürdistan’ın yanısıra Kandil’e de giden heyet, izlenimlerini Oslo’da Kürt Kültür Derneği’nde, çok sayıda Kürdistanlının katılımı ile gerçekleştirilen bir seminerde anlattı. Heyet adına izlenimleri heyet üyesi Norveç Kızıl Parti eski milletvekili-yazar Erling Fokvord aktardı.

İzlenimlerini aktarmaya Amed’den başlayan Fokvord, “Oslo’dan Amed’e gidişte herhangi bir sorun yaşamadık. Amed’e ulaşır ulaşmaz ilk dikkatimi çeken çok dillilik, çok kültürlülüğün tabelalarda, şehrin yapısında kendini göstermesiydi. Arapça, İngilizce, Ermenice, Kürtçe tabelalar vardı. Amed’in diğer kültürlere ne kadar toleranslı ve saygılı olduğunu gezdiğimiz kilise, cami ve cemevlerinde gördük. Tarihi kiliseler bakımlıydı ve restore edilmişti” dedi.

Hapis cezaları güldürdü

Folkvord, Amed Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’den bahsederken, “Osman Baydemir’in 200 yıldan fazla hapis cezası olduğunu öğrendik”‘ demesi dinleyenleri güldürdü.
Amed’de çektiği fotoğrafların projektörle gösterimi eşliğinde, Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) işlevi ve binası, Musa Anter’den Memed Uzun’a, Dengbêjler, Amed’in çarşı ve hanlarına değinen Folkvord, 10 binden fazla yönetici ve üyesi tutuklu olan BDP’nin azim ve kararlılığının kendisini şaşırttığını dile getirdi.

Öcalan’a bağlılık Erdoğan’a güvensizlik

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Amed Newroz’unda okunan tarihi çağrısından alıntılar yapan Folkvord, Amed halkının Türkiye Başbakanı Erdoğan’a güvenmediğini ancak barışın da önünü kapatmadığını belirtti. Öcalan’ın çağrısının hem Amed, Batı ve Güney Kürdistan’da hem de gerilla alanlarında üzerinde durulan en önemli konu olduğunu söyleyen Folkvord, “Amed halkında gördüğümüz barışa inancı ama aynı zamanda Erdoğan’a olan güvensizliği gerillalarda da gördük” dedi. Folkvord, hem halkta hem gerillalarda Öcalan’a inanç, bağlılık ve güveni gördüklerini sözlerine ekledi.
İzlenimlerine Güney Kürdistan’da Maxmur Kampı’nda katıldıkları Newroz kutlamalarını değinerek devam eden yazar Fokvord, ardından gittikleri Batı Kürdistan’la ilgili şunları aktardı:  “Güney Kürdistan’dan, Dicle Nehri üzerinden Rojava’ya geçtik. Birçok yerde YPG’nin Asayiş yazan kontrol noktaları vardı. Çok fazla gazeteci vardı. Birçok farklı halk ve diller vardı. Yaşam gayet normaldi. Dükkanlar açıktı; ama bu durum Kamışlo’da biraz farklıydı. Hem sakindi hem hareketliydi. Halk yaşamına devam ediyordu ancak zaman zaman rejim uçakları Hava Alanı başta olmak üzere şehrin bazı noktalarını bombalıyordu. Buna karşın halkın ve YPG’nin müthiş bir örgütlülüğü vardı. Yeni kurumlar kuruluyor, hastaneler inşa ediliyordu.”
Diğer taraftan Rojava’da su ve gıda sıkıntısı olduğunu belirten Fokvord, bütün parçalardaki Kürtlerin Rojava’yı daha çok desteklemesi gerektiğinin altını çizdi. Erling Folkvord, konuşmasını şu cümleyle bitirdi: “Kürdistan turundan da anladım ki, Kürdistan’ın şehirlerinde ve dağlarında Öcalan’ın özel bir yeri ve pozisyonu var.”


BARAN ADIYAMAN