KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık, halkı 9 Ekim komplosunun yıldönümünü nihai hesaplaşmanın bir gerekçesi yaparak, "ulusal onuruna ve önderliğine sahip çıkmaya, tüm gücüyle ayağa kalkmaya” çağırdı.
Bayık’ın 9 Ekim komplosunu değerlendiren yazısı PKK internet sitesinde yayınlandı. 9 Ekim'de başlayan ve 15 Şubat'ta yeni bir merhaleye geçen uluslararası komplonun Kürtler için kara bir gün ve süreç, buna karşı direnişin de görülmemiş bir cevap olduğunu kaydeden Bayık, "Sömürgeciler ne tarihteki gibi halkımızın üzerinden buldozer gibi geçerek sonuç alabilmişler ne de Önder Apo’nun yaşamına son vermeyi göze alabilmişlerdir" dedi.
Şimdi özgürlük mücadelesinin tek hedefinin Öcalan'ın özgürlüğüyle birlikte halkın örgütlülüğü olduğunu kaydeden Bayık, şöyle devam etti: "Bu amaçla 4. Stratejik Dönem içerisine girilmiş, Demokratik Özerklik ilan edilmiş, Demokratik Özerkliğin inşasının geliştirilmesi ve korunması, bu temelde KCK sisteminin örgütlendirilmesi ve yetkinleştirilmesi Önder Apo ve Kürdistan halkının özgürleştirilmesi, Türkiye’nin demokratikleştirilmesi amaçlanmıştır."

NATO’nun operasyonu

Öcalan'ın 9 Ekim sürecini NATO tarihinin en önemli operasyonu olarak değerlendirdiğini hatırlatan Bayık, kapitalist modernist güçlerin saldırısının esas nedeninin Öcalan'ın geliştirdiği sistemsel çıkış; ideolojik, politik ve ahlaki duruş olduğunu vurguladı.
Uluslararası komplonun hiç kuşkusuz bölgesel nedenleri de bulunduğunu; Irak’ın işgalinin aslında Öcalan'a yönelik operasyonla başlatıldığını kaydeden Bayık, "Aynı husus Afganistan’ın işgali için de geçerlidir. Önder Apo ve partimiz ABD’nin Ortadoğu projesi önünde büyük bir engel teşkil ediyordu. PKK, sistem içine çekilerek özümsenemeyeceğine göre geriye kalan tek seçenek tasfiye edilmesiydi. İşte Önder Apo’ya karşı geliştirilen komplonun böylesine önemli bölgesel nedenleri bulunuyordu" dedi.
Türk sömürgeciliğinin o koşullarda PKK'nin iradesini kabul edip, çözüm noktasına gelmek yerine uluslararası politikalara teslim olup, komplodaki komisyoncu rolünü yerine getirdiğini ifade eden Bayık, şöyle devam etti: "En önemlisi komploda yer alan KDP ve YNK'nin duruşuydu. Bu güçlerin 1998 yılında Amerika’da Washington Anlaşması'yla PKK’nin tasfiyesi amacıyla zorla bir araya getirilerek barıştırıldıklarını herkes bilmektedir. Bununla birlikte bunların koltuklarının altına konulan ve PKK’yi terörist gösteren sahte dosyalarla Avrupa’nın kapılarını nasıl aşındırdıklarını, nasıl uğursuz bir rol oynadıklarını da çok iyi biliyoruz."

Boşa çıkarıldı
Uluslararası güçler, Türk sömürgeciliği ve Kürt işbirlikçiliğinin amacına ulaşamadığını vurgulayan Bayık, içerden geliştirilen tasfiyeciliği de uzun uzun anlatarak, PKK’nin yeniden inşası ve tarihsel 1 Haziran 2004 hamlesiyle birlikte bunun da geride bırakıldığını söyledi.
Gelinen noktada uluslararası komplonun boşa çıkarıldığını fakat tam olarak tasfiye edilip, yok edilemediğinin altını çizen Bayık, "Uluslararası komplo ideolojik, psikolojik ve de siyasi olarak çökertilmiş ve geriletilmiştir. Buna tamamen son vermek Önder Apo’nun özgürlüğüyle mümkün olacaktır. Bunun içindir ki bugün temel sorunumuz ve mücadelemizin esas hedefi Önderliğimizin özgürlüğü ekseninde gelişmektedir" diye kaydetti. 

KCK'nin çağrısının önemi

AKP’nin tüm hesaplarının da Kürt halkı, gerilla ve Öcalan ile Kürt siyaseti tarafından alt üst edildiğini belirten Bayık, şunlara işaret etti: "Şimdi görkemli bir mücadele sürecindeyiz. İşgalci ordunun savaş iradesi büyük ölçüde kırılmıştır. Halkımızın AKP sömürgeciliğine karşı tam bir psikolojik, siyasi ve ulusal kopuşu geliştirerek süreçte daha kararlı rol oynamasıyla birlikte gerçek bir devrimci halk savaşını geliştireceğimiz kesindir. Bu amaçla hareketimizin yönetiminin tüm halkımıza yönelik geliştirdiği Devlet dairelerinde Türkçe konuşmayın, Asimilasyon kurumları olan okullara eğitime gitmeyin, sömürgeci orduya askerlik yapmayın, sömürgeci mahkemelere gitmeyin ve vergi vermeyin çağrılarını oldukça güçlü bir biçimde pratikleştirerek geliştirmek tarihi bir görevdir. Devrimci halk savaşının gelişmesiyle TC sömürgeciliğinin iradesi kırılacak, bu temelde Önderliğimizin özgürlüğüyle birlikte, halkımızın özgürlüğü de gerçekleşecektir. Bütün enerji, yetenek ve olanakların bulunulan bütün alanlarda bu amaçla harekete geçirilmesi gerekiyor. Bu başarılırsa Önder Apo ve halkımızın özgürlüğü gerçekleştirilecektir. Uluslararası komplonun yıldönümünü yaşadığımız bu günlerde tüm halkımız komplonun yıldönümünü AKP’nin şahsında Siyasi İslam Stratejisiyle kesin ve nihai hesaplaşmanın bir gerekçesi yaparak, ulusal onuruna ve önderliğine sahip çıkmalı, mücadeledeki kararlı ve inatçı tutumunu geliştirmeli ve tüm gücüyle ayağa kalkmalıdır."

HABER MERKEZİ