KCK, Türk devletinin Kürdistan halkına karşı hiçbir hukuk kuralını tanımaksızın başlattığı topyekun saldırıya karşı PKK'nin meşru savunma hakkını kullanacağını ifade etti.
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı yaptığı yazılı açıklamda,  Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik yaklaşık 1 yıldır süren tecridin derinleştirilen bir savaş politikası olduğunu belirtti.
''Önder Apo üzerinde en ahlaksız bir biçimde ağılaştırılmış tecrit işkencesi uygulamakta, halkımızı ve kamuoyunu Önderliğimizin sağlığı ve yaşamından habersiz bırakmaktadır'' diyen KCK, Öcalan'a yönelik tecride paralel olarak gerilla güçleri ve yurtsever Kürt kurumlarına karşı gerçekleştirilen operasyonlarla tüm Kürdistan'ın savaş sahasına dönüştürüldüğünü vurguladı.

İmralı'daki tecrit savaştır

AKP devletinin Öcalan'a karşı İmralı’daki uygulamanın Kürdistan halkına karşı başlattığı bir savaş olduğunu ifade eden KCK, aynı biçimde Kürt siyasetine karşı sürdürülen siyasal soykırım operasyonlarının bu savaşın derinleştirilmesi ve yaygınlaştırılması anlamına geldiğini belirtti.
KCK Yürütme Konseyi, gerilla güçlerinin imhası için her türlü olanak ve imkanı harekete geçiren Türk devletinin topyekun savaşı kapsamlılaştırarak Kürt halkının özgür geleceğini karartmak, Kürt toplumunu teslim almak ve soykırım politikalarıyla ulus olmaktan çıkararak yok etmek istediğini vurguladı.
Önceki gün Van'da BDP'li Belediye Başkanları ile Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak'ın gözaltına alınmasını bu politikanın bir sonucu olduğuna dikkat çeken KCK şöyle dedi: ''AKP hükümeti, Kürt halkının oy vererek seçtiği belediye başkanlarını ve temsilcilerini tutuklayarak Kürt siyasetini ve siyasal iradesini yok etmek istemektedir. Açık ki AKP iktidarının Kürdistan’da yürürlüğe koyduğu mevcut uygulamalar sömürgeci devlet hukukunun bir gereği olarak uygulanan, Kürt toplumunu sindirme, teslim alma ve ortadan kaldırmayı hedefleyen uygulamalardır. Bununla birlikte KCK Operasyonu adı altında İç Anadolu Bölgesinde Kürt sağlık emekçileri ve doktor adaylarına yönelinmesi, AKP hükümetinin Kürt toplumuna ve siyasi iradesine karşı geliştirdiği siyasal soykırımın ulaştığı boyutu açıkça göstermektedir. AKP devleti Kürt halkının seçilmişlerine yönelerek, Kürt parlamenterlerini fezlekelerle kuşatırken belediye başkanlarını ve tüm siyasi çalışanlarını ise tutuklamaktadır. Özellikle AKP’nin 2009 seçimlerinde kaybettiği Siirt ve Van belediye başkanlarının aynı günde gözaltına alınması çok manidardır. Bu yönelimin özel bir amacının da 2009 yerel seçimlerinin rövanşını almak ve önümüzdeki yerel seçimlerin hazırlığını yapmak olduğu açıkça ortadadır.''

Sessiz kalamayız

KCK yazılı açıklamasında, Öcalan'a, Kürt siyasetine ve Kürt halkına karşı  sürdürülen tek yönlü savaşa rağmen hareketlerinden bütün bunlara karşı sessiz kalınmasını talep etmenin, AKP faşizminin zulüm uygulamasına boyun eğmesini istemek anlamına geldiğini belirtti. 
''Bugün Kürt halkına, Özgürlük hareketine ve Kürt Halk Önderliği’ne karşı geliştirilen bu savaşa karşı onurlu-şerefli tüm yurtseverlerin tek görevi vardır; o da direnmek ve bu faşist zulme karşı boyun eğmemektir'' diyen KCK, PKK hareketinin ve Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin AKP devletinin Kürdistan halkına karşı başlatmış olduğu savaşa sessiz kalmasının mümkün olmadığını kaydetti.
PKK'nin meşru savunma hakkını sonuna kadar kullanacağına dikkat çeken KCK açıklamasında şunları söyledi: ''Açık ki, ortada PKK’nin uygulamış olduğu bir şiddet yoktur, Kürt halkının meşru hakkı olan savunma hakkı vardır ve PKK Kürt halkının bu meşru savunma hakkını sonuna kadar kullanacaktır. Saldırıda olan hareketimiz değil, AKP devletidir. Hareketimizin yürüttüğü savaş özü itibarıyla bir savunma savaşıdır. PKK hareketinin ve Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin sömürgeci saldırılara karşı asla boyun eğmeyeceğinden, direnme hakkını sonuna kadar kullanacağından ve bunu başaracağından hiç kimse kuşku duymamalıdır. Ulus olarak var olabilmek, özgür geleceğimizi yaratmak ve onurlu bir halk olmamız ancak böyle mümkün olacaktır. Zulme karşı boyun eğmemek, direnerek gerçeği savunmak ve kazanmayı esas almak böyle gelişecektir. Kürdistan halkının tüm yiğit evlatları bu yolda kararlıca yürüyecek, değerlerini ve halkını savunmayı bilecektir.''


Kürdistan halkına çağrı
AKP hükümetinin önceki gün Van'da belediye başkanlarına yönelik gerçekleştirdiği operasyona karşı  Kürdistan halkına direnme çağrısı yapan KCK Yürtüme Konseyi açıklamasında şöyle dedi:
''Depremin felaketini ağır bir biçimde yaşayan yurtsever Van halkı, AKP’nin alçakça ve ikiyüzlü bir biçimde yüzüstü bırakmasıyla kış ortasında ikinci bir depremi yaşamıştır. Bu depremin acılarıyla kıvranan Van halkı kendi özgücü ve belediyeleriyle yaralarını sarmaya çalışırken, 6 belediye başkanının ve çalışanlarının gözaltına alınması, yaraların sarılmasını önlemek ve halkımızın acılarını derinleştirmeyi hedefleyen düşmanca bir girişimdir. Buna karşı yurtsever Van halkının göstermiş olduğu tepki çok haklı ve anlamlıdır. Başta ilçeleriyle birlikte tüm yurtsever Van halkı ve tüm yurtsever Kürdistan halkı AKP hükümetinin Van halkımıza karşı gerçekleştirdiği bu saygısızlık, saldırı ve zulme karşı sessiz kalmamalı, sesini yükseltmelidir.
Ahlaksız ve kuralsız bir biçimde yürütülen bu savaş sadece Kürdistan halkına değil , aynı zamanda Türkiye halklarına karşı da geliştirilen bir savaştır. Savaşın ağır faturalarını bu coğrafyada yaşayan herkes ödemektedir. AKP hükümeti bir tarafta sahte ve yapay gündemler oluşturup inkar ve imha savaşını ahlaksız ve kuralsız bir biçimde sürdürürken diğer taraftan daha dün Erdoğan'ın Kürt sorunu çözülmüştür söyleminin savaşı daha tırmandırma kararlılığı anlamına geldiği açıktır. Biz hareket olarak Türkiyeli tüm dostları vicdan sahibi ve gerçeğe saygısı olan herkesi AKP iktidarının bu kirli yüzünü görmeye, onurlu bir barış ve hakkaniyete dayalı bir çözüm için seslerini yükselterek tutum almaya çağırıyoruz. Tüm yurtsever Kürdistanlıları, Kürdistan halkının dostlarını ve tüm sorumlu çevreleri AKP’nin bu vahşi zulmüne karşı sessiz kalmayıp direnişi yükselterek insanlık değerlerine sahip çıkmalılar.''

Gever ve Farqin halkına selamlama

''Kendini Kürt halkına feda eden Şehit Zîlan Ölümsüzler Taburu üyeleri Andok (Ramazan Yılmaz) ve Êrîş (Cengiz Özek) yoldaşların hem Gever’de hem de Farqîn’de gerçekleştirilen cenaze törenlerinde halkımıza karşı polis terörünün uygulanması sonucu Gever’de 15 yaşındaki Özgür Taşar isimli gencin şehit edilmesi ve Veysi Yıldırım isimli gencin yaralanması, Farqîn’de ise 55 yaşındaki Hamdi Özyandı isimli yurtseverin ağır yaralanması Türk devletinin sadece örgütlü yapılara karşı değil, tüm Kürt halkına karşı nasıl bir savaş geliştirmekte olduğunu ortaya koymaktadır. Şahadete ulaşan Özgür Taşar isimli gencimizin ailesi şahsında tüm Gever halkına başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyor, Şehit Özgür Taşar’ın anısını Kürdistan Özgürlük Mücadelesinde yaşatacağımızı vurguluyoruz. Kendi bağrından çıkmış, Kürdistan halkının yiğit fedai evlatları olan Andok ve Êrîş yoldaşlara güçlüce sahip çıkan yurtsever Gever ve Farqîn halkımızın onurlu duruşunu takdir ediyor ve selamlıyoruz.''


 HABER MERKEZİ