
Patolojik kumar bağımlılığı, kişisel, ailevi veya mesleki hedefleri bozan, bu durumun kendisini sürekli yenileyen davranış şeklidir. Bu bağımlılık diğer bağımlılıklar gibi hem bağımlı olanı yani mağduru hem de mağdur yakınlarını maddi açıdan iflasa götürebilecek bir tehlikedir.
Patolojik kumar bağımlılığı ya da şans oyun bağımlısı, oyunu başlatırken oyunun süresi ve ortaya koyduğu paranın yüksekliği konusunda kontrolü kaybeder. Artık, sürekli bir hale getirir bunu. Bu süreklilik, oynayanın elinde olan paranın bitmesine kadar sürer.
Bu kayıp ardından parayı tekrar geri kazanmak için maddi kaynak bularak tekrar oynamaya başlar. Tam bir çıkmazın içine düşen kumar bağımlısı artık bir çıkış yolu bulamaz, bir yandan borç batağına saplanır bir yandan da psikolojik bir çöküntüye uğrar.
Bağımlılık çeşitleri...
Bilimsel araştırmalarda yumuşak şans oyunları (Almancası Weiche Glücksspiele) ve sert şans oyunları (Harte Glücksspiele) arasında bir farklılık var. Yumuşak şans oyunları Lottotipp, Skat, zar oyunları ve benzeri şans oyunlarıdır. Sert şans oyunları ise paralı otomatlar, kumarhanelerde (Spielcasino) oynanan Roulette, Black Jack, Baccara ve benzeri şans oyunların yanında at yarışı gibi yarış oyunlardır.
Almanya’da 1974 yılında 134 kumarhane varken, bu rakam 2000 yılında 400, 2012 yılında ise 8 bine çıkmıştır. Bu sadece kumarhane olup, restorant veya kafelerdeki otomatlar buna dahil değildir. Paralı otomatların bulunduğu 70 bin yemekli işyeri, lokal (Gaststätten) bulunuyor.
Ayrıca resmi kayıtlara göre, Almanya’da 165 bin oyun otomatı bulunuyor. Ancak, bu rakamın daha fazla olduğu tahmin ediliyor.
Şans oyunları ve bağımlılığın nedenleri
En çok oynanan paralı oyunlar arasında birinci sırada paralı oyun otomatları (Geldspielautomaten) geliyor. İkinci sırada Roulette gibi kumarhane oyunları, Black Jack, Onyedi, Dört ve Poker gibi kağıt oyunları (Kartenspiele) ve zar oyunları (Würfelspiele) gelmektedir.
Şans oyunu esnasında yükselen Adrenalin hormonu kişide bağımlılığı getirir. Bu hormon genelde aşırı risk ve tehlike anlarında bireyi adeta bir trans haline getirerek duyguların keskinleşmesini sağlar.
Kumara yönelmenin bir diğer nedeni ise kısa sürede çok para kazanma umududur. Şans oyununda yüksek miktarda kayıba uğrayan oyuncular, tekrar ve tekrar oynamaya devam eder. Bu kayıbı tekrar oynayarak geri kazanacaklarını düşünürler.
Üçüncü neden olarak eğer birey bir defalık kazanç elde etmiş ise bunun coşkusuyla tekrar kazanma umuduna kapılır, aralıksız oynamaya devam eder. Dördüncü neden ise kişi farklı sorunlardan kaçmaya çalışarak, kendisini şans oyunlarına kaptırır.
Patolojik sans bağımlılığının belirtileri
Patolojik şans oyunu bağımlılığının belirtileri şunlardır:
- Bağımlı, oyandıklarını defalarca tekrarlayarak çevresine anlatır ve anlatırken o anı tekrar yaşıyormuş gibi bir tutum gösterir. Bir sonraki oyun imkanlarını planlar, para bulmak için değişik yol ve yöntemleri araştırır.
- Bağımlı, bir kaç kez oynamayı bırakmayı, azaltmayı veya oynamaktan vazgeçmeyı denemiştir.
- Bağımlı, şans oyununu bırakmayı denerken heyecan ve sinirli bir tavır gösterir.
- Şans oyununda parasını kaybeden bağımlı, hemen ‘paramı geri alacağım’ mantığı ile tekrar tekrar oynar.
- Bağımlı, sorunun ciddiyetinin üzerini kapatmak için aile fertlerine, terapiste ve diğer çevresindekilere yalan söyler.
- Bağımlı, para bulmak için yasadışı işlemler, sahtecilik, dolandırıcılık, hırsızlık ve benzeri suçlar işleyebilir.
- Bağımlı, özel ilişkilerini, işyerindeki saygınlığını ve kariyer imkanlarını riske atar.
M.A. ‘Sanal tahlike: online-poker’
Online Poker denilen sanal üzerinden şans ve kağıt oyunları, gün geçtikçe daha çok ilgi kazanan bir tuzak.
Konu hakkında sanal üzeri bir şans bağımlısı olan 37 yaşındaki M.A., ile görüştük. M.A., kişinin sanal ortam üzerinden daha rahat bağımlı olunabileceğini belirtiyor.
M.A., „Diğer şans ve paralı oyunlarında belli saat ve mekanlar olması gerekirken, sanal üzerinden 24 saat açık bir oyun alanı“ olduğunu vurguluyor.
M.A., bu alan sadece bir değil, Poker 770, Texas Hold’em Poker, PartyPoker, Pokerstar, pokerworld24 gibi yüzlerce, belki binlerce online poker web sitelerinin olduğunu ve ekran karşısında ister elbise, ister pijama, ister pantolonsuz oturulabilineceğini, hiç kimse ya da kimselerin kişiyi rahatsız etmeyeceğini söyledi.
M.A., „Bazen oluyor, çok aşırı oluyor, tüm günümü bilgisayar başında geçiriyorum ve ertesi sabaha kadar oynuyorum“ ifadesiyle, bu bağımlılığın insanı nerelere götürebileceğini tarif ediyor.
M.A., devamla şunları belirtiyor: „Ben önce sanal oyunlarda sahte kağıt parayla (Spielgeld) oynadım. Bir baktım ki, gerçek para ile oynamaya başlamışım ve bunu bilerek devam ettim. Bugün sadece paralı oyunlar ile oynuyorum.“
M.A., niçin oynadığını şu şekilde anlatıyor: „İlk haftalarda can sıkıntısı vardı. Chatleşmeler artık sıkıcı geldi bana. Çünkü bir çok chat partnerim sahte çıktı. Kız iken erkek çıktı, erkek iken kız çıktı. Bu da soğuttu beni ve kendime yeni bir eğlence aradım. Online Poker sayfaları, sanalda uzun süre kalanlar da birden küçük bir pencere ile açılıyorlar. Sen bu sayfalardan, pencerelerden birine bakmak için tıkladın mı, sanki hepsi birden haberini alıyormuş gibi ve hepsi seni yakalamaya çalışıyorlar.
Adamlar öyle bir sistem kurmuşlar ki, sanki hepsi birlikte çalışıyorlar.
Bazen çok uzun ve fazla olunca, poker sitesi beni üyelikten atıyor. Ama bu sorun değil, çünkü hemen diğeri beni yakalamak için sırada bekliyor.“
‘Zamanımı çalıyordu’
M.A’ya „Peki aileniz ne diyor buna“ şeklinde sorumuza ise, „Ailem bana karışmaz. Evde benim sözüm geçer, erkeğim ben. Bir kız arkadaşım vardı, o da bir süre sonra ayrıldı. Önemli değil, zaten zamanımı çalıyordu benim. ‘Gel buluşalım, gel şuraya buraya gidelim’ diyordu, ben de evde kalmayı istiyordum. Laf dinlemiyor ki, sıktı beni zaten“ diye cevap verdi.
Online Poker siteleri sırada bekliyor dediniz. Onlar seni nasıl buluyor“ şeklinde sorumuza ise şu yanıtı verdi: „Çok kolay. Sen üye olunca e-mail adresini vermiyor musun? Veriyorsun! Eeh, bu adres de doğru olması gerekiyor, çünkü adresini kayıt olman için link geliyor ve o linke tıklamak zorundasın ki üye ola bilesin. Ne oldu şimdi? Mail adresini kaptılar! Sana sürekli reklam mailleri, üye olma davetiyeleri, poker oyununa ve diğer oyunlara katıl mailleri geliyor. Sen onları silsen de tekrar geliyor. Çünkü adamlar sadece kendileri kullanmıyor, senin mail adresini aynı zamanda başkalarına da satıyorlar. Yani bir kere mail adresini verdinse o gitti. Silsen de ‘Verteiler’e giriyorsun. Senin saçına başına, pantolonuna, Almancana bakmıyorlar. Kimse seni görmüyor.“
Facebook
Günümüzde en çok kullanılan sosyal paylaşım forumu Facebook üzerinden başta Texas Hold’em Poker (57.938.068 üye), Poker Texas Boyaa (1.777.168 üye), Okey (4.200.000 Üye), Okey Plus (1.000.000 üye) olma üzere Poker, Poker Palace, Grand Poker, Domino Poker, Perfect Poker, Gambino Poker, Pokerstar gibi yüzlerce şans oyunu tuzakları var. Başta salt bir oyun olarak hissedilen bu poker sayfaları özellikle sosyal alanda yeterli aktiviteleri olmayanlar için büyük bir tuzak teşkil ediyor.
Sanal üzerinden bu tuzak, günümüzde modern cep telefonları üzerinden de oynanması mümkün olduğu için, bağımlılar ister evde ister dışarda bağımlılıklarını devam ettirebiliyorlar.
Uzmanlar ne diyor?
ABD’nin Hospital of Bellvitge (IDIBELL) Üniversitesi ve İspanya’nın Barcelona Autonomous Üniversitesi’nin (UAB) ortak yaptıkları araştırmalara göre patolojik şans oyun bağımlıları şu 4 kategoriye ayrılıyor:
- Birinci kategori bağımlıları: ‘Düzensiz ve duygusal olarak kararsız- Desorganisiert und Gefühlsmässig instabil.’
- İkinci kategori bağımlıları: ‘Dürtüsellik ve sansasyon düzeyinde aşırı arzu- İmpulsivität und Sensationsgier.’
- Üçüncü kategori: Yüksek miktarda zarardan kaçınma, sosyal mesafe ve aşırı alkol tüketimi- Hohe Niveaus von Schadensvermeidung, sozialem Distanzieren und Alkoholmissbrauch.’
Dördüncü kategori: ‘Kişisel yapılanma açısından çok fonksiyonel, küresel adapte olmuş, piskopatolojik değişiklikleri olmayan- Hoch funktione ller, global-angepasster Persönlichkeitstyp ohne zugehörige psychopathologische alterationen’dir.
2001 yılından bu yana Bremen Üniversitesi’nin Psikoloji Araştırma Enstitüsü’nde öğretim görevlisi Diplom Psikolog Tobias Hayer, meslektaşı olan Prof. Dr. Mayer ile beraber 2001 yılından bu yana ‘Uygulamalı Kumar Araştırması’ üzerine çalışmalar yapmaktadır. Hayer, şans oyunu bağımlılığına ilişkin çalışmaları ve araştırmalarına gazetemize şu şekilde anlattı: „2008 yılının sonunda ‘Bremen Kumar Bağımlılığı Bilgilendirme Merkezi kuruldu. Böylece Bremen Eyaleti’nde ilk kez patolojik kumar bağımlılığı ve aile fertler ile bir danışmanlık merkezi oluşturulmuştur. Çalışmalarımız sadece danışmanlık ile sınırlı kalmıyor. Patolojik hastalar aynı zamanda Bremen’in kuzey bölgesinde bulunan Psikriyatri Tedavi Merkezi’nde (Psychiatrischen Behandlungszentrum Bremen-Nord), tedavi yöntemlerinden faydalanabiliyorlar. Son üç yılda rehabilitasyon merkezimize yüzün üzerinde başvuru yapılmıştır. Başvuranların çoğu ise otomat bağımlısıdır.“
‘En büyük risk grubu Türkiyeliler’
Hayer, yapılan bir çok federal ve bilimsel araştırmalar göre günümüzde Almanya genelinde 100 bin ile 350 bin arası patolojik oyun bağımlıların olduğunu ve bunlar arasında göçmen erkeklerin büyük bir risk grubunu oluşturduğunu söyledi. Hayer, bu elde edilen rakamların gerçeği ifade etmediğini gerçekte, bağımlı sayısının çok daha fazla olduğunu sözlerine ekledi.
Hayer, göçmenler arasında ise başta Türkiyeli göçmenlerin geldiğini söyleyerek, bağımlıların Türk kahveleri ya da internet kafelerde ortaya çıktığını belirtti.
Bağımlılık konusunda ikinci büyük risk grubunu ise Asya’dan gelen göçmenlerin oluşturduğunu ifade eden Hayer, bunların ise çoğunluğunun ise Alman kumarhanelerinde zaman geçirdiğini vurguladı.
‘Mağdurlar birbirlerine yardım ediyor’
Hayer, şans oyunu bağımlılarına Online-Danışmanlık, Telefon-Hotline-Danışmanlık, ‘Ambulant’ yani yerli, kalıcı olmayan terapi ve Statiönär denilen terapi yöntemleri ile yardım edilebileceğini belirtti.
Hayer’e göre bir başka yöntem ise yukarıda sayılan 4 yöntemden farklı. Hayer, mağdurların birleşip bir başka bağımlıya yardım ettiklerini söylüyor.
Bağımlıların birbirine yardımını esas alan bu dayanışma grupları ‘Selbsthilfegruppen’ olarak adlandırılıyor ve giderek daha fazla ilgi görüyor.
Hayer, danışmanlık ve terapi alanında dil engellerini aşmak için ise bilgilendirme dökümanlarının farklı dilllerde sunulmakta olduğunu ifade etti.
Hayer devamla: „Örneğin bu konuda Federal Bağımlılık Danışmanlık Merkezi’nin federal düzeyde bir deneme projesi olan ‘Patolojik Kumar Bağımlılığına Erken Müdahale ve Önleme (Frühe Intervention Beim Pathologischen Glücksspiel) tam 12 ayrı dilde yayınlandı.
Bunun yanında bir çok danışmanlık ve terapi merkezleri aynı kültür ve dil ağırlıklı hastaları aynı tedavi yöntemlerini uygulamaya başlamıştır. Örneğın Daun kentinde bulunan AHG Kliniği, Rusça konuşan göçmenler için özel tedavi yöntemleri uygulamaktadır“ şeklinde konuştu.
‘Kişi hastalığını kabul etmek zorunda’
Hayer, bir terapinin başlatılabilmesi için önce bağımlının bir hasta olduğununa kendisini inandırması ve kabul etmesi gerektiğini vurguladı.
Hayer bunu birinci adım olarak değerlendiriyor. Hayer adımları şu şekilde sıralıyor: „İkinci adım, para ve borç idaresinde kişinin yeni yöntemleri öğrenmesi gerekiyor. Üçüncü adım, aşırı kumar bağımlılığının tetikleyici kaynaklarını ve fonksiyonlarını analiz etmektir. Son adım ise bireysel düzenlemedir. Bunun içinde birey stres altında nasıl davranmalı? Kumar ve bağımlılık konularına duygusal yaklaşım nasıl olmalı? Sosyal etkileşim nasıl olmalı? Farkındalık eğitimi nasıl mümkündür? Bağımlılığa tekrar düşmemek için boş zamanlar nasıl değerlendirilmeli? Bu ve benzeri konular terapimizi içermektedirler.“
Hayer, bunun yanında mesleki ve iş hayatında ya da hukuki boyutta yaşanan sorunlarda yardımcı olduklarını, hastanın hayatın her alanında mümkün olduğu ölçüde yalnız bırakılmadığını vurguladı.
Terapilerin başarıları
Hayer, federal araştırmalara göre terapilerin üçte birinin başarı ile sonuçlandığını, üçte birinin yoğun tedavi gördüğünü ancak kalan bölümün ise başarılı bir şekilde terapiden çıkamadığını sözlerine ekledi.
Hayer, kumar hastaları ve oyun bağımlıların ilk olarak kendilerinin bir uzmana başvurması, eğer kişinin buna cesareti yoksa aile fertleri, arkadaş ve dost çevresinin bağımlıyı motive etmesi gerektiğini belirtti. Hayer, eğer kişi terapi görmezse sonunun karanlık olacağını uyarısını da yapıyor. DEVAM EDECEK
NİHAL BAYRAM - MAINZ