İsveç’in başkenti Stockholm’de Tensta Sanat Salonu’nda geçtiğimiz hafta açılışı yapılan “Niteliksiz Toplum” sergisi 60’lı yılların Avrupa’sında baş gösteren toplumsal ve sosyal sorunları; eğitim, pedagoji, gerilla hareketleri, aktif bir özne olarak çocukları ve sanatın eleştirel bir araç olarak kullanılmasını ele alıyor. 68 öğrenci ayaklanmalarını çıkış noktası alan sergi 1970 ve 80’li yıllardan günümüze sanat ve mimarinin topluma olan sorumluluğunu yerine getirip getirmediğini sorguluyor. Sergide, RAF kurucusu Ulrike Meinhof’u anlatan özel bir bölüm de yer alıyor.


‘Devletin monoloğu’

Serginin adı Avusturyalı yazar Robert Musil’in “Niteliksiz Adam” adlı ünlü romanını çağrıştırıyor. Musil, romanında gerçek bir aydın olabilmek için tüm özellikleri olduğu halde çağ değişimi karşısında edilgin kalan ve sonunda yozlaşan bir aydını anlatır. “Niteliksiz Toplum” vatandaşlarına insan onuruna yaraşır bir yaşam sunamayan devletlere yönelik bir suçlamayı içerdiği gibi, aydın ve sanatçılara tarihin kendilerine yüklediği sorumlulukları hatırlatıyor. Sergiyi düzenleyen sanatçılar, var olan düzeni dönüştürebilecek modelleri önermedikleri, “asfaltın altında kumsalı” aramaktan vazgeçtikleri, tarihi süreç ve sosyal mücadeleleri sanat ve mimariye yansımadıkları takdirde ortaya nasıl bir toplum çıkabileceği sorularına cevap arıyorlar.
Sergide aralarında Norveç ve Danimarkalı sanatçıların da bulunduğu 16 sanatçının eserleri yer alıyor. Salonun hemen dışına yol üzerine yerleştiren üzerinde “Devletin monoloğu” yazılı bir konteyner üstüne monte edilen hoparlörlerden süreki aynı cümleler tekrarlanıyor. 


Yasaklanan Meinhof sergisi
“Niteliksiz Toplum”un en ilginç ve medyada en fazla tartışma yaratan eseri ise İsveçli sanatçılar Charlotte ve Sture Johannesson’a ait. “Bir Zamanlar Almanya” adını verdikleri sergi Alman Kızıl Ordu Fraksiyon’unun (RAF) kurucularından efsanevi kadın savaşçı Ulrike Meinhof’un yaşamını ve mücadelesini konu alıyor.
Sergi ilk kez, 9 Mayıs 1976 günü Meinhof’un cezaevinde öldürülmesinden bir ay sonra Stockholm’deki Kültür Evi’nde gösteriliyor. Sanatçılar Meinhof’un büyük boy portresinin altına “Ulrike yoldaş, devrim öcünü alacak” cümlesini yazıyor. Meinhof’un sadece RAF kurucusu olmadığını, aynı zamanda iyi bir anne ve gazeteci, sosyal eşitlik için mücadele eden bir kadın hakları savunucusu olduğunu yansıtan fotoğrafları ve belgeleri sergiliyorlar. Ancak 2 gün sonra İsveçli yetkililer, ‘Bir terör örgütü lideri hakkında olumlu imaj yaydığı’ gerekçesiyle sergiyi yasaklıyor.Yasaklanması eleştirilere ve tartışmalara yol açan sergi 37 yıl sonra Stockholm’de göçmenlerin yoğun olarak yaşadıkları Tensta semtindeki “Sanat Salonu”nda yeniden sergilendi.

Irkçılığın fotoğrafı

Yine aynı sanatçıya ait olan bir başka bölümde İsveç toplumundaki ırkçı düşünce ve ideolojinin insan ve toplum üzerinde yarattığı tahribat anlatılıyor. Küçük yaşta babasını yitirdiği için 1940’lı yıllarda Çocuk Bakım Yurtlarına yerleştirilen Johannesson yurtlardaki çocuklar ile sakatlar, Samiler ve Romanların nasıl zorla kısırlaştırıldıklarını gösteren fotoğraf ve belgeleri sergiliyor. Refah toplumunun ırkçı ideolojisinin yol açtığı tıbbi kriminal uygulamaları bir kez daha gün ışığına çıkarıyor.

MURAT KUSEYRİ/STOCKHOLM