84 kişi işkence gördü

16 Temmuz 2020 Perşembe - 11:27

  • AKP-MHP iktidarı korona sürecinde de ”Kürt Düşmanlığı”ndan vazgeçmedi. 1 Mart- 25 Haziran tarihleri arasında; 84 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kaldı, 444 kişi gözaltına alındı, 93 kişi tutuklandı, 14 belediye gasp edildi, HDP milletvekilleri hakkında 84 fezleke hazırlandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’ndan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Ümit Dede ve Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, korona döneminde iktidarın “Kürt Düşmanlığı” politikalarına ilişkin hazırladığı raporu açıkladı.

HDP Genel Merkezi’nde yapılan basın toplantısında ilk sözü alan Dede, AKP iktidarının salgının yoğun yaşandığı 3 buçuk aylık dönem içerisinde salgınla mücadele etmek yerine kendisi gibi düşünmeyenlerle, muhaliflere, Kürtlere yöneldiğini söyledi. Dede, “Salgını toplum üzerindeki kontrolün arttırılması için bir fırsat olarak değerlendiren AKP iktidarı kutuplaşmayı, ayrımcılığı derinleştirdi. Pandemi sürecini yasakların, hak ihlallerinin ve keyfi uygulamaların gerekçesine dönüştürdü” dedi.

Raporun detayları

HDP’nin 11 Mart- 25 Haziran tarihlerini kapsayan ”Kürt Düşmanlığı Raporu” özetle şöyle:

  • Bu dönemde; HDP’li 14 belediyeye kayyum atandı, 4 belediye meclis üyesi görevinden alındı, belediye eşbaşkanları mesnetsiz iddialarla tutuklandı, herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın HDP’li belediye meclis üyelerinin toplantılara katılmaları engellendi. Kayyumların ilk icraatı Kürt dili ve kültürüne dönük saldırılar olurken, belediyelerin kadın özgürlük mücadelesi bağlamında hayata geçirdiği projeler de saldırıların hedefi oldu.
  • Kardeş Aile Kampanyası’nı yürüten üye ve gönüllülerimiz birçok ilde gözaltına alındı, haklarında soruşturma başlatıldı. Kardeş Aile Kampanyası ile 13 bin 180 aileyi kardeş ailesiyle buluşturduk. Ayrıca gerek temel gıda ve temizlik ihtiyaçlarını içeren destek paketleriyle gerekse alışveriş çekleriyle 62 bin 94 aileyle dayanışma sağlandı.
  •  Salgın önlemi olarak uygulamaya konulan sokağa çıkma yasakları, ülkenin birçok yerinde polis ve bekçi şiddetine gerekçe olarak kullanıldı. Adana’nın Seyhan ilçesinde Suriye vatandaşı Ali El Hemdan salgın günlerinde polis tarafından vurularak öldürüldü. Diyarbakır’da bir polisi öldürmekten M. E. C. ’ye ait işkence fotoğrafını yansırken aileye işkence yapıldı.

444 kişi gözaltına alındı

  •  Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu üyemiz Rojbin Çetin’e 3 saat boyunca işkence edildi. Köpeklerin saldırısı sonucu yürüyemeyecek duruma gelen Çetin bir de 11 gün gözaltında tutulmak suretiyle işkence süreci uzatıldı. Çalışmamızda tespit edebildiğimiz kadarıyla salgının en yoğun yaşandığı 3,5 ayda en az 84 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kaldı.
  • Başta HDP’li siyasetçiler olmak üzere muhalifleri hedef alan iktidar, 444 vatandaşı hukuksuz bir şekilde gözaltına aldı. Gözaltına alınanların 93’ü de tutuklandı. Sadece bir gün içerisinde Diyarbakır’da çeşitli kurumlarda kadın çalışması yürüten TJA çatısı altında kadın haklarını savunmaya yönelik 24 kadın gözaltına alındı, Antep’te de aralarında il ilçe eşbaşkanlarımızın da bulunduğu 33 kişi gözaltına alındı.

Mezarlıklara saldırı

  • lPandemi sürecinde belki de ülkenin tarihine geçecek utançlarından biri olarak ifade edebileceğimiz cenazelere ve mezarlıklara yapılan saldırılara da tanıklık ettik. HPG’Li Agit İpek’in cenazesi Adli Tıp’tan ailesine kargo ile gönderildi. Konunun HDP tarafından meclis gündemine taşınmasıyla AKP’li Cahit Özkan ‘adli vaka’ olarak sıradanlaştırdı. Bir anneye oğlunun cenazesinin kargo ile gönderilmesi kötülüğünü böyle savundu. Yine bu dönemde çatışmalarda hayatını kaybedenlerin mezarlıkları parçalandı. En az 13 mezarlık defalarca tahrip edildi. Bununla da yetinilmedi ailelerden evlatlarının mezarlıklarını parçalayıp fotoğraflamaları istendi. Garzan Mezarlığından hiçbir hukuki izahı dayanağı olmadan çıkarılan 282 cenaze Kilyos’ta bir kaldırıma toplu olarak defnedildi.

Üç tutsak ölüme terkedildi

  • Cezaevleri de hak ihlallerinin yoğun yaşandığı alanlardan oldu. Başta politik mahpuslar olmak üzere yüzbinlerce mapus cezaevlerinde ölüme terk edildi. Aralarında gazeteciler, öğrenciler, insan hakları savunucuları, 65 yaş üstü tutsaklar, hasta tutsaklar, çocuklu kadınlar ve Kürt siyasetçiler büyük bir ayrımcılığa tabi tutuldu. Bu dönemde 3 ağır hasta tutsak tahliye edilmeyerek bu süreçte yaşamını yitirdi. Yüzlerce mahpus da koronavirüse yakalandı.

En az 70 kadın öldürüldü

  •  Salgında evlere kapanmak, birçok kadın için ev içi şiddet riskinin artması demekti. 6284 sayılı Kanun kapsamında erkeklerin evden uzaklaştırılması kararına kısıtlama getirmeye kalktı. Bu da yetmedi! İnfaz yasasıyla şiddet failleri hiçbir tedbir alınmadan serbest bırakıldı; kadınlar ve çocukların başına musallat edildi. Bu üç aylık dönemde basına yansıyan haberlere göre en az 70 kadın erkekler tarafından öldürüldü, çok daha fazla kadın şiddete maruz kaldı.
  •  Kadın siyasetçilere ve kadın örgütlerine yönelik saldırılar pandemi döneminde de devam etti. Rosa Kadın Derneği üyeleri ve pek çok TJA aktivisti kadın gözaltına alındı, tutuklandı. Belediyelerin kadın merkezleri kapatıldı, erkek müdürler atandı, eşbaşkanlık sistemi, belediyenin öncü olduğu kadın kooperatifi bile suç unsuru sayıldı.

HDP’li vekillere 84 fezleke

  •  11 Mart-30 Haziran’ı kapsayan 3 buçuk aylık raporlama dönemimizde toplam 93 fezleke TBMM Anayasa/Adalet Karma Komisyonuna gönderildi. 93 fezlekenin 84’ü HDP’li vekiller için hazırlanmıştı. Haftalarca kapalı olan TBMM Genel Kurulu’nun açıldığı ilk hafta DTK Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları ve CHP’li Enis Berberoğlu hakkındaki yargı kararları okundu. Vekillikleri düşürüldükten sonra gözaltına alınan Leyla Güven ve Musa Farisoğulları tutuklandı. Leyla Güven 10 Haziran’da tahliye edildi. Milletvekilliğinin düşmesine yönelik kararın iptali için yaptığımız başvuru ise reddedildi.

Siviller katledildi

  •  Bu dönem savaş politikaları hız kazandı. İnsanlara işkence edilmesi 90’lı yıllarda uygulanan politikaların iktidar tarafından tekrar edildiğini bize bir kez daha gösterdi. Federe Kürdistan Bölgesine yönelik askeri operasyon başlatıldı ve sivillerin yaşadığı yerleşim yerleri bombalandı. Basına yansıyan bilgilere göre bu harekatta, sadece 17-27 Haziran arasında en az 9 sivil hayatını kaybetti.
  • Bu süreçte 6 çocuk/genç Kürt illerinde ya da Kürt kimliği nedeniyle, saldırıya uğrayarak, şüpheli şekilde, oynarken bulduğu cismin patlaması, kurşun isabet etmesi gibi sebeplerle hayatını kaybetti.

En iyi anlaştıkları konu

Rapor ardından söz alan Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, iktidarın pandemi döneminde de Kürt siyasi hareketine ve HDP’ye yönelik zor ve baskı aygıtlarını hiç aksatmadan çalıştırdığını belirtti. Raporun, iktidarın HDP ile olan kavgasının artık bir varlık yokluk kavgasına dönüştüğünü ifade eden Kerestecioğlu şunları söyledi: “Yani, iktidarın 15 Temmuz sonrasında MHP ile kurmuş olduğu koalisyonu ayakta tutabilmesinin yolu açık ki, Kürt düşmanlığından geçiyor. Nasıl ki 15 Temmuz öncesinde Gülen cemaatiyle ortaklıklarında en kolay uzlaştıkları konu Kürtlere ve muhaliflere yönelik devlet baskısı ise, bugünkü ortaklarıyla da en iyi bu konuda anlaşıyor.”  

ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.