TODİ'nin verdiği bilgilere göre cezaevinde yaklaşık 850 öğrenci bulunuyor. TODİ, tutuklu öğrencilerin durumuna dikkat çekmek ve  4. Yargı Paketi'nin tutuklu öğrencilerin hukuksal durumunu ele almak için basın toplantısı yaptı. TODİ Sözcüsü Ahmet Saymadi, inisiyatif olarak yaklaşık bir buçuk yıldır cezaevlerindeki öğrencilerin durumu ile ilgili çalışmalar yürüttüklerini, 2012 yılı Haziran ayında hazırladıkları Tutuklu Öğrenciler Raporu'nda öğrencilerin uğradıkları hak ihlallerini ve tutuklu öğrenci listesini kamuoyuyla paylaştıklarını ifade etti. Raporun yayınlanmasından kısa bir zaman sonra çıkan ve kamuoyunda tutukluluk sorununu çözeceği düşünülen 3. Yargı Paketi'nin Meclis'ten geçmesinin ardından tutuklu öğrenci sayısında ve uğradıkları hak ihlallerinde bir değişiklik olmadığını kaydetti.

"Mevcut yasalarca güvence altına alınmış olan ve herhangi bir yargı paketine, yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmayan kötü muamele, işkence ve sağlık sorunlarının giderilmesinde de durum değişmedi" diyen Saymadi, öğrencilerin maruz kaldığı baskılara işaret etti. Cezaevlerindeki öğrencilerin sağlık sorunları hakkında bilgi veren Saymadi, öğrencilerin eğitim haklarının da gasp edildiğinin altını çizdi.

4. Paket de çözümden uzak

TODİ aktivisti Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Dr. Gülşah Kurt ise, Meclis'te görüşmeleri devam eden 4'üncü Yargı Paketi'nin tutuklu öğrencilerin sorunlarını çözmekten uzak olduğunu belirtti. Kurt, "Esas amaç, öğrencilerin de içinde olduğu geniş bir kitle yönünden, yürürlükteki ceza hukuku ve yargılama mevzuatının yol açtığı insan hakkı ihlalleri sorununu çözmek ise; bugüne kadar söylediklerimizi tekrarlamak anlamına gelse de, getirebileceğimiz pek çok öneri bulunmaktadır" diyerek, önerilerini şöyle sıraladı:
"Öncelikle, tasarıda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ile uyum sağlamanın amaçlandığı birçok değişikliğe esasında hiç gerek olmadığı belirtilmeli. Özellikle ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerle ilgili, yalnızca mevcut yasaların uygulanması bakımından AİHM içtihadı gözetildiği takdirde aynı sonuca ulaşmak mümkündür. Özellikle TMK madde 6 ve TCK madde 220'de propaganda suçu bakımından AİHM içtihadının mahkemeler tarafından söz konusu maddelerin uygulanmasında dikkate alınması yeterli olacaktır. İvedilikle yürürlükteki Terörle Mücadele Kanunu'nun kaldırılması gerekiyor. Terörle Mücadele Kanunu'nda yer alan 'terör' tanımı mevcut haliyle devam ettiği ve bu tanımdaki muğlaklık ve belirsizlik TMK'deki diğer suç tanımlarıyla desteklendiği sürece ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kalkmasına imkan yoktur."

 DİHA/İSTANBUL