MUSTAFA MENGE / HABER MERKEZİ 


Almanya’da evsizlerin oranı son üç yılda yüzde 150 oranında artarak 860 bine ulaştı. Bu sayının 2018’de 1 milyon 200 bine ulaşacağı tahmin ediliyor. Kalacak evi olmayanlardan yaklaşık 52 bini sokakta yaşıyor. Evsizlerin üçte ikisi yalnız yaşıyor, üçte biriyse partneri ya da çocuklarıyla. Evsiz çocukların sayısıysa 32 bini buluyor. 

Almanya’daki konut sorunu, evsizler ile hükümet ve yerel yönetimlerin konut politikasını Almanya Evsizlere Yardım Çalışmaları Birliği (BAGW) Eşbaşkanı Werena Rosenke ile konuştuk. 



Almanya’da evsizlerin oranı son üç yılda yüzde 150 oranında artarak 860 bin oldu. Bu çok ciddi bir artış. Evsiz sayısının bu denli artışının nedenleri nedir? 

 2016’dan bu yana evsizlerin sayısına dair tahminimize mülteci statüsü alan göçmenleri de ekliyoruz. 2016’da evsizlerin sayısı, evsiz mültecilerin sayısı eklenmeden, 420 bin civarındaydı. Evsiz mültecilerin sayısını ise 440 bin olarak tahmin ediyoruz. Evsizlere yeni eklemlenen, hala mülteci kamplarında kalmaları tolere edilen bu grup, Almanya’daki evsizlerin yüzde 50’sini oluşturuyor. Onlar hem sığınma evlerinde hem de emlak piyasasının en talepkar kesimidir. 

2015 ve 2016 yılında artan evsizlerin sayısı, evsiz mülteciler hesaba katılmadığında bile maalesef bizim daha önceki öngörülerimizle çelişti. Almanya’ya gerçekleşen göç -mülteci göçü dışında- genel durumu dramatik bir şekilde kötüleştirdi ama bu kesinlikle tek başına yeni konut sıkıntısının sebebi değil. Göç, emlak sıkıntısını derinleştiriyor ama emlak sıkıntısının ve evsizliğin asıl sebepleri, yoksullukla yetersiz mücadeleyle de ilişkili olarak, on yıllardır süren yanlış emlak politikasında yatıyor. 

Evsizlerin sayısının dramatik artışına neden olan belirleyici birçok faktör var. Kirası karşılanabilir olan konutların sayısı yetersiz, sosyal konutların oranı devamlı olarak azalıyor. 1990’dan bu yana sosyal evlerin oranında yüzde 60’lık bir düşüş oldu. 2016’da 1 milyon 200 bin sosyal konut mevcuttu, 2020’ye kadar 170 bin kadar sosyal ev daha bu bağlamda düşecek. Buna ek olarak belediyeler, eyaletler ve devlet kendi konut stoklarını özel yatırımcılara sattı. Böylece kirası uygun konutların stoku elden çıkarılmış oldu. 

Bunun da ötesinde en az 11 milyon küçük ev azaldı. Bu 1-2 odalı evlerdeki azalma özelikle merkezi yerlerdeki kiraları oldukça fazla artmasına neden oldu. Özellikle büyük olan, bir önceki yıla göre 16 milyon 800 bin insanın bir kişilik ev talebine karşılık, emlak piyasasında sadece 5 milyon 200 bin 1-2 kişilik evler bulunuyor.     

 

Almanya’daki evsizlerin oranı, Avrupa’daki toplam evsizlerin sayısının yarısını oluşturuyor. Nasıl oluyor da Almanya gibi zengin bir ülke en fazla evsiz oranına sahip olabiliyor ? 

 Avrupa’nın birçok ülkesinde evsizlerin sayısı herhangi bir günde evsizlerin sayımıyla tahmin ediliyor ya da hesaplanıyor. Bu oranlar, haliyle bir yıl içinde evsiz kalan insanların sayısının oldukça altında kalıyor. Almanya’da ise yıllardan beri, herhangi bir gündeki sayım ile değil, bütün yıl içinde evsiz kalan insanların sayısı hesaplanarak yapıldığı için, AB ülkelerindeki evsizler oranı ile karşılaştırması yapılamaz. Buna ek olarak Almanya’da 2016 mülteci statüsü alan, tahmini olarak 440 bin göçmen de bu oranlara katılıyor. Bu grup, diğer ülkelerde evsizlerin hesaplamasına eklenmiyor. 

Normal koşullarda Almanya, karşılaştırılabilir rakamlarla Avrupa’daki evsiz insanların yarısını oluşturmazdı. Bu nedenle, Avrupa İstatistik Bürosu’nun (Eurostat) Avrupa evsizler sayısının tespiti için bir inisiyatif alması gerekiyor. 

 


Evsizlerin sayısının 2018’de, 1 milyon 200 bine ulaşacağı öngörülüyor? Bu kötüye gidişte hükümetin ya da yerel yetkililerin sorumluluğu nedir? BAGW, buna karşı ne yapıyor? 

Hükümet, kesin olarak konut politikasında daha fazla sorumluluk almalıdır, özellikle de 2019’un ötesini düşünerek. Şimdiye kadar, federal bütçe ile sosyal konutların yapımını destekleyen eyalet fonları, 2019’un sonunda sona eriyor. 

Biz Almanya’daki toplam evsizlerin sayısının yeni bir boyut kazandığını görüyoruz. Federal, eyalet ve yerel yönetimlerin çabası olmadan, ev kayıplarını önleyici uygulamalar ve hali hazırda evsiz olanlara kendilerine ait barınma yerleri sağlamadan, evsizlik oranı gelecek yılda azalmayacak. Eyaletler ve yerel yönetimler geçen yıllarda sahip oldukları kendi konut stoklarını ihale ile özel yatırımcılara sattı ve böylece kendi uygun rezervlerini, uygun fiyatlı konutlarını elden çıkardılar. Cazip yerlerdeki büyük konut stokları soylutaştırmadan dolayı az gelirli kiracılara artık verilmiyor.  

Yoksulluk, düşük ücretlendirme sektörü ve atipik (geçime yetmeyen) istihdam koşulları ile kendini süreklileştirdi. Metropol şehirlerindeki kiracıların hemen hemen yarısının Wohnberechtigungsschein (sosyal konutlarda yaşama hakkı belgesi) hakkı var. Dar gelirli kiracılar, gelirlerinin büyük bir bölümünü ev kirasını karşılamak için harcıyorlar; ortalama ev kulanım bedeli (Kira, elektrik, ısıtma, sıcak su) kiracının gelirinin yüzde 30’una denk geliyor. Ama gelirlerin durumuna bağlı olarak durum farklılaşıyor: Sosyal yardım alan kiracılar gelirlerinin yüzde 44’ünü ev kirasına veriyorlar, asgari ücretle çalışan kiracılar da gelirlerinin yüzde 40’ını. Sosyal yardım alan ya da asgari ücretle çalışanların dışında kalanlar ise ortalama gelirlerinin yüzde 24’ünü ev kirasına veriyorlar. 



Alman hükümetine yoksulluk ve evsizlik sorunuyla ilgili hangi beklenti ve önerileriniz var? 

Biz bir konut zirvesi ve konut sıkıntısının giderilmesi için ulusal aksiyon planı talep ediyoruz. Kendi ulusal aksiyon planımız ile hali hazırda 2014’te bir konsept önerdik. Başbakanın bunun için bir şeyler yapması iyi bir başlangıç olabilirdi. Gerekli olan şey devamlılığı olan sosyal barınma alanı ağı. Uygun fiyatlı konutları ulaşılabilir kılmak için, kâr amacı gütmeyen bir konut inşa sektörü iyi bir araç olabilir. Hükümet, yeni barınma olanaklarının sağlanması için kar gütmeyen kamu yararına çalışan sektör için ortam ve araçlar oluşturmalıdır. 

Aynı zamanda hükümetin kira fiyatların artışını etkili bir biçimde önleyecek metodlar için de sorumluluğu var. Ev kirası ve ısıtma için yüklenilen borçların ödenilmesi için sosyal yardım alımını mümkün kılacak düzenlemeler yapılmalı. Bu genel uygulamaların yanında, hükümet, eyalet ve yerel yönetimler, acil ev sıkıntısı çeken insanlara barınma imkanı sağlamaya yönelik fon programları ile yerelde bu uygulamaları başarı ile hayata geçirebilirler. 

BAGW buna binaen şunları talep ediyor: 

* Konut kaybının önlenmesine yönelik yerel birimlerin oluşturulması için, kırsal alan ağırlıklı, kamu yararına çalışan organizasyonların da katılımı ile bir fonlama programı oluşturulmalı. 

* Bu fon programı ‘Pro Wohnen’ (Kapsamı: 40 milyon Euro, süresi: dört yıl) bireysel ev sahiplerinin ve emlak şirketlerinin ağını yerel yönetimler ve kâr amacı gütmeyen şirketlerle konut kaybının önlenmesi ve bireysel emlak pazarında ve organize emlak pazarında evlerin, acil ev sorunu olan kişilere kiralanması teşvik edilmelidir. 

* ‘Von der Strasse in die Wohnung/Sokaktan eve’ teşvik Programı (Kapsamı: 10 milyon Euro, süresi: dört yıl) evsiz insanları, sokakta yaşayan uzun süreli evsizler de dahil olmak üzere, mağdurlara kendi yaşam alanlarında yardım eden sosyal hizmetler aracılığıyla, emlak şirketlerinin sağladığı konutlarda, sosyal hizmetlerin refakati ile yaşamaları teşvik edilmeli. 

 

Hükümet serbest emlak piyasasının taleplerine karşı harekete geçtiği ve bununla da ev sorununun kendi kendine çözüleceğini söylüyor. Bu ne kadar gerçekçi?

Sosyal bir konut politikası yerine, evler nerdeyse sadece bir mal olarak tanımlanarak pazarın serbest oyununa teslim edildi. Sonuçları şu an ortada. 


Emlak şirketlerinin, hükümeti etkileyebilen çok güçlü lobilerinin olduğu sır değil. Durum böyleyken siyasi partilerin, emlak pazarına etki ederek ev sorununu çözmeleri ne kadar gerçekçi geliyor size? 

Burada durum partilerin etkileri ile ilgili değil, gelecek hükümetin çok açık olarak politik kararları ile ilgili. Yani devamlı olarak sosyal evler inşa edecek bir bağlamın oluşturulması, etkili bir kira artışını önleme sistemi, evsizler için ev bulan, kâr amacı gütmeyen inisiyatif ve organizasyonların desteklenmesi, parasal olarak iyi donatılmış teşvik programları vs. Gelecek hükümetin ev sorunu ve evsizliği ciddiye alıp almadığını göreceğiz.