Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da son 17 yılda yaşam hakkına yönelik yoğun ihlaller yaşandığı, 41 bin 694 kişinin yaşamını yitirdiği; bunlardan 875’inin ise çocuk olduğu açıklandı.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 2002 ile 2019 yılları arasında Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yaşanan insan hakkı ihlallerini ortaya koyan, ‘AKP İktidarının Hak İhlalleri Enkazı’ isimli bir rapor hazırladı. Raporda, yurttaşların ‘yargısız infaz, dur ihtarına uymama, rastgele açılan ateşler, faili meçhul cinayetler’ gibi çok sayıda sebepten ötürü yaşam haklarının ihlal edildiği vurgulandı.

Raporda, devletin, insan haklarının korunması, eksiksiz hayata geçirilmesi ve hak ihlallerinin önlenmesinin temel sorumluluğu olduğu, ancak istatistiklere göre bunun gereğini yerine getirmediğine dikkat çekildi. Raporda, “AKP iktidarları döneminde 23 bin 980 kişi iş cinayetlerinde, bin 532 kişi yargısız infaz ve rastgele ateş açma sonucu, 337 kişi sokağa çıkma yasakları sırasında, 83 kişi gözaltında, 674 kişi yasa dışı örgüt saldırılarında öldü. 259 kişi faili meçhul cinayetleri sonucunda öldürüldü. 6 bin 432 kadın öldürüldü. Bu ve benzeri nedenlerle yaşanan yaşam hakkı ihlali sonucunda toplamda 41 bin 694 kişi yaşamını yitirdi” ifadeleri kullanıldı.

İhlallerin yeterince cezalandırılmaması nedeniyle artarak sürdüğünün de altının çizildiği raporda öne çıkan tespitler şöyle:

  • 2011’e kadar yeterli çalışma yapılmasa da bu tarihten itibaren özel bir alan olarak ‘çocuğun yaşam hakkı ihlali’ tespit edilebilmektedir. Bu kapsamda 2011’de 815, 2012’de 606, 2013’te 633, 2014’te 627, 2015’te 875 çocuk ölümü yaşandı. 2016’da bu verileri tutan kurumlar KHK ile kapatıldığı için sayılar azalmaktadır. 2016’da 242, 2017’de 138, 2018’de 88 ve 2019’da 80 çocuğun yaşam hakkının ihlal edildiği belirlendi.
  • 2002 ile 2019 yılları arasında 59 nefret cinayeti işlendi.
  • 2008’den itibaren verilerine ulaşılabilen şüpheli asker ölümleri sonucu 367 kişi yaşamını yitirdi.
  • 2002 ile 2019 arasında 23 bin 959 kişi işkenceye ve kötü muameleye uğradı. En fazla işkence olayı 5 bin 671 ile iki genel seçimin yapıldığı, DAİŞ’in bombalı saldırılarının gerçekleştiği 2015’e yaşandı.
  • 2002 ile 2019 arasında en az 721 gazeteci tutuklandı, 199 gazeteci ise halen cezaevinde tutulmaktadır. En fazla gazeteci tutuklaması 206 kişi ile 2017 yılında yaşandı.

1 milyon 809 bin kişi etkilendi

Raporda sokağa çıkma yasaklarına ilişkinde şöyle denildi: ”Sokağa çıkma yasaklarının süresiz ya da günboyu uygulanmaya başlandığı ilk tarih olan 16 Ağustos 2015’ten 1 Ocak 2020’ye kadar geçen süre içerisinde toplam 11 il ve en az 51 ilçede resmi olarak tespit edilebilen en az 381 kez sokağa çıkma yasağı ilan edildi: Amed (214 kez), Mardin (60 kez), Hakkâri (23 kez), Şırnak (13 kez), Bitlis (29 kez), Muş (7 kez), Bingöl (7 kez), Tunceli (6 kez), Batman (6 kez), Elazığ (2 kez) ve Siirt (14 kez).

   
  • 11 Ağustos 2017’ten 1 Ocak 2020 tarihinde kadar Hakkâri’nin Şemdinli ve Bitlis’in Hizan, Güroymak, Mutki, Tatvan ve Merkez ilçelerine bağlı çeşitli köy ve mezralarda belirli saat sınırları içinde en az 23 kez sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
  •  Yasaklar başlamadan önce gerçekleşen 2014 nüfus sayımına göre, bu yerleşim yerlerinde yaşadığı bilinen en az 1 milyon 809 bin kişinin özgürlük ve güvenlik hakkı; özel ve aile hayatına saygı hakkı; toplanma özgürlüğü; örgütlenme özgürlüğü; din özgürlüğü; bilgi alma ve verme özgürlüğü, mülkiyetin korunması hakkı, eğitim hakkı, işkence ve insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı, yaşam hakkı ve vücut bütünlüğü hakkı olmak üzere en temel hakları ihlal edilerek bu yasaklardan etkilenmiş olduğu tahmin ediliyor.
 

ANKARA

 
 

79 kişiye ajanlık dayatıldı

İHD, baskı ve tehdit yöntemleriyle ifade alma, mülakat yapma, ajanlaştırma ve kaçırma olaylarıyla ilgili yayımladığı raporunda, 2019 yılı içerisinde 79 kişiye ajanlık dayatıldığı yer aldı.

İnsan Hakları Derneği (İHD), “2019 Yılı Baskı ve Tehdit Yöntemleriyle İfade Alma, Mülakat Yapma, Ajanlaştırma ve Kaçırma Olaylarıyla İlgili Özel Rapor”unu yayınladı. Raporda, Genel Merkez’e 8, İstanbul Şube’ye 36, Amed Şube’ye 8, İzmir Şube’ye 8, Ankara Şube’ye 5, Malatya Şube’ye 1, Batman Şube’ye 5 olmak üzere toplam toplamda 71 kişinin benzer gerekçelerle İHD’ye başvurduğu belirtildi.

13 kişinin kaçırılarak ajanlık teklifine ve tehdidine maruz kaldığı, bu kişilerin resmi işlem yapılmadan serbest bırakıldıklarının aktarıldığı raporda, 61 kişinin ise çeşitli yerlerde (gözaltında ve gözaltı yerleri dışında) ajanlık teklifine ve tehdidine maruz kaldığını, 5 kişinin de hapishanede iken savcı ya da diğer güvenlik görevlilerince ajanlık teklifine maruz kaldığının tespit edildiğini kaydedildi.

Başvurudan çekiniyorlar

 Yaşayan olayların çok daha fazla olduğunun belirtildiği raporda, mağdurların savcılığa ve İHD’ye başvuru yapmaktan çekindiğine dikkat çekildi. Raporda İHD’ye yapılan başvurulara ilişkin şunlar yer aldı: “Başvurulara bakıldığında, genelde öğrencilere, siyasi parti üyelerine, basın emekçilerine ve hapishanede görüşçü olan aile üyelerine karşı bu baskı yöntemlerinin uygulandığını görmekteyiz. İstihbarat ve terörle mücadele görevlileri kişileri tehdit edip özel hayatlarındaki bilgileri de bildiklerinden hassas oldukları konularda yardım edecekleri vaadiyle psikolojik işkence yapmaktadırlar. Kişileri tutuklanmakla, kaçırılmakla, ölümle veya işkenceyle tehdit etmekte, peşlerini bırakmayacaklarını söyleyerek de yasa dışı ajanlığa zorlamaktadırlar. Kimi zaman bu daha da öteye geçmekte, kişiler kaçırılarak aylarca nerede olduklarını bilmeden fiziki ve psikolojik işkenceye maruz kalmaktadırlar. 13 Haziran 2019 tarihli duruşmasında 6 ay boyunca gördüğü işkenceyi tüm detaylarıyla anlatan Ayten Öztürk bunlardan yalnızca bir tanesidir.”

Tunç ile ilgili haber yok

 Salim Zeybek, Gökhan Türkmen, Erkan Irmak, Yasin Ugan, Özgür Kaya ve Mustafa Yılmaz’ın Şubat 2019’da kaçırıldığının hatırlatıldığı raporda, şu ifadeler yer aldı: “Mağdurların aileleri tarafından yapılan suç duyurularında etkili bir araştırmanın yapılmadı. Derneğimiz aracılığıyla (Erkan Irmak ailesi hariç) aileler Mart 2019’da BM Zorla ve İrade Dışı Kaybetmeler Çalışma Grubu’na şikayetlerini iletmişlerdir. BM’ye verilen Hükümet cevaplarından sonra 28 Temmuz 2019 tarihinde ailelere Salim Zeybek, Erkan Irmak, Yasin Ugan ve Özgür Kaya’nın rutin GBT kontrollerinde gözaltına alındığı haberi verilmiş, ancak tutuldukları Terörle Mücadele Şubesi’nde ailelerin avukatlarına görüşme izni verilmemiştir. Mağdurların 12 gün boyunca avukatlarıyla görüşmeleri engellenmiş, özel avukatları dahi emniyete girememiş, sadece eşleriyle görüştürülmüşlerdir. 6 Ağustos 2019 tarihinde zorla kaybedildiği ileri sürülen Yusuf Bilge Tunç ile ilgili ise halen bir haber veya bilgi yoktur.”

Başvuruların İçişleri Bakanlığı’na ve Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na gönderildiği halde etkili bir soruşturmanın yapılmadığının ifade edildiği raporda, “Komisyonda hâlâ kolluğu denetlemekle ilgili bir alt komisyon oluşturulmamıştır. İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Kolluk Gözetim Komisyonu ise 7 Ağustos 2019’da yürürlüğe giren Yönetmelik ile faaliyetlerine başlamıştır, ancak halen hangi çalışmaları yaptığında dair bir rapor yayınlanmış değildir”denildi.

Raporun sonuç ve öneriler kısmında ise şu ifadelere yer verildi: 

  • Cumhuriyet savcıları, TCK’de tanımlı tehdit, hakaret, işkence, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, görevi kötüye kullanma gibi birden fazla suç teşkil eden kaçırma ve ajanlaştırma faaliyetlerine sessiz kalmamalı, şikayetleri etkili bir biçimde soruşturmalı ve failler tespit edilerek devlet korumasından çıkarılarak yargılanmalıdır.
  • Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu kolluğun denetlenmesine yönelik olarak bir alt komisyon kurmalı ve başvuruları değerlendirmelidir.
  • Kolluk Gözetim Komisyonu, çalışmaya başladığında bu raporda belirttiğimiz ihlallerle ilgili etkili faaliyetler yürütmelidir.
  • Meclis Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu alt komisyon kurarak istihbarat örgütlerinin yasa dışı faaliyetleri konusunda araştırma yapmalıdır.
 

TÜİK, verileri gizliyor

TÜİK suça sürüklenen çocuklarla ilgili 2019 istatistiklerini açıklamadı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) her yıl düzenli olarak açıkladığı suça sürüklenen çocuklarla ilgili istatistikleri 2019 yılında açıklanmazken kurumun 2020 yılı istatistik takviminden de çıkarıldı. Kurumun açıklamadığı istatistiklerde Türkiye’de çocuklar arasındaki uyuşturucu kullanımı ve çocuklara yönelik cinsel istismar gibi kamuoyunda yankı uyandıran veriler bulunuyordu.

Cumhuriyet’ten Mahmut Lıcalı’nın haberine göre; CHP verileri açıklamayan TÜİK Başkanı Yinal Yağan ve kurumun görevlileri hakkında suç duyurusunda bulundu. CHP, 2018 yılı verilerinin 1 Ağustos 2019 tarihinde açıklanması gerektiğini vurgulayarak “Açıklanan rakamlar büyük bir infial yaratmış, ulusal ve uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. TÜİK açıkça veri gizleyerek yaşanan sorunların üzerini örtmeye, sorunları göstermemeye çalışıyor ve açıkça suç işliyor” değerlendirmesini yaptı. İstatistiklerde uyuşturucu kullanan, cinsel istismara uğrayan çocuklarla ilgili çarpıcı veriler bulunuyordu.

Yaralama, hırsızlık, uyuşturucu

TÜİK’in her yıl ağustos ayında bir önceki yıla ait açıkladığı suça sürüklenen çocuklarla ilgili veriler 2019 yılında açıklanmamıştı. En son Ağustos 2018’de 2017’ye ait veriler açıklanmıştı. Türkiye’de 2017’de suça sürüklenme nedeniyle getirilen çocuk sayısı 107 bin 984 oldu.

Söz konusu çocukların yüzde 57.7’sini 15-17, yüzde 23.3’ünü 12-14, yüzde 18.5’ini ise 11 yaş ve altı gruptakilerin oluşturduğu görüldü. Güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların yüzde 66.1’i erkek, yüzde 33.9’u ise kız çocuklarından oluştu.

Güvenlik birimlerine getirilen çocukların yüzde 34.4’üne yaralama, yüzde 24.8’ine hırsızlık, yüzde 6.6’sına Pasaport Kanunu’na muhalefet, yüzde 6.2’sine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 3,9’una mala zarar verme suçu isnat edildi. Adli birimlere sevk edilen çocuk sayısı 66 bin 321 olarak belirlendi. Suça sürüklenen çocukların yüzde 33.3’ünün bağımlılık yapan madde kullandığı tespit edildi. Suç mağduru çocukların yüzde 54.4’ünün erkek, yüzde 45.6’sının kız çocuğu olduğu görüldü.