9 Ekim komplosu ve direniş

Forum Haberleri —

.

.

  • Bu 24 yıl İmralı üzerinde akıl almaz bir tecrit, unutturma ve etkisizleştirme operasyonlarıyla geçti. İmralı’da dünyanın gözü önünde bütün insani ve hukuki kurallar ihlal ediliyor. 

ZEKİ AKIL
9 Ekim komplosunun üzerinden 24 yıl geçti. Ancak Türk devletinin politika ve zihniyetinde bir şey değişmedi. Böyle olunca komplo ve inkar imha politikaları güncellenerek, derinleşerek devam ediyor. 24 yıl önce Önder Apo’ya dünyada yer vermeyen uluslararası güçler aynı şekilde Faşist Türk yönetimini destekliyor ve komplonun sonuca gitmesi için çalışıyorlar.

9 Ekim komplosu Türk devletinin kendi gücüyle sahnelediği bir eylem değildi. Devletin dünyayı bloke edip önder Apo’yu kaçırma gücü yoktu. Başbakan Ecevit bile bu duruma şaşırmıştı. ABD gibi güçleri kastederek “Apo’yu neden bize verdiler, anlayamadım” demişti. Avrupa on binlerce Kürt’e iltica hakkı tanımıştı ama onlara öncülük eden ve herkesten fazla hayatı tehlikede olan Önder Apo’ya tanımamıştı. Avrupa ülkeleri yasalarını çiğneme pahasına bu komploya ortaklık etmişti. Avrupa’ya baskı yapan ve onları bu komploya ortak eden asıl güç ABD’ydi. ABD, PKK ve Kürt karşıtlığını hala sürdürüyor. İmralı üzerindeki tecride itiraz etmiş ve bir açıklama yapmış değil. Ayrıca şu anda PKK yönetiminde yer alan bazı öncü kadroların başına da milyonlarca dolar ödül koymuştur.

Türk devleti bu komplo geleneğini aralıksız sürdürdü. İmralı gerçek anlamda bir kuşatma, rehin alma ve komployu sonuca götürme alanı oldu. Dünyada eşi benzeri olmayan bir sisteme dönüştürüldü. Ne kendi yasaları ne de uluslararası yasalar uygulanmıyor.

İmralı üzerinde kuralsız bir uygulama ve keyfiyet var. Tamamen savaş konsepti çerçevesinde özel bir uygulama var. Ne AİHM kararları ne CPT’nin uyarı ve raporları ne de herhangi bir insan hakkı kuralı uygulanmıyor.

Türk devleti bu cesareti nereden alıyor? Açık ki arkasındaki güçlerden. Bu güçlerin başında yine ABD ve NATO gelmektedir. Avrupa devletleri de AİHM kararlarına sahip çıkmıyor. İmralı’ya yönelik özel uygulama ve politikalara ortaklık ediyor.

Uluslararası güçlerin bu politikaları Türk faşizmini güçlendirdi, cesaretlendirdi. Nitekim Trump yönetimindeki ABD, Türk devletinin yine 9 Ekim 2019’da Rojava’ya işgal saldırıları yapmasına yol verdi. Serêkaniyê ve Gre Spî işgali böyle gerçekleşti. Batı dünyasının Kürt halkını ve haklarını dışlaması ve Türk devletini esas alması soykırım politikalarının sürmesine olanak verdi. Batı’ya ek olarak Rusya da bu politikalara dahil oldu, soykırımcı Türk devletine destek verdi. Efrîn işgali de bunun zirvesi oldu.

Erdoğan bir zamanlar “Kürt sorunu var, Kürt sorunu benim de sorunumdur’” diyordu. Sözde sorunu çözecekti. Şimdi geldiği yer “Kürt sorunu yoktur” olmuş. Erdoğan nasıl bu noktaya geldi? Açık ki, Kürtler üzerinde yürütülen katliamlar, tutuklanmalar, binlerce insanı zindanlara doldurmasına ABD ve Avrupa sessiz kaldı. Türkiye Başûrê Kurdistan’a, Suriye’ye saldırdı, birçok bölgeyi işgal etti, binlerce insanı katletti, yüz binlerce insanı göçertti. BM, Avrupa, ABD ve Rusya ya destek verdi ya da sessiz kaldı. Bütün bunlar Erdoğan gibi faşist bir şefe cesaret verdi ve yüz yıllık inkar ve imha politikalarına hız vermesine yol açtı.

Kürtler 9 Ekim 1998’den günümüze kadar büyük acılar yaşadılar. On binlerce insan katledildi. Zaten Erdoğan ve savaş bakanı Hulusi Akar ne kadar çok Kürt öldürdükleriyle övünüyorlar. Hiçbir hükümetin öldüremediği kadar Kürt’ü biz öldürdük diyorlar. Çok Kürt öldürmeyi başarılarının ölçüsü olarak sunuyorlar. Ayrıca bölgesel ve uluslararası güçlerden aldıkları destekle asla Kürtlere bir statü verilmeyecek ve sınırları dışındaki Kürtlere de dünyayı dar edeceklerini anlatıp duruyorlar.

Bu 24 yıl İmralı üzerinde akıl almaz bir tecrit, unutturma ve etkisizleştirme operasyonlarıyla geçti. Devletin istihbaratı, iktidarı ve muhalefeti, basını ve bürokrasisiyle topyekün bir karşı saldırıya muhatap oldu. Bunun yanında ABD ve Avrupa’nın bütün kurumları ve resmi güçleri önder Apo’ya karşı bir sansür ve görmezden gelme politikası izledi. Yani İmralı üzerinde yine uluslararası bir kuşatma ve komplo bu 24 yıl boyunca sürdü. İmralı’da dünyanın gözü önünde bütün insani ve hukuki kurallar ihlal ediliyor. 

Ancak dünyanın etkili güçleri ve İmralı’yı yaratanlar bir gün bir kınama yapmadılar ve bir girişimde bulunmadılar. Kürtlere hukuk, hak işlemez dediler!

Kürt inkarı ve soykırım politikaları günümüz dünyasında Türk devletinin boyunu aşıyor. Lozan’da Kürtler Türk devletinin bu uğursuz politikalarına terk edildi. Şimdi de aynısı yapılıyor. Bu inkar ve imha politikaları önder Apo öncülüğünde kırılmaya çalışıldı. İmralı hala bu inkar ve soykırım politikalarının sonlandırılması için yürütülen mücadelenin merkezi durumunda. 

Bu açıdan Türk devleti böyle katı bir tecrit ve unutturma politikası yürütüyor. İmralı da buna karşı direnişin öncülüğünü yapıyor. Bu direniş dağlardan şehirlere, gençlikten kadınlara ve zindanlardan yurtdışına kadar her alanda yürütülüyor. 9 Ekim komplolarını boşa çıkaracak olan özgüçleriyle direnenler ve dostları olacaktır. 9 Ekim istedikleri gibi sonuca ulaşmadı, ulaşamayacak!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.