‘Hipofiz adenom’ denilen hastalığından dolayı haftada iki defa alması gereken ilaçları alamayan 55 yaşında, iki çocuklu ve iki torunu olan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, eyleminin üçüncü ayını tamamladı.

DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması amacıyla sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminin 90. gününde

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in 79. günden sonra 90 gündür Amed’deki evinde sürdürdüğü süresiz-dönüşüm açlık 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde de yayıldı. 51’i kadın toplam 281 tutsak da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması içinde eylemde. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan 35 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 52, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 51, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutuklunun eylemi de 42. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 22. gününe girdi. Leyla Güven’in sağlık durumu artık ciddi sonuçları olabilecek zaman diliminin içinde.

Efrîn işgaline gösterdiği tepki, yaptığı açıklamalar ve eşbaşkanı olduğu Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) çalışmaları nedeniyle 31 Ocak’ta rehin alınan Leyla Güven, Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde tutuldu. Güven, 24 Haziran seçimlerinde HDP’den Hakkari milletvekili olarak seçilmesine rağmen tahliye edilmedi. Yargılandığı Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 29 Haziran’daki duruşmada delillerin toplandığı gerekçesiyle tahliye kararı verdiği Güven hakkında savcının bir üst mahkemeye yaptığı itirazla daha tahliye bile edilmeden yeniden tutuklama kararı verildi. Avukatlarının Yargıtay’ın CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’na dair verdiği tahliye kararına istinaden yaptığı başvuru ise daha önce tahliye kararı veren mahkemece bu kez “delil durumunun değişmesi” gerekçesiyle reddedildi.

Ters kelepçeyi reddetti

Hakkında 25 yıldan 46,5 yıla kadar hapis cezası istenen Güven, 7 Kasım’da görülen duruşmasına daha öncekilerden farklı olarak ters kelepçe takılarak götürülmek istendi. Bu yaklaşımı reddeden Güven, mahkemeye gitmeyip duruşmaya cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katıldı.

Tahliye talep etmedi

Duruşmada Efrîn’e dönük saldırılara karşı çıkıp, bunu “işgal” olarak nitelendirdiği için tutuklandığını hatırlatan Güven, tahliye edilse bile Rojava’ya yapılacak bir operasyonun işgal olduğunu tekrar söyleyeceğini vurguladı. Güven, tahliye talep etmediğini söyledi.

Savunma yapmayacak

Türk yargısının durumuna ve mahkemenin iktidara mahkumiyetine dikkat çeken Güven, bir daha mahkemede savunma yapmayacağını söyledi.

Bu uğurda ölmeyi kabul ediyorum

Siyasete Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kadın paradigmasından etkilenerek başladığını kaydeden Güven, bir “insanlık suçu” olarak tanımladığı Öcalan üzerindeki tecride karşı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlayacağını duyurdu. Güven, “HDP milletvekili olarak değil, DTK Eşbaşkanı olarak bugünden itibaren süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlıyorum. Bu uğurda ölmeyi kabul ediyorum. Bu tecrit bir kişiye değil bir halka uygulanıyor. Ben de o halkın bir bireyi olarak ve Sayın Öcalan için ölümü kabul ediyorum” dedi.

Yasak ve disiplin cezası

Güven’in eylemi ve talebi destek bulup eylem ve etkinlikler başlayınca devletin ilk yanıtı yasaklama oldu. Diyarbakır Valiliği, OHAL kapsamında verilen yetkilere dayanarak 16 Kasım’da aldığı kararla Güven için yapılacak her türlü eylem ve etkinlikleri yasakladı. Yasaklama ile birlikte de HDP İl Örgütü binasında abluka başlatıldı. Girdiği eylem nedeniyle Güven hakkında disiplin soruşturması başlatan tutuklu bulunduğu cezaevi idaresi, bedeni ölüme yatırmış bir insana verilebilecek belki de en ilginç ceza olarak “1 ay süre ile ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma” cezası verdi.

Yine de destek eylemleri 

Buna rağmen yapılan planlamalar doğrultusunda Amed Hakkari, Van, Adana ve Urfa’da 17-18 Kasım destek amaçlı iki gün süreli açlık grevi eylemleri yapıldı. Bu eylemler yapılırken gönderdiği mesajında tecridin ancak “ortak sesle” kırılabileceğinin altını çizdi.

Mersin’deki saldırı sonrası

HDP Mersin İl binasının basılıp yöneticilerinin gözaltın alınması üzerine HDP ve DTK Eşbaşkanları ile birlikte 10 vekil, Meclis’te iki günlük açlık grevi yaptı. Diğer vekiller de Amed, Urfa, Van, Mardin, Mersin ve Adana gibi Kürdistan ve Türkiye kentlerinde üçer günlük açlık grevleri eylemleri yaptı.

Tutsaklar da eylemde

Ayrıca Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsaklar da 27 Kasım’dan itibaren tüm cezaevlerinde süresiz-dönüşümlü açlık grevleri başlattı. Tutsakların uyarısı dikkate alınmayınca bu kez 16 Aralık’tan itibaren süresiz-dönüşümsüz açlık grevleri başlatıldı. Dün itibariyle en az 60 Türk cezaevinde 300’e yakın tutsak, eylemini sürdürüyor.

Devletin oyun planı

Talebi görmezden gelen, tek bir açıklama yapmayan, diyalog yolunu açmayan Türk devleti, direnişi kırmak taktik hamleler yaptı. Önce 12 Ocak’ta, üstelik Cumartesi günü olmasına rağmen kardeşi Mehmet Öcalan’ın 15 dakika Öcalan ile görüştürüp böylece tecridin olmadığını göstermeye çalıştı. Aynı akşam yetkililerini, ardından avukataları Güven’in yanına göndererek direnişi bitirmesini sağlamaya çalıştı. Acan Güven ve diğer tutsaklar, bunu ciddiye almadı.

Bunun üzerine 25 Ocak’ta Güven’in yargılandığının davanın duruşması görüldü. Güven ve avukatlarının katılmadığı duruşmada tahliye kararı verildi. Kararın, direnişini bitirmeye yönelik bir siyasi hamle olarak değerlendiren Güven, talebinin karşılanmadığını belirterek, açlık grevine evinde devam edeceğini söyledi.

Direniş ve dayanışma

Güven’in öncülük ettiği direniş, Hewlêr’den Strasbourg’a, Toronto’dan Türk cezaevlerine kadar yayılarak devam ediyor. Dayanışma ve destek eylemleri de eşlik ediyor.

Güven’in değişmeyen mesajı

‘Hipofiz adenom’ denilen hastalığından dolayı haftada iki defa alması gereken ilaçları alamayan 55 yaşında, iki çocuklu ve iki torunu olan; yüzde 70’in üzerinde bir oy oranıyla vekil seçilen Leyla Güven, 90 gündür devam eden eylemi boyunca sürekli talebinin öne çıkmasını salık verdi ve herkesi motive etmeye çalıştı. Direnişini bitirmeyeceğini ve sonuç alıncaya kadar devam edeceğini vurgulayan Güven, tüm zorlu şartlara rağmen en yoğun süreçlerde çok büyük başarılar elde ettiklerini hatırlattı. Kürt halkının son yıllarda maruz kaldığı katliam ve hak ihlallerine işaret eden Güven, “Kürt halkına yaklaşım Sayın Öcalan’a yaklaşımdır, Sayın Öcalan’a yaklaşım Kürt halkına yaklaşımdır. Tecrit bunun ifadesidir. İnsanlık suçu olan tecrit, hak ihlali olarak görülmüyor. O zaman bu ihlallerin tanımı neye ve kime göre yapılıyor. Eğer bu uygulamalar ile Kürt halkının reflekslerini ölçmek istiyorlarsa bundan vazgeçmelidirler. Halkımızın hassasiyeti verilen ağır bedellerle herkesçe bilinmektedir. Halkımız Avrupa’da, dört parçada ayaktadır. Bütün cezaevlerinde açlık grevleri sürüyor. Bu grevlerin ileriki süreçlerde kalıcı hasarlara yol açtığını biliyorsunuz. Yaşanan büyük acılara yenisinin eklenmesini istemiyorsanız; tecridin kalkması için rolünüzü oynamalısınız.”

Kazanan bizler olacağız 

Güven, hep umudunu koruyor ve bedelleri olsa da başarının kaçınılmaz olduğunu vurguluyor: “Talebimin herkesin talebi olması çok değerlidir. Ortak değerler toplumsal özün gücünü gösteriyor. Kürt kadınları olarak; içeride ve dışarıda, her yerde, yaşamın her alanında tecridi parçalamak için mücadelenin öncüsü olacağız. Bu mücadelenin kazananları bizler olacağız.”

Talebim toplumsaldır

Eylemin tek amacı, Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasıdır. Sayın Öcalan için yapılan her eylem toplumsal bir amaç taşımaktadır. Bu nedenle eylemim aynı zamanda milyonların eylemidir.

Çok önemli sınav

Eyleminin ikinci ayında gazetemizin sorularını yanılarken şunların altını çizdi: “Önümüzde çok önemli bir sınav var. Ortaya koyacağımız irade ve mücadeleyle ya bu süreci kazanacağız ya da yüzyıl daha bekleyeceğiz. Halkımızı bir asır daha beklemeye mahkum edemeyeceğimiz açık.

Yüzyıllar önce köklerinden koparılmış ve Anadolu’nun çorak bozkırlarına sürgün edilmiş binlerce Kürt’ten biriyim. Zulme karşı direnen halkımızın bir neferi olarak içeriden sesimi onların çığlığıyla birleştirmek istedim.

Ateşten bir tarihtir bizim yaşadıklarımız. Birilerimiz bu ateşte yanabilir ama asla kaybolmaz. Halkımızın yüreğinde hep yaşatılırız. Tecridin parçalanması için her türlü bedeli vermeye hazırım.

Ömrümde hiç olmadığım kadar moralli ve huzurluyum. Milyonların ‘irademdir’ dediği Sayın Öcalan’a uygulanan tecride dair küçük de olsa birşey yapıyor olmanın huzurunu yaşıyorum.”

Eylemiyle de yetinmedi

Güven bu 90 gün boyunca sadece yaptığı eylemle yetinmiyor.  Her eylem ve etkinlik alanına mesajını ulaştırmaya çalışıyor; sağlık sorunlarının ağırlaşmasına rağmen medyanın sorularına yanıt veriyor. Diğer direnişçiler ve dayanışma gösterenlere moral verip motive ediyor.

Artık hiç yürüyemiyor

Sağlık durumu her geçen gün kötüye geden Güven’in tansiyonunun çok düşük olduğu belirtildi. Çok halsiz ve ciddi uyku problemi yaşayan Güven’in, sıvı alımında zorlandığı ve mide krampları yaşadığı, ışığa ve kokuya karşı hassasiyetinin daha çok arttığı ifade edildi. Kas ağrıları bulunan ve destek almadan yürüyemeyen Güven, kilo kaybını sürdürüyor.

Kaslarda protein yakımı 

Güven’de kas ağrılarının başlamasının nedenlerine dikkat çeken sağlıkçılar, şunları ifade etti: “Açlık grevlerinde ilk dönemlerdeki kilo kaybı dokuların enerji ihtiyacına göre vücutta önce karbonhidratlar, daha sonra yağ yakımı sonucu olur. Açlık grevi süresinin uzamasıyla beraber kaslardaki protein yakımı ile devam eder. Sayın Leyla Güven’in açlık grevinin 89. gününe girmiş olması ve beraberinde gelişen kas ağrıları, kaslardaki protein yakımına başlandığının, bunun da sağlık durumu ile ilgili tablonun ani bir şekilde değişebileceği ve istenmeyen bir durumun söz konusu olabileceğini bize gösteriyor.”

 

AMED