
AKP yönetimindeki Türk devletinin insanlığa karşı işlediği suçlar, insan hakları ihlalleri ayyuka çıkarken, radikal eleştiri ve ciddi tavırdan ısrarla kaçınan Avrupa Birliği yetkilileri halen Türkiye’nin Birliğe üyeliğini gündeme getirmekle meşgul.
AB Komisyon Başkanı Jean-Claude Juncker, Almanya’nın etkili haber ve analiz dergisine yaptığı açıklamada "Görünen o ki Türkiye, AB üyeliğini engellemeye ve bunun sorumluluğunu da Brüksel'e yüklemeye çalışıyor" dedi.
Junker dergideki mülakatında Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ile son yaptığı ikili görüşmede Türkiye’nin AB’ye üyelik konusunda net olması gerektiğini de aktardığını söyledi.
Junker, "Türkiye, görünen o ki, AB üyeliğini engellemeye ve bunun sorumluluğunu da Brüksel'e yüklemeye çalışıyor. Kanımca bu Türk halkının çıkarına değil" dedi.
Deniz Yücel çıkarsa Türkiye’ye basın özgülüğü gelir!
Şaibeli 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, 200’e yakın gazeteci tutuklanırken, yüzlerce televizyon kanalı, gazete, ajans, dergi, internet sitesi ve radyo kapatılırken Juncker, diğer AB’li yetkilileri gibi basın ve ifade özgürlüğünü sadece Türkiye’de tutuklu bulunan Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel üzerinden okumayı tercih etti.
Juncker, Yücel'in serbest bırakılması yönündeki talebini yineledi.
Yücel'in “Bariz bir şekilde" haksız yere hapis yattığını ve Alman Büyükelçiliği çalışanlarının da kendisi ile kolay görüşemediğini belirten Juncker bunu bir skandal olarak nitelendirdi.
Juncker’e göre “AB öylesine bir araya gelmişlerden oluşan bir topluluk“ değil. Kriterleri var ve Türkiye’de AB üyesi olmak istiyorsa bu kriterlere uymak zorunda.
Juncker, "Şayet Erdoğan ile görüşmelere devam edeceksek, bu bizim onun önünde diz çökeceğimiz anlamına gelmez" diye konuştu.
AKP ülkeyi cezaevine çevirirken AB sessiz
İnsan haklarına önem veren ve bunu esas aldığını her fırsatta dile getiren AB yetkilileri, 15 Temmuz şaibeli darbe girişimini bahane ederek, Türkiye ve Kürdistan’ın bir nevi hapishane durumuna getiren Erdoğan ve AKP’ye tepkisiz kalıyor.
Darbe sonrası yüzbinlerce kişi işinden olurken, aralarında HDP Eşbaşkanları, milletvekilleri, DBP’li belediye eşbaşkanları ve belediye meclis üyesi binlerce seçilmiş rehin alınırken AB kurumlarının sessizliği dikkat çekiyor.
AB’nin yetkili kurumları ve diğer uluslararası insan hakları kuruluşlarının ayyuka çıkan işkence vakalarına tepki göstermemesi, AKP’nin daha pervasız bir şekilde bu uygulamlara başvurmasını da birlikte getiriyor.
İşkenceyi Önleme Örgütü CPT’nin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik ağır tecrit karşısında Kürtlerden gelen taleplere kulak tıkaması ise bu tecridin daha da ağırlaşmasını sağlıyor.
Erdoğan AB'den üç yılda 10 milyar Euro aldı
Öte yandan AB ile Türkiye arasında gerginliğin, önceki yıllara göre çok daha yüksek seviyede bir seyir izlediği zaman zaman gündeme gelse de, son 3 yılda Avrupa Birliği'nin Erdoğan rejimine para yağdırdığı ortaya çıktı.
AB'nin 2014'te beri üyelik için Türkiye'ye ödediği 3,3 Milyar Euro dışında mülteci anlaşması çervesinde şimdiye kadar da Türkiye’e 6,6 milyar Euro para ödediği belirtildi.
Geçtiğimiz hafta Almanya'nın önde gelen gazetelerinden Bild AB bütçesinden Birlik üyeliğine adaylığı bulunan Türkiye’ye 2014’ten 2016 yılının sonuna kadar toplam 3,3 milyar Euro ödendiğini bildirmişti.
Birçok dilde yayın yapan internet gazetesi Epoch Times de, Türkiye'nin Mülteciler Anlaşması çerçevesinde, anlaşmanın imzalandığı 2016'dan beri 6,6 Milyar Euro daha aldığını bildirdi. Avrupa Birliği liderleri, Avrupa'ya göç eden mültecilerin sayısının azaltılması için 18 Mart 2016 günü Türkiye ile anlaşmaya varmıştı. Anlaşmaya göre, Yunanistan'a ulaşan mültecilerden sığınma başvuruları reddedilenler Türkiye'ye geri gönderiliyor.
Bunun karşılığında da Avrupa Birliği ülkeleri, Türkiye'den mültecileri kendi ülkelerine alıyorlar. Ayrıca mülteci anlaşmasıyla Türkiye'yle mali destek sağlanırken, AB'yle tam üyelik müzakerelerin de hızlandırılmış olması gerekiyordu. Fakat Avrupa ülkeleriyle yaşanan hemen hemen bütün gerginliklerde Türk yetkililer, Avrupa'yı "Anlaşmayı bitiririz, kapıları açarız" şeklinde tehdit ediyor.
AKP’lilerin AB ile ilişkisinde üyelikten ziyade "Avrupa para göndersin yeter" düşüncesinin ön planda olması dikkat çekiyor.
HABER MERKEZİ