KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar, Meclis'in devreye girerek sürecin yasal tanımını yapmasını, Öcalan'ın koşullarının değiştirilmesini, üçüncü tarafa kapı açılmasını ve Rojava'da düşmanlıktan vazgeçilmesini istedi.

Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu'nda 4-5 Kasım tarihleri arasında 'Kürtler, Türkiye ve İmralı Barış Süreci: Tarihi Bir Fırsat' başlığıyla yapılan 10. Uluslararası Kürt Konferansı'nın ikinci günü, 'Kürt Demokrasi Projesi. Ortadoğu'ya Barış Getirecek Strateji ve Projeler' oturumu ile son buldu.  
Moderatörlüğünü Prof. Michael Gunter'in (Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu- EUTTC/ABD) yaptığı oturuma, Ortadoğu uzmanı Jonathan Spyer, Hollandalı akademisyen Joost Jongerden, YNK Siyasi Büro Sorumlusu Mala Baxtiyar, Gazeteci Amberin Zaman, KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar ve PYD Eşbaşkanı Salih Muslim konuşmacı olarak katıldı.
Ortadoğu uzmanı Jonathan Spyer, Kürtçe eğitimin halen yasaklı olduğunu, çok sayıda Kürt siyasetçinin cezaevlerinde tutulduğunu hatırlatarak, şunları söyledi: "Türkiye'deki duruma ek olarak bir taraftan Rojava'daki durum diğer taraftan da Türkiye ile Erbil ilişkileri var. Rojava’nın geleceği için KDP ve PKK arasında bir yakınlaşmanın olması gerekiyor."

Teorik çerçeve somutlaştı
Akademisyen Joost Jongerden, Demokratik Özerklik ve Demokratik Konfederalizm'in bugün artık somut hale geldiğini belirterek, "Bugün Diyarbakır'a gittiğimde orada radikal demokrasinin uygulandığını görüyorum. Rojava'da bu yaşanıyor" dedi. Çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Joost Jongerden, "Her iki taraf da eşit koşullar altında müzakere masasına oturmalı" diye konuştu.

Tanıyorsanız bırakın

YNK'li Mala Bextiyar ise "Öcalan, Kürtlerin bir lideri olarak tanınmayacaksa neden dialog kurulsun. Tanıyorsanız neden bırakmıyorsunuz" diye sordu. Bextiyar, en iyi yolun Öcalan'ın tanınması ve demokratik bir sistemin kurulması olduğunu sözlerine ekledi.
 
PYD'nin stratejisine övgü

Üçüncü ve son oturumda konuşan Gazeteci Amberin Zaman da Türkiye'nin Rojava'daki çetelere silah sağladığını söyledi. Zaman, şunları dile getirdi: "Amaç sadece Esad'ı devirmek değil, Kürtleri kontrol altında tutmaktır. El Kaide'nin kontrol ettiği sınır kapıları açık tutulurken, Kürtlere kapılar kapatılıyor. Kimileri PYD'nin PKK olduğunu söylüyorlar. Evet ama öyle olsa ne olur ki? Rojava bugün Suriye'nin en güvenli bölgesidir. Bu, Araplar, Asuriler ve diğer halklar için de böyledir. PYD'nin straejisi bu konuda gerçekten de sonuç alıyor. Peki Türkiye’nin stratejisi var mıdır, varsa nedir? Türkiye cihatçı güçlere destek verip, Kürtlerin barış durumunu yıkmaya çalışıyor. Kürtler acı çekerken bunu yapıyor. Yakında Kürtler, Türkiye’nin Suriye sınırını tamamen kontrol alacaktır." 
 
Aydar, talepleri sıraladı
Oturumda konuşan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar ise sürecin selameti için yapılması gerekenleri sıraladı:
*  Şimdiye kadar süreç idare tedbirler ve diyalog şeklinde yürüdü, daha fala gidemez. Parlamentonun sürecin yasal alt yapısını oluşturması gerekir.
*  Sayın Abdullah Öcalan’ın sağlıklı, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması gerekir.
*  Her düzeyde sürece şahitlik yapacak ve gözetleyecek kolaylaştırıcı üçüncü bir tarafa ihtiyaç vardır.
* Türkiye’nin Suriye’deki anti Kürt politikasını terk etmesi ve Rojava’da Kürt düşmanlarını desteklemekten vaz geçmelidir.
Kürt tarafının sorunun çözümü için ileri sürdüğü taleplerin bilindiğini, AP çatı altında da defalarca dile getirildiğini, Kürt Özgürlük Hareketi'nin deklarasyonlarının ortada olduğunu anımsatan Aydar,  Öcalan’ın 2009’da yazdığı Yol Haritası'nın geçerliliğini koruduğunu söyledi:
* Kürtlerin varlığının, kinmliğinin, Kürt kültürünün anayasal ve yasal güvenceye alınması, Kürt kimliğiyle düşünce ve örgütlenme özgürlüğnün tanınması.
* Kürtlerin bir halk olarak kabul edilmesinin gereği olarak öz yönetiminin, yani Demokratik Özerkliğin kabul edilmesi.
* Her düzeyde analdilde eğitim hakkının tanınması ve Kürterin bulundukları bölgelerde Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmesi..

Tek açıklamayla katkı olmaz

Aydar, barış sürecinde AB'nin üzerine düşen görevlerin de olduğunu vurguladı. Avrupa Birliği ilgili kurumlarının dialog sürecinin başlangıcında sadece bir kaç açıklama ile yetindiğini ve seyireci kaldığını anımsatan Aydar, "Türkiye AB üyelik müzakeresi yürüten bir ülke. AB sürece olumlu anlamda ve fiili olarak katılmalıdır" şeklinde konuştu.
Aydar, 9 Ocak 2013’te  Paris’te üç Kürt kadın siyasetçinin hunharca katledilmesinin çözüm süreciyle ilgili olduğunuğu; 11 ay geçmesine rağmen aydınlatılmadığını belirterek, "Bu konu başta Fransa olmak üzere Avrupa Birliği’nin önünde bir görev olarak durmaktadır"  dedi.

İkinci Lozan'a hayır
Oturumun son konuşmacısı PYD Eşbaşkanı Salih Muslim ise Arap Baharı'nın başlaması ve Suriye'ya yansıması gile bugüne kadarki süreci özetleyerek, Rojava'yı anlattı. Geçici Yönetim çalışmaları hakkında bilgi veren Muslim, Cenevre- 2 Konferansı'na dikkat çekti. Muslim, ABD, Türkiye ve Fransa gibi ülkelerin 22 Ocak'ta Cenevre'de yapılacak olan konferanstan kendilerini uzak tutmaya çalıştıklarını kaydederek, şunları söyledi: "İkinci bir Lozan istemiyoruz. Lozan'ın üzerinden bir asır geçti ve 1 milyona yakın Kürt hayatını kaybetti. Bizler sadece özgürlüğümüzü istiyoruz. Rojava'daki durum bütün Kürtleri etkiliyor. Bizi kabul etmek zorundalar."

NİHAL BAYRAM/RIZA AYDOÐDU/BRÜKSEL