HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, ABD'nin başkenti Washington'da bulunan Ortadoğu Enstitüsü'nün Türkiye Konferansı'nda soruları yanıtladı. 7 Haziran seçimlerine risk alıp tek başına parti olarak seçime katıldıklarını ve yüzde 13 oy aldıklarını hatırlatan Demirtaş, çoğulcu demokrasiyi savundukları için bu oy oranına ulaştıklarını söyledi. Türkiye'nin batısından da çok ciddi oy aldıklarına dikkat çeken Demirtaş, 1 Kasım seçimlerinde ise partisinin oylarının "adil olmayan bir yarış ve üzerlerindeki baskı nedeniyle" düştüğünü dile getirdi. Demirtaş, HDP’den AKP'ye ciddi bir oy kayması olmadığını da ekledi. 


Öz yönetim ilanları oyları düşürmedi 

Demirtaş yapılan kara propangandanın aksine Kürt illerinde kazılan hendeklerin ve öz yönetim ilanlarının HDP’nin oylarını düşürmediğine dikkat çekerek, "Öz yönetim ilanlarının yapıldığı 8 ilçede oyumuz düşmemiş, hatta tek oyumuzun yükseldiği yerlerden, kent olarak, Şırnak ve Cizre en çok çatışmanın yaşandığı yer“ dedi. 


Çözüm masasına yeniden dönülmeli

Çözüm sürecini PKK’nin değil AKP hükümetinin yanlış tutumunun bitirdiğini belirten Demirtaş, "Yeniden nasıl masaya dönülmeli, asıl Türkiye'de bunu tartışmalıyız" önerisinde bulundu. Demirtaş, bunun nasıl olacağının sorulması üzerine ise "Kürt toplumu müzakereye dönülmesini istiyor" şeklinde konuştu. Demirtaş, "Hükümetin de çatışma ve silahla bu sorunun çözülemeyeceğini idrak etmesi ve yeniden masaya dönülmesi konusundaki çağrılara ciddiyetle cevap vermesi gerekiyor. Ben çok umutsuz, karamsar değilim. Türkiye toplumunun ekseriyeti barış ve masaya dönülmesini istiyor. Bölge dengeleri de bunu dayatıyor" dedi.


Meclis sorumluluk almalı

Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu işi sadece hükümet değil, parlamento komisyonu yürütmeli. Görüşme, diyalog, müzakere süreçlerini bu komisyon yürütmeli. Ama şu anda hükümet bile inisiyatifsizdir. Erdoğan'ın onay vermediği bir süreç Türkiye'de başlamaz, başlaması mümkün değil. Keşke hükümet inisiyatifi olsa ve partiler olarak bir araya gelsek, neler yapılabileceğini samimiyetle tartışabilsek. Erdoğan buna açıksa bunu da tartışmaya hazırız. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Nasıl bir çözüm süreci olabilir, nasıl başarıya ulaşabiliriz, nasıl hatalar yaptık, yetmezliklerimiz oldu, bunları tartışalım' derse, biz tartışmaya hazırız."


ABD ve Avrupa müzakereyi teşvik etmeli

Demirtaş, ABD, AB ve Avrupa ülkelerinin de müzakereyi daha fazla teşvik etmeleri gerektiğini söyledi. Demirtaş, "Ben tarafların yeterince cesaretlendirildiğini, teşvik edildiğini düşünmüyorum" ifadesini kullandı. Demirtaş, uluslararası toplumun çatışmaların bitirilmesine ilişkin desteğinin daha güçlü olmasını istedi.


Başkanlığa yine ret: Söz ağızdan bir kere çıkar

Demirtaş, "Kürtlerin talepleri karşılansa başkanlık sistemini destekler misiniz?" sorusuna ise "Söz ağızdan bir kere çıkar. Hak ve özgürlükler pazarlık mevzusu yapılamaz" yanıtını verdi. Demirtaş, başkanlık sistemi için AKP’ye destek vermeyeceklerinin yineleyerek “Erdoğan’ın ya da AKP’nin Türkiye’ye teklif ettiği bir başkanlık sistemi ya da başkanlık modeli yok. Onların teklifi tümüyle tek adam sistemidir. Bir tür anayasal monarşidir, diktatörlüktür. Ama asla bir başkanlık modeli değildir" dedi. 


Suriye konusunda hükümeti uyardık

Demirtaş, Suriye konusundaki bir soruyu cevaplarken, AKP hükümetine daha önce Suriye'de taraf tutulmaması konusunda uyarıda bulunduklarını ancak bunun dinlenmediğini söyledi. Batı ülkelerinin de Türkiye'nin de Suriye'de DAİŞ gibi radikaldinci örgütleri besleneceği bir ortam yarattığı ifade eden Demirtaş, Türkiye üzerinden Suriye'ye giden yardımların çoğunun da bu  çete örgütlere gittiğini söyedi. 

Rojavalı Kürtlerle Türkiye arasındaki ilişkilerin güçlenmesinin her iki tarafın da yararına olacağını söyleyen Demirtaş, Türkiye'deki bir çözümün Suriye'de de barışa hizmet edeceğini ifade etti.


Obama'ya öneri: İşler bildiğiniz gibi değil

Demirtaş, "ABD Başkanı Obama'ya danışmanlık yapsaydınız Suriye için ne önerirdiniz" sorusunu ise şöyle cevapladı: "Şunu derdim, işler bildiğiniz gibi değil, her zaman Washington'dan göründüğü gibi değil. Sahada, o topraklarda durum başka olabilir. Bu burada raporlara yansıyana kadar başka şeylere dönüşmüş olabilir. Orada büyük acılar var. Gerçek olan bu. Büyük yıkım var. O toprakların sahipleri olan halklar var. Gerçek olan bu, gerisinin tamamı bir senaryo ve bizler gerçekten barış istiyorsak oradaki tüm halkların iradesine saygı duymalıyız."


 WASHINGTON