ABD, Türkiye’ye verdiği silah ve ekipmanların, Suriye’nin kuzeyinde Kürtlere karşı savaş suçu işleyen gruplara verilmesi de dahil Türk-ABD anlaşmalarının dışında kullanılıp kullanılmadığını araştırıyor.

CNN’e konuşan Yarbay Carla Gleason, ABD’nin, son kullanımı izleme anlaşmaları çerçevesinde silahlarının amacı dışında kullanılıp kullanılmadığı yönündeki iddiaları her zaman araştırdığını söyledi. CNN’e konuşan bir savunma yetkilisi ise ABD hükümetinin, Türkiye’nin bu son kullanımı izleme anlaşmasını ihlal ettiğine inandığını ifade etti.

Bu ifadenin, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 13 Kasım’da Beyaz Saray’ı ziyaret edeceğine dair yaptığı açıklamadan hemen sonra gelmesi dikkat çekti.

Dünyanın en büyük silah ihracatçısı olan ABD, bu silahların kullanımının yanı sıra üçüncü taraflara verilmesi durumunda izlenecek prosedürler konusunda sıkı şartlar öne sürüyor.

CNN’e konuşan ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetikili, ”ABD, silahların transfer edilmesi sırasında imzalanan anlaşmalar ve lisanslara göre bu silahların kullanılıp kullanılmadığını tespit etmek için çalışıyor” dedi. Aynı yetkili, ”Silahları alanlar bu silahların akıbeti konusunda bilgi vermek ve ABD’nin iznini almadan üçüncü taraflara vermeyeceği konusunda anlaşmak zorunda” diye ekledi.

Amerikalı yetkililer, Türk ordusunun bünyesindeki çetelere zırhlı araçlar, Suriye’de hızla ilerlemelerini ve ülkenin doğusu ile batısını birleştiren karayolunun önemli bir kısmını ele geçirmelerini sağlayan büyük miktarlarda silah ve mühimmat verdiğini belirtiyor.

Türkiye’nin, ABD tarafından verilen silahları bünyesindeki vermesinin ortaya çıkması durumunda bazı yaptırımların gündeme gelmesi mümkün olacak.

Savunma Bakanlığı, Golden Sentry programı çerçevesinde hükümetlerarası ‘Yabancı Askeri Satışlar’ programı çerçevesinde yapılan son kullanım anlaşmasını denetliyor. Aynı şekilde ABD Dışişleri Bakanlığı da Blue Lantern programı çerçevesinde yapılan ticari silah satışlarını ‘son kullanım anlaşması‘ çerçevesinde kontrol ediyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın resmi rakamlarına göre Türkiye’ye 2017’de 587.8 milyon dolar, 2018’de 604.3 milyon dolar ve bu yılın ilk dokuz ayında ise 373.2 milyon dolarlık silah satışı gerçekleştirildi. Verilen silahlar arasında füzeler, roketler, bombalar ve mayınlar da bulunuyor.

ABD Dışişleri doğrulamadı

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili, Türkiye’nin Bağdadi’nin bazı aile üyelerini yakaladığı yönündeki haberleri doğrulamayacağını söyledi.

Gazetecilere brifing veren yetkili, “Türkiye, Bağdadi’nin eşi, kız kardeşi, aile üyelerini yakaladığını söylüyor. ABD’nin bu kişilerin kimler olduğu konusunda bilgisi var mı? Bu kişilerin gerçekten aile üyeleri olduğunu doğrulayabilir misiniz?” şeklindeki bir soruyu, “Hiçbirini doğrulayamam” diye yanıtladı.

Suriye’deki yabancı DAİŞ’lilerin kabaca yüzde 99’unun halen kontrol ve denetim altında olduğunu, böyle de devam etmesini beklediklerini kaydeden yetkili, Trump’ın Amerikan askerlerini çekme kararını açıklamasından bu yana ABD’nin Suriye’deki hedeflerinin değişip-değişmediği sorusuna “Hayır” yanıtını verdi. Yetkili, sahadaki koşulların elbette değiştiğini ancak Amerika’nın hedefleri ve kullandığı yöntemlerin değişmediğini vurguladı.

Til Temir’e saldırı

Yetkili, Türk ordusu ve bünyesindeki çetelerin Hristiyanların yoğun yaşadığı Til Temir’e doğru ilerlediği yönündeki haberlerden endişe duyduklarını ve bu endişelerini Türk yetkililerle paylaştıklarını da belirtirken, “Türkler bize Til Temir’i almaya çalışmayacakları yönünde güvence verdi. Hala bu konuyu çok yakından takip ediyoruz” dedi.

Türkiye inceleyecekmiş

Yetkili, “Herhangi bir yerde savaş suçu işlendi mi ya da etnik temizlik oldu mu?” soruları üzerine, “Saldırının ilk birkaç gününde olduğu kadar çarpıcı bir vakaya rastlamadıklarını” kaydetti. İlk günlerde ambulansların hedef alınması gibi haberleri takip ettiklerini, bunların kasıtlı olup-olmadığını belirleme üzerinde çalıştıklarını anlatan yetkili, bu tür haberler ellerine ulaşır ulaşmaz Türk yetkililere durumu ilettiklerini söyledi. Yetkili, “Diplomatik kanallar üzerinden bize geri dönerek, bunların hepsini inceleyeceklerini söylediler. Sorun şu ki, (Türk ordusu bünyesindeki çeteler) çatışanların birçoğu disiplinsiz, nispeten radikal ve İslami ideolojiye sahip” diye konuştu.

Türkiye sorumludur

Yetkili, şunları da ekledi: ”Uluslararası kurallara göre eğer sen bir güce yardım ediyor, hava desteği sağlıyor ve ihtiyaçlarını gideriyorsan, komuta ve kontrol ediyorsan, bunların yaptığı eylemlerden de sorumlusun.”

 
 

ABD heyeti yarın Türkiye’de

ABD’nin Suriye özel temsilcisi James Jeffrey, 8-9 Kasım günlerinde Ankara ve İstanbul’da temaslarda bulunacak.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Jeffrey beraberinde farklı kurumlardan yetkililerinin olacağı bir heyete başkanlık edecek. Görüşmelerde, Türkiye’nin işgal saldırı düzenlediği Kuzey-Doğu Suriye’deki durum, Suriye’de siyasi çözüm bulunmasına yönelik BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayısı kararının hayata geçirilmesi ve DAİŞ’in kalıcı olarak yenilgiye uğratılmasını sağlamak için sürdürülen çabalar dahil iki tarafı ilgilendiren konular masaya yatırılacak.

Dışişleri Bakanlığı yetkilisi de Jeffrey başkanlığındaki heyetin Türkiye temaslarında 17 Ekim’de Türkiye’yle ABD’nin Suriye konusundaki ortak açıklamasında yer alan unsurların hayata geçirilmesi, Suriye politikalarında Türkiye’yle nasıl daha iyi koordine olabilecekleri gibi konuların ele alınacağını belirtti.

 
 

Erdoğan, Trump’a gidiyor

Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump önceki gün telefonda görüştü.

Donald Trump, görüşmeye ilişkin Twitter hesabından paylaşımlar yaptı. Erdoğan ile "çok iyi bir görüşme" yaptıklarını belirten Trump, Suriye sınırındaki gelişmeler, terörün kökünün kurutulması ve Kürtlerle düşmanlıkların sona erdirilmesi gibi birçok konuyu ele aldıklarını ifade etti. Trump, 13 Kasım'da Erdoğan'la görüşmeyi sabırsızlıkla beklediğini de ekledi.

Trump ayrıca görüşmede Erdoğan'ın, El Bağdadi'nin karısı ve kız kardeşi dahil, çatışmadan kaçtıkları bildirilen çok sayıda DAİŞ’liyi yakaladıklarını söylediğini aktardı.

Erdoğan’a daveti geri çek!

Demokrat Partili Senatör Richard Blumenthal, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan'ın savaş suçu işlediğinin altını çizerek, Erdoğan'ı Washington’a davet eden Trump'ı eleştirdi. Blumenthal, "ABD, savaş suçları işlemiş birini Beyaz Saray'a davet ederek ödüllendirmemelidir. Trump'ın Erdoğan'ı akşam yemeğinde yedirip içirmedeki ısrarı, Türkiye’nin Suriye’deki saldırganlığının ve Kürt ortaklarımıza yönelik saldırılarının şoke edici bir şekilde göz ardı edilmesidir" ifadelerini kullandı.

Demokrat Partili Senatör Chris Van Hollen da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Trump'ın Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinde "Kürtlerle düşmanlığın sona erdirilmesi" konusunu da ele aldıkları yönündeki açıklamasına istinaden, Erdoğan'ın QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî’yi öldürmek istediğini, Trump'ın daveti geri çekmesi gerektiğini kaydetti.

Van Hollen, "Erdoğan, bize DAİŞ’le savaşta yardım eden Suriyeli Kürt güçlerin lideri General Mazlum'a suikast düzenlemek istediğini söyledi. Trump'ın kendi hükümeti Türk destekli güçlerin savaş suçu işlediğini kabul etti. Tüm senatörler Trump’ı (Erdoğan'a yapılan daveti) geri çekmeye çağırmalıdır" mesajı verdi.

 
 

Petrol yerel yönetimin

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey yetkili, Kuzey-Doğu Suriye’de çıkarılan petrolün yerel yetkililer tarafından kullanıldığını ifade etti. Petrol yataklarının Amerikalı şirketler  tarafından işletilebileceğine dair şu ana kadar Beyaz Saray’dan bir direktifin gelmediğini belirten yetkili, buradaki ABD askerlerinin misyonunun sadece petrol kaynaklarını korumak olmadığını kaydetti.

 
 

Senatörlerden yaptırım çağrısı

Cumhuriyetçi ve Demokrat Senatörler, Trump yönetiminden, Türkiye’nin ateşkesi ihlal edip etmediğine dair bilgi istedi ve ihlal söz konusuysa buna sert yaptırımlarla karşılık verilmesini talep etti.

Cumhuriyetçi Senatörler Lindsey Graham ve Marsha Blackburn’le birlikte Demokrat Senatörler Chris Van Hollen, Richard Blumenthal ve Jeanne Shaheen tarafından konuya ilişkin olarak Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya bir mektup gönderdiler. Senatörler mektupta “Durum göz önüne alındığında kaybedecek vakit yok” ifadesini kullandı.

Senatörler, Türkiye’nin Amerika’yla üzerinde uzlaşılan bölgenin dışında işgal saldırısına devam ettiğini ve Til Temir’e de saldırdığını söyledi.

Trump’ın, Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde Türkiye ekonomisini yok etmekle tehdit ettiğini hatırlatan senatörler, “Buradan hareketler, yönetimden 17 Ekim anlaşmasını uygulamak adına acil ekonomik yaptırımlarla önlem almasını bekliyoruz” dedi.