ABD Dışişleri Bakanı Türk Dışişleri Bakanı ile yaptığı görüşmenin sonunda Türkiye’ye PKK’ye karşı daha fazla destek vereceğini açıkladı. Türk Dışişleri Bakanı da daha fazla destek istediklerini bir daha dillendirdi.
ABD ya neye destek verdiğini bilmiyor ya da Türkiye gibi Kürtlerin soykırımını hedefliyor. Güney Kürdistan’ın hamisi gibi gözükmesi bu gerçeği değiştirmiyor. Çünkü Kuzey Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin bastırılması aynı zamanda Güney Kürdistan’ın da soykırım sürecine alınması anlamına geliyor. Türk devleti sadece Kuzey Kürdistan Kürtlerinin değil, tüm Kürtlerin kültürel soykırıma uğratılmasını hedefliyor. Bu nedenle Kürtlerin hiçbir yerde statü kazanmasını istemiyor. Belki ABD bunu görmeyebilir, görmezlikten gelebilir, ama gerçek budur. ABD şu anda Kürt soykırım politikasını destekliyor. Her ne kadar Türk Başbakanı inkar ve asimilasyonu kaldırdık dese de bu sadece demagojiden ibarettir. Asimilasyon ve kültürel soykırım daha da hızlandırılmış biçimde sürdürülüyor. Bundan 4-5 yıl önce Doğu Perinçek “Bir Hakkari ve Şırnak kalmış, on yıl sonra onlar da Türk milletiyle birleşir, böylece bu sorun ortadan kalkar” diyordu. Aslında yeni statükonun ve devletin sahibi AKP de aynı Doğu Perinçek gibi düşünüyor. ABD de devletin bu politikası ve planlamasına destek veriyor.
ABD Suriye ya da başka bir yerde baskılara ve ölümlere karşı çıktığını söylüyor, demokratikleşme istediğini vurguluyor. Türkiye’nin Kürdistan’da uyguladığı politika hangi despotun uygulamalarından aşağıdır. Acaba ABD her gün yapılan tutuklamaları mı destekliyor? Belediye başkanlarının tutuklanmasını mı destekliyor? Bugün Kürdistan’da on binlerce insan, belki yüz binlercesi siyasi nedenlerle ya zindanlara girip çıkmış ya da hala cezaevindedir. Bir daha belirtelim siyasi nedenlerle zindanlarda kalma rekoru Kürtlere aittir. Ne 20.yüzyılda ne de 21.yüzyılda nüfusuna göre bu düzeyde siyasi nedenlerle zindanlarda kalan başka bir halk yoktur. Herhalde ABD bunu destekliyor. Zaten ABD ve Avrupa desteklemezse ve göz yummazsa Türkiye bu kadar insanı tutuklayıp zindanlara atamaz. Çünkü ABD’nin desteği olmasaydı böyle karakterdeki bir ülke siyasi meşruiyetini kaybeder ve ayakta kalamazdı.
ABD hem demokratik gösterilerin bastırılmasını hem de gösterilerde insanların öldürülmesini destekliyor. Bırakalım eski yılları, AKP döneminde bile faili meçhul kalan yüzlerce cinayet var. ABD bunları da görmüyor. Daha doğrusu ABD arkasında olduğu için Türk polisi ve jandarması rahatlıkla gösterilere saldırıyor ve insanları öldürüyor.
Türk devleti, ABD istihbaratıyla sivilleri öldürüyor. Güney Kürdistan’ın Kortek mevkiinde çoğu çocuk bir ailenin yok edilmesi ABD istihbaratı ve desteğiyle olmuştur. Bu ailenin Türk devleti tarafından öldürüldüğünü en iyi bilen ABD’dir. Bu insanların, bu çocukların canları can değil miydi? Bu sivil insanların öldürülmesi ABD hukukunun neresinde vardır? ABD bu konuda neden hiçbir ses çıkarmadı? Yoksa ABD de psikolojik savaş gereği bu katliamları PKK’nin üzerine mi yıkmak istiyor?
Roboski gibi çoğu çocuk 34 kişinin katili ve bu katilleri koruyan bir devlet ortadayken PKK’ye karşı savaşta Türk devletine daha fazla destek vereceğim demek ne anlama geliyor? Bilindiği gibi devletler kendilerine karşı direnenleri ezmek ve susturmak için suyu kurutma politikası izlerler. Destek verdiği düşünülen halkı çok yönlü baskı ve öldürmelerle sindirerek muhaliflerden kurtulmaya çalışırlar. Türk devleti Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı kirli bir savaş yürütüyor. ABD Türk devletinin bu kirli savaşını destekliyor. Bunun karşılığında Türk devletini bölge politikalarında kullanıyor. Bu nedenle Kürtlerin kurban edilmesi politikasını izliyor; katliam ve soykırımlara ortak oluyor.
Türkiye’de Kürt sorunu çözülmüyorsa, Türk devleti çözüm yerine bastırma politikası izliyorsa bunun sorumlusu en başta da ABD’dir. Türk devleti ABD desteğini almazsa bu savaşı bir ay sürdüremez. Çözüm politikası olmayan Türkiye bu nedenle kendini ABD politikalarına teslim etmiştir; bölgede taşeron olmuştur. Çünkü Türk devleti de ABD desteğini almazsa bu savaşı bir ay sürdüremeyeceğini bilmektedir. ABD’nin Suriye ya da başka ülkelerde baskılara karşıyız ve demokratikleşme istiyoruz demesi samimiyetten uzaktır. Bunun en açık kanıtı Kürtlerin ezilmesi için Türkiye’ye verdiği destektir. Bu gerçek ortadayken ABD’nin “biz diktatörlere karşıyız” demesinin hiçbir anlamı yoktur.
Türkiye zaten bir özel savaş devletidir. Kürdistan’da hiçbir yerde olmadığı kadar faşist ve soykırımcı bir baskı düzeni kurmuştur. Türkiye toplumunun desteğini almak için Türkiye’nin batısında farklı politika izliyor. Kürtlere karşı yürütülen savaşa destek veren toplum açısından bazı yumuşak yaklaşımlar gösteriyor. Daha doğrusu Türkiye sınırları içinde her zaman iki siyasi sistem vardır. Kuşkusuz Türkiye’nin Batısı içinde de demokrasi yoktur. Ancak Kürdistan için özel yasalar olduğu ve bir özel savaş yürütüldüğü gerçektir. Herhalde ABD Türkiye’nin batısında uyguladığı farklı özel savaş sistemini kendine göre iyi görerek Kürdistan’a gözlerini kapatıyor. Zaten Türk devleti de Kürdistan’daki baskıları örtmek için Türkiye’de biçimde bazı şeyleri farklı kılıyor. Böylece özündeki faşist karakteri ve Kürdistan’daki soykırımı gizliyor.
Şu anda dünyada Türkiye’den daha faşist ve soykırımcı başka bir ülke yoktur. İktidarını sürdüren despot ülkeler var. Halka baskı yapan hükümetler var, ama dünyada Türkiye gibi bir halkı kültürel soykırıma uğratmak isteyen ve bunun için bir özel ve kirli savaş yürüten başka bir ülke yoktur. En despot ülkeler bile bu karakterden dolayı Türkiye’den daha temizdirler. Belki iktidarları için zulüm uyguluyorlar, ama bir halkı, toplumu ortadan kaldırmayı hedefleyen planlı ve örgütlü saldırı yürütmüyorlar.
Ermeniler de, Süryaniler de Türkiye’de daha fazlaydı. Ama şu anda Suriye’deki Ermeni ve Süryaniler Türkiye’dekinden daha fazladır. Türkiye var olanları bile Türkiye’den göçertmek istiyor. Dinsel ve etnik azınlıklara yaklaşımlar karşılaştırılırsa Türkiye Suriye’den daha kirlidir. Zaten şu anda Suriye’de Kürtlerin örgütlü olmasından ve statü kazanmasından korkan ve bu nedenle bir an önce Suriye’ye müdahale etmek isteyen Türkiye’dir.
ABD Türkiye’deki basın üzerindeki baskıyı da desteklemiş oluyor. Şu anda basın özgürlüğünün olmadığı bir ülkedir Türkiye. Hukuken var olduğu söylenen basın özgürlüğü hukuk faşizmi ve çok yönlü baskılarla ortadan kaldırılmıştır. Sadece etkin olmayan yayınlar ve yazarlara göz yumuluyor. Ama AKP Hükümetini yıprattığı düşünülen basın yaşatılmıyor. Birçok yazar hükümete yaranmak için basın patronları, gazete ve TV yöneticileri tarafından saf dışı ediliyor. Öyle ki, geçmişte ordunun ve derin devletin yaptığından daha etkili bir baskı mekanizması kurulmuştur. İşte ABD’nin desteklediği Türkiye ve AKP gerçeği budur.
Şu açıktır ki, tarih ABD’nin Türkiye’nin Kürt soykırım politikasına destek verdiğini yazacaktır. Türkiye Ermenileri soykırıma uğratırken göz yumanlar, şimdi de Kürt kültürel soykırımını desteklemektedirler. Türkiye’nin bunu başarıp başarmaması ayrı bir konudur. Ancak ABD’nin Kürt soykırımını destekleyen bir ülke olduğu kesindir.
ABD Kürt soykırımının ortağıdır