• Rojava ve Suriye, küçük bir kıvılcımla da ateşlenebilir. Bir cinayet, bir provokasyon veya anayasal bir hakkın gaspı, zaten kırılgan olan dengeleri bütünüyle bozabilir.
  • Suriye’yi saracak yangını önlemenin yolu bellidir: Kürtlerin kazanımlarını korumak, bütün toplulukların haklarını anayasal güvenceye almak ve yeni Suriye’yi eşitlik temelinde kurmak.

MİHRAC URAL

Kürt halkı için 10 Eylül 2026’da ağır bir cinayet işlendi. Hayatını halkının mücadelesine adamış Sîpan Hiznî, Rojava’da büyüyen tehlikenin yeni bir simgesi oldu. Cinayet bütün yönleriyle araştırılmalıdır. Olayın bir ucunda MİT’in, diğer ucunda ise Colani yönetiminin bulunabileceği yönündeki iddialar, göz ardı edilmemelidir.

Suriye’nin birçok bölgesinde çatışmalar ve protestolar sürüyor. Yaşananların basit bir huzursuzluk olmadığı görülüyor. Suriye yeni bir siyasal hesaplaşma dönemine girdi. Rojava meselesi de bu büyük değişim içinde ele alınmalıdır.

Rojava’da entegrasyon adı altında atılan adımlar çok dikkatli değerlendirilmelidir. Kürtlerin kazanımlarını korumadan yapılacak bir entegrasyon, eşitlikten uzak bir bağımlılık yaratabilir. Entegrasyon, yalnızca Kürtlerin değil, Suriye’de yaşayan bütün toplulukların haklarını güvence altına alan ortak bir anayasal düzen içinde gerçekleşmelidir. Yeni anayasa bütün halkların eşitliğini, siyasal ve kültürel haklarını güvence altına almalıdır.

Şam’daki mevcut yönetim, bugüne kadar gerçek anlamda hak eşitliği sağlayan bir anlayış ortaya koymadı. Aleviler, Dürziler ve Kürtler, ağır saldırılara ve katliamlara maruz kaldı/kalıyor. Şam ile kurulacak ilişkilerde geçmişte insan hakları ihlalleri ve çatışmalarla anılan güçlerle yapılacak ittifakların sınırları açıkça belirlenmelidir. 7 Mart 2025 Alevi katliamı, 13 Temmuz 2025 Dürzi katliamları, Mar İlyas Kilisesi’ne yönelik saldırı ve 6 Ocak 2026’da Halep’te Kürtlere yönelik saldırılar unutulmamalıdır. Bu olayların sorumluları açığa çıkarılmadan gerçek bir güven ortamı kurulamaz. Geçmişe de açık olan bir yönetim karşısında aceleci davranmak, gelecekte daha büyük sorunlara yol açabilir.

Elbette süreç bu noktaya gelmişse tutumumuz da Kürt halkının kazanımlarını koruyan demokratik ve anayasal çözümden yana olmalıdır. Tom Barrack’ın bölgedeki rolü, ABD’nin Suriye politikası ve Türkiye-Şam ilişkileri de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Mazlum Ebdî’nin bütün bu dengeleri hesaba kattığı açıktır. Rojava Kürtleri, karşı karşıya oldukları siyasi oyunların farkındadır.

Ana dil ve kadınların konumu

Kürtçenin eğitimde ve kamusal yaşamda güvence altına alınması, Kürt halkının temel taleplerindendir. Kürtçenin anayasal güvenceye kavuşması, entegrasyonun eşitlik temelinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin göstergesi olacaktır. Kürtçe, Suriye’nin ikinci resmi dili olmalıdır.

Kadınların konumu da aynı derecede önemlidir. Yıllardır savaşarak halkını koruyan Kadın Savunma Birlikleri’nin (YPJ) geleceği, anayasal güvenceye alınmalıdır. Mazlum Ebdî, Sîpan Hemo, Îlham Ehmed ve Nureddin Ahmed İsa’nın üstlendiği görevler önemlidir, ancak bu görevler kişilere bağlı geçici makamlar değil, anayasal düzenin parçaları olmalıdır. Dört tugayın oluşturulması ve Efrîn Tugayı’nın bu yapılanmaya katılması, ortaya çıkacak gücün küçümsenmeyecek kapasiteye sahip olduğunu gösteriyor. Kürt bölgelerine dışarıdan başka güçlerin sokulmaması da önemlidir.

Suriye artık değişmeli

Suriye, artık eski Suriye değildir. Kürtler, Aleviler, Dürziler ve diğer topluluklar, ülkenin siyasi gerçekliğinin ayrılmaz parçalarıdır. Hiçbir halkın varlığı, geçici bir taviz konusu yapılamaz. Bütün toplulukların haklarını güvence altına alan yeni bir siyasal sistem kurulmadan kalıcı barış mümkün değildir. Gelecekte federal bir yapı kurulmalıdır. Federalizm, yalnızca Kürtlerin değil, bütün toplulukların hakkıdır. Bu hak tanınmazsa ayrılık ve bağımsızlık taleplerinin yeniden gündeme gelmesi kaçınılmaz olabilir. Savaş ihtimali de tamamen ortadan kalkmış değildir. Kürtlerin kendi bölgelerinde siyasal ve toplumsal kazanımlarını korumaları yaşamsal önemdedir.

Sîpan Hiznî cinayeti

Bu kaygıların en somut göstergelerinden biri Sîpan Hiznî'nin katledilmesidir. Hesekê’de yaşayan 26 yaşındaki Kürt asker, 10 Eylül’de evinden çıktıktan sonra silahlı kişiler tarafından kaçırıldı ve katledildi. Cesedi Serêkaniyê kırsalındaki Edlan köyü yakınlarında bulundu. Cinayetin vahşeti, olayın sıradan bir adli vaka olmadığını gösteriyor. Eski bir QSD savaşçısı ve daha sonra Suriye askeri yapılanmasına katılmıştı. Bu nedenle cinayetin, Kürtlere yönelik bir saldırı veya entegrasyon sürecini sabote etmeye yönelik bir provokasyon olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır. Colani yönetiminin veya başka güçlerin rolü bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır. Birçok kentte binlerce kişinin protesto gösterilerine katılması, cinayetin toplumdaki karşılığını ortaya koyuyor.

MİT bu kirli işin içinde midir?

Cinayetin MİT tarafından gerçekleştirilmiş olabileceği yönündeki iddia da araştırılması gereken ihtimallerden biridir. Suriye’de farklı güçlerin gizli faaliyetleri biliniyor. Türkiye bağlantısı varsa bunun bütün açıklığıyla ortaya çıkarılması gerekir.

Böyle eylemler üzerinden Kürtlere, “Kendi bölgenizde bile güvenliğinizi sağlayamıyorsunuz” anlayışının dayatılması ihtimali göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle yalnızca cinayetin failleri değil, varsa siyasi bağlantıları da açığa çıkarılmalıdır.

Küçük bir kıvılcım da yetebilir

Rojava ve Suriye bugün gerçekten bir barut fıçısıdır. Bu fıçı büyük bir savaşla değil, küçük bir kıvılcımla da ateşlenebilir. Bir cinayet, bir provokasyon veya anayasal bir hakkın gaspı, zaten kırılgan olan dengeleri bütünüyle bozabilir. Mesele yalnızca Kürtlerin güvenliği değildir; mesele Suriye’nin nasıl bir ülke olacağıdır. Kürtlerin kazanımları korunmadan kurulacak bir entegrasyon, yeni bir çatışmanın zemini olur. Şam’ın eski yöntemlere dönmesine izin verilmemelidir. Bölgesel ve uluslararası güçlerin hesapları arasında Kürt halkının iradesi pazarlık konusu yapılmamalıdır.

Yapılması gereken bellidir: Kürtlerin kazanımlarını korumak, bütün toplulukların haklarını anayasal güvenceye almak ve yeni Suriye’yi eşitlik temelinde kurmak. Aksi halde bugün küçük görünen her kıvılcım, yarın Rojava’yı ve bütün Suriye’yi saracak büyük bir yangının başlangıcı olabilir.