Avrupa Birliği Türkiye’ye Doğu Akdeniz’de yürüttüğü yasadışı doğalgaz ve petrol arama faaliyetlerine karşı yaptırımlara gitti. Yapırımlar, havacılık, Türkiye’ye verilmesi gereken fonlarda kesinti, kredilerin gözden geçirilmesi ve üst düzey müzakerelerin askıya alınmasını kapsıyor. Belçika’nın başkenti Brüksel’de Pazartesi akşamı bir araya gelen Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanları, Türk devletinin Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin karasularını ihlal ederek bölgede sürdürdüğü yasadışı doğalgaz ve petrol arama faaliyetlerine karşı yaptırım kararı aldı. Önceki akşam Avrupa Birliği’nin başkenti olarak kabul edilen Brüksel’de Dış İlişkiler Konseyi’nde bir araya gelen AB dışişleri bakanlarının uzlaştığı yaptırımlar kapsamında AB, Türkiye ile üst düzey temasları ve Kapsamlı Hava Taşımacılık Anlaşması müzakereleri askıya alacak, Türkiye’nin AB’den 2020’ye kadar alması öngörülen 145.8 milyon euroluk üyelik öncesi mali fonlarda kesintiye gidecek. Türkiye’ye verilecek kredilerin gözden geçirilmesinin yanı sıra, Türk devletinin yasadışı biçimde yürüttüğü sondaj faaliyetlerinde adı geçen şirketler ve gerçek kişiler de yaptırımlara maruz kalabilecek. Fonlar neleri içeriyor? AB Türkiye’ye 2014-2020 dönemi için 4,4 milyar euro fon ayırmıştı. Bu fonlarla desteklenen alanlar arasında demokrasi, yönetim, hukukun üstünlüğü, temel haklar, çevre, iklim, ulaşım, enerji, rekabetçilik, inovasyon (keşif veya yeniden dizayn) eğitim, istihdam, sosyal politikalar, tarım, kırsal gelişim, bölgesel ve yerel işbirliği bulunuyor. AB dışişleri bakanları ayrıca, doğalgaz sondaj faaliyetleriyle bağlantılı olanların hedef alınacağı muhtemel mali yaptırımlar konusunda da Avrupa Komisyonu’nun çalışmalara devam etmesini talep etti. Avrupa Yatırım Bankası’ndan da Ankara’ya verilecek kredi desteğinin gözden geçirilmesi talebinde bulunulduğu belirtildi. Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu dün yaptığı açıklamada yaptırımları her ne kadar umursamadığını söylese de AB, Türkiye’nin önemli bir ekonomi ve ticaret ortağı ve yaptırımların Türk ekonomisini orta ve uzun vadede olumsuz etkileyeceği düşünülüyor. AB son yıllarda, AKP-MHP faşist yönetiminin “hukuk devleti ve demokrasi” alanındaki gerileme nedeniyle Türkiye’ye verilen katılım öncesi mali yardımlarda zaten kesintiye gitmişti. Şaibeli 15 Temmuz darbe girişiminin ardından AKP-MHP’nin bu girişimi bahane edip, zaten daha önceki sorunlu sistemdeki hakları da tırpanlaması ve faşizmin Türkiye’de daha da kökleşmesi AB-Türkiye ilişkilerine de olumsuz yansıyordu. Bu sorunlar nedeniyle Türkiye’nin Avrupa Yatırım Bankası kredi taleplerinin bir bölümü geri çevrilmiş, iki taraf arasındaki siyasi diyalog da büyük ölçüde sekteye uğramıştı. Mali destek ve kredilerde ilave kesintiye gidilmesi Ankara’nın ekonomik destek arayışını daha da zora sokabilir. Ayrıca Türkiye ile AB arasında hedeflenen Havacılık Anlaşması ile yeni uçuş rotaları öngörülüyordu. AB kaynakları, bu anlaşmanın uçak bileti fiyatlarında yüzde 50’lere varan indirim, ayrıca yaklaşık 48 bin yeni istihdam imkanı gibi birçok avantaj sağlayabileceğini dile getiriyordu. DW Türkçe’nin haberine göre AB üyesi ülkelerin üzerinde mutabık kaldıkları kararda ayrıca Türk hükümetinin yürütülen sondaj faaliyetleri ile AB üyesi Kıbrıs’ın egemenlik haklarını ihlal etmeye devam etmesi halinde ilave yaptırımlar öngörülebileceğine dikkat çekiliyor. Dışişleri bakanları toplantısında bir çağrı da yer alıyor. Çağrıda Türk devletinin iyi komşuluk ilişkilerine sadık kalması, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğine saygı göstermesi isteniyor. Çavuşoğlu: Ciddiye almaya gerek yok Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise dün yaptığı açıklamada, sondaj çalışmalarının süreceği ve AB’nin yaptırım kararını ciddiye almaya gerek olmadığını söyledi. Dün Kuzey Makedonya ziyareti esnasında konuşan Çavuşoğlu “Rum kesimini tatmin etmek için alınmış bir karar. Çok da ciddiye almaya gerek yok” dedi. Bundan sonraki süreçte Türkiye’nin sondaj çalışmalarını artıracağını söyleyen Çavuşoğlu “Eğer Türkiyeye yönelik böyle karalar alırsanız, faaliyetlerimizi artıracağız, 4. gemiyi de en kısa zamanda göndereceğiz. Rum kesimi AB’yi arkasına almasın, paylaşım için Rum kesiminin muhatabı KKTC’dir. Bir an önce akıllarını başlarına alsınlar. Kıbrıs Türk halkının hakkını kimseye yedirmeyiz, ne AB’ye ne de başka ülkeye” şeklinde konuştu. Krizin kısa tarihi Uluslararası alanda Kıbrıs Cumhuriyeti resmi olarak tanınmasına rağmen, Türkiye’nin desteklediği adanın kuzeyindeki Türk kesimi ise resmi olarak tanınmıyor. Türk devletinin, Türk kesimine dayalı olarak yürüttüğü sondaj çalışmaları ise bundan dolayı uluslararası alanda yasadışı olarak görülüyor. Türkiye, doğalgaz ve petrol arama faaliyetlerini yasadışı bir şekilde Kıbrıs Cumhuriyeti karasuları içinde yapmış oluyor. Mısır, İsrail, ABD ve Yunanistan ile birlikte Kıbrıs Cumhuriyeti de İsrail-Kıbrıs Cumhuriyeti-Yunanistan doğalgaz boru hattı projesinin (East-Med) ortaklarından biri. ABD, bu boru hattı projesini oldukça önemsiyor ve Avrupa’nın bu hat ile birlikte Rusya’nın doğalgaz bağımlılığından kurtulacağını düşüyor. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki yasadışı faaliyetlerine İsrail, Mısır, Kıbrıs Cumhuriyeti, Yunanistan, AB ve ABD sürekli karşıt açıklamalarda bulunuyor. Türkiye’nin bölgede Fatih ve Yavuz adında iki sondaj gemisi bulunuyor. Söz konusu gemiler, Türk savaş gemilerini nezaretinde faaliyetlerini sürdürüyor. HABER MERKEZİ
 

Almanya'dan Türkiye'ye: Krizi tırmandırma

Silah ihracatının üçte birini Türkiye'ye yapan Almanya'dan da Doğu Akdeniz'deki gerginlikle ilgili açıklama geldi. Doğu Akdeniz’de tırmanan doğalgaz krizinden kaygı duyduğunu açıklayan Alman hükümeti, Türkiye'ye Doğu Akdeniz’de gerilimi tırmandıracak adımlardan kaçınma çağrısı yaptı. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Rainer Breul, Alman hükümetinin haftalık olağan basın toplantısında "Türkiye’ye gerilimi tırmandıracak adımlardan kaçınma, hukuka aykırı sondaj faaliyetleri yapmama çağrısı yapıyoruz" dedi.  Almanya’nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Michael Roth ise "Türkiye’nin provokasyonlarının AB için kabul edilemez. Kıbrıs’ın yanındayız" dedi.  Bununla birlikte Roth, karşı karşıya olunan çok sayıdaki gerilim ve krize yeni bir krizin eklenmesini arzu etmediklerini de sözlerine ekledi.