DTK ve BDP tarafından 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısı ile Amed'e davet edilen ve önceki gün İstasyon Meydanı'nda kendisini heyecanla dinleyen onbinlere Rojava'daki gelişmeleri anlatan PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah, DİHA'nın sorularını yanıtladı. Kürt halkı ve PYD'nin yıllardır Suriye rejimin demokratikleşmesi için mücadele verdiğini; Kürtlerin, muhalif güç olarak rejimin karşısında durduğunu hatırlatan Abdullah, "Rojava Kürdistan'ında devletin ve rejimin şuan kurumları yoktur. Bölgemize yapılacak bir saldırı Rojava halklarına yönelik yapılmış bir saldırı olacaktır. Çünkü Rojava, özerk bir bölgedir. 19 Temmuz devriminden sonra Rojava, kendi kendini yönetiyor. Olası bir dış müdahale de Rojava dışına yapılmalıdır. Zaten bugün Rojava haklarına yönelik çetin bir savaş yürütülüyor. Kürt halkı Kürdistan bölgesinde savunma hakkını kullanıyor.  Kürt halkı yapılan saldırılara karşı kendini koruyor. Bundan sonra da yapılacak saldırılara karşı kendini koruyacak ve sürekli bu hakkını kullanacaktır" dedi.

Devrimin ilk gününden bu yana Kürt halkının mesajlarının çok açık olduğunu kaydeden PYD Eşbaşkanı Abdullah, Kürt halkının hakları inkar edenlerin, çözüm de istemediğini söyledi. Rojava'da gelişmekte olan demokratik sistemin, tüm halkların yararına olacağını, ancak Türk Hükümeti'nin de fobilerine yenik düştüğünü ifade eden Abdullah, "Kürt halkına yönelik saldırılar, Kürt halkına karşı geliştirilen siyasetin parçasıdır" diye konuştu.

Demografik yapıya müdahale
Bir ülkede uzun süre savaşın tüm toplumu; özellikle yaşam ve günlük ihtiyaçları çok önemli oranda etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu anımsatan Abdullah, Rojava'da özel bir siyasetin de yürütüldüğünü söyledi. PYD Eşbaşkanı, şöyle devam etti: "Özellikle Rojava'nın boşaltılması, göçmen kapılarının açılması, göçmen dalgası yaratılarak Rojava'dan çıkışın sağlanması için uzun süredir özel bir politika yürütülüyor. Tüm sınır kapılarının kapalı olmasının sebebi budur. İçerde yoğun saldırı ve savaş sürerken bir tarafta ise sınır kapıları kapalı tutulmaktadır. Türkiye ve Rojava arasındaki tüm sınır kapıları kapalı. Hatta Güney Kürdistan sınır kapıları da kapatılarak özel bir politika uygulanıyor. Yardım ve gidiş gelişlerin imkanı ortadan kaldırılmıştır. Bizler göçün önüne geçmek zorundayız. Çünkü Rojava'daki Kürtlerin göç ettirilmesi ardından dışardan getirilecek topluluklar ile Rojava'nın demografik yapısı değiştirmeye çalışılmaktadır. Eğer Güney Kürdistan ve Rojava arasındaki sınır kapıları; Efrîn, Kobanê ve Cizîr bölgelerinde bulunan sınır kapıları açılıp, ticaret ve insani yardımların geçişi sağlanırsa inanıyoruz ki; bugün var olan yaşamsal sorunlar çözülecektir. Sınır kapıların açılması için bir girişim olması gerekiyor. Kapılar ticaret ve insani yardımların geçişi için açılırsa göç sorunu da çözülecektir."
Federal Kürdistan Hükümeti'nin sınır kapılarıyla ilgili politikasını yanlış bulduklarını ve eleştirdiklerini belirten Asya Abdullah, bu kararın gözden geçireleceğini umudunu koruduklarını dile getirdi.

Dışardan yardımlarla çözülmez
Gelen yardımların sorunların çözümüne destek amaçlı olduğunu fakat Rojava'daki sorunların dışarıdan gelecek yardım ve desteklerle yüzde 100 çözülemeyeceğinin altını çizen PYD Eşbaşkanı, "Çünkü tüm kapılar kapalı. Kuzey'de yapılan destek eylemlerinden halkımız çok etkilendi. Kampanyalar sorunları çok olan bazı bölgeler için bir süreliğine destek oldu. Fakat uzun vadede sorunlar kampanyalarla çözülmez. Bu çok zor. Rojava'da bir halk var. Birçok alan ve bölge var. Bundan dolayı sınır kapıları açılmalı ki; sorunlarımızı da kendimiz çözebilelim" dedi.

DİHA/AMED