• Kaçırıldıktan sonra katledilen Abdülmecit Baskın'ın faillerinin bulunması için Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığına başvuru yapıldı.

 

Avukat Eren Baskın, 30 Eylül 1993’te gözaltına alındıktan sonra katledilen babası Abdülmecit Baskın'ın faillerinin bulunması için Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığına başvuru yaptı. Cinayetin bakanlık tarafından yeniden ve bütüncül biçimde incelenmesi; dosyada bulunan deliller, kesinleşmiş mahkeme kararları, kamu görevlilerinin beyanları ve sonradan ortaya çıkan değerlendirmeler birlikte ele alınarak olayın bütün yönleriyle yeniden araştırılması istendi. 

Ailenin talebinden öte

Başvurunun, bir ailenin adalet talebinin ötesinde; 1990’lardaki cezasızlık rejimiyle yüzleşme çağrısı ve başvurusu olduğunu dilekçesinde belirten Eren Baskın, babasının katledilmesinin 1990’lı yıllarda özellikle Kürtlere, Kürt siyasal alanında veya toplumsal muhalefette yer alan kişilerin öldürülmesinden ayrı tutulamayacağını vurguladı. Baskın, “Bunların yanında insan hakları savunucularını ve yakınlarını etkileyen zorla kaybetme, yargısız infaz, gözaltında kaybetme ve faili meçhul cinayetler tarihinden bağımsız olarak ele alınamaz.Yıllar içinde ortaya çıkan anlatımlar, tanık ve kamu görevlisi beyanları, yargısal dosyalar, kesinleşmiş mahkeme kararları ve kamuoyuna yansıyan bilgiler; olayın dönemin Emniyet teşkilatındaki özel yapılanmalar, bazı kamu görevlileri ve Susurluk/JİTEM tartışmalarıyla kesişen ilişkiler çerçevesinde yeniden değerlendirilmesini gerektiren ciddi emarelerin bulunduğuna işaret etmektedir” dedi.

Yüzleşmenin de gereğidir

Başvurusunu, yalnızca babası Abdülmecit Baskın’ın ölümünden doğrudan sorumlu olan kişi veya kişilerin tespit edilmesine yönelik olmadığına işaret eden Baskın, şunları vurguladı: "Talebim; olayın bütün bağlantılarıyla incelenmesi, varsa kamu görevlilerinin doğrudan veya dolaylı sorumluluklarının araştırılması, önceki soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde eksik bırakılan işlemlerin tamamlanması, yeni bilgi ve delillerin değerlendirilmesi ve hukuken mümkün tüm yargısal yolların işletilmesidir. Bu  soruşturma, 1990’ların karanlığında özellikle Kürt yurttaşlar açısından ağırlaşan cezasızlık pratiğiyle yüzleşmenin; yaşam hakkını, eşit yurttaşlığı ve hukuk devleti ilkesini somutlaştırmanın da bir gereğidir.” COLEMÊRG