Silvan’da sokağa çıkma yasağının 6. günü olan 8 Kasım’da ilçeye hareket ettik. Silvan girişinde polisler tarafından durduruldum. Polisin elinde bulunan not kağıdında aracımın plakasının olduğunu fark ettim. Vekil olduğumu söylememe rağmen kontrol yapılmaya çalışıldı. “Plakam Batman Emniyeti tarafından mı verildi” şeklindeki sorumu onayladı. Bunun üzerine milletvekili olduğumu aracımın da Emniyet’e bildirdiğim resmi araç olduğunu söyleyerek bir süre tartıştıktan sonra Silvan’a giriş yapabildim. Anladığım kadarıyla Batman Emniyeti hareket ettiğim yer olan Batman Belediyesi’nin önünde durmuş ve plakamı Silvan Emniyeti’ne vererek durdurulmamı sağlamıştı. Silvan’a vardıktan bir süre sonra askeri tanklar sokağa çıkma yasağının olduğu bölgeye doğru konumlandırılmak üzere şehir merkezinden geçirildi. Sokağa çıkma yasağının olduğu bölgeden sürekli olarak silah ve büyük patlama sesleri duyulmaya devam ediliyordu. 


Taziyeye gidemezsiniz

Ertesi günü yasaklı olmayan bölgede bulunan bir kahvede sivil vatandaşların bulunduğu kahvenin polisler tarafından taranması üzerine Mehmet Gündüz isimli vatandaş yaşamını yitirdi. Bizler bir grup milletvekili ve yönetici yasaklı bölgeye, yaşamını yitiren Mehmet Gündüz’ün ailesini ziyaret etmek amacıyla girmek istedik. Ancak Tekel Mahallesi tarafında polisler bir başka girişe gitmemiz durumunda bizi yasaklı mahallelere alacaklarını belirterek, başka bir noktaya yönlendirdiler. O noktaya gittiğimizde polisler tekrar önümüzü keserek geçemeyeceğimizi belirtti. Daha sonra ellerinde cop, kalkan ve biber gazı olan polisleri önümüzdeki set olarak koyduklarında asıl amaçlarının daha dar olan bu sokakta bizi kıstırarak müdahale etmek olduğunu anladık. Zorlamalarımıza rağmen geçişimize izin verilmemesi üzerine yürüyüş yaparak belediyeye geri döndük. 


Cenaze bir gün sonra alınabildi

Sokağa çıkma yasağının olduğu süreç içersinde telefonlarımız hiçbir şekilde çekmiyordu. 9 Kasım  akşamı Yakup Sinbağ isminde bir sivilin daha yaşamını yitirdiği haberini aldık ancak cenazesini almak için geçişimize izin verilmedi. 10 Kasım tarihinde yaralı mı ölü mü bilinmeyen bir şahsın olduğu bilgisi bize iletildi. Ambulansı arayarak yaralı olabileceğini düşündüğümüz bir kişinin bize iletilen noktada olduğunu ve gitmesini istedik. Ancak ambulansların Emniyet tarafından ‘can güvenliklerini sağlayamayacakları bu nedenle gitmemeleri’ gerektiği belirtilerek, engellendiğini öğrendik. Bunun üzerine yasaklı olmayan bölgede bulunan kişinin yaralı olabileceğini de düşünerek bizler belediyenin cenaze aracını alarak bölgeye gittik. Gittiğimiz yerde daha sonra Yakup Sinbağ olduğunu öğrendiğimiz vatandaşın cenazesini battaniyeye sarılmış vaziyette bulduk. Cenazeyi alarak hastaneye geldik. Ailesinin bize ulaşması üzerine kimlik tespiti yapıldı, otopsiye gönderildi. Göğsünden aldığı kurşun nedeniyle yaşamını yitirdiğini öğrendik. 


Abluka 8. gün kırıldı

Mehmet Gündüz’ün cenazesi Silvan’ın köyünde, Yakup Sinbağ’ın cenazesi Feridun Mahallesi’ndeki mezarlıkta 10 Kasım’da kitlesel olarak yapılan törenle defnedildi. Cenaze töreninden sonra vatandaşlarla beraber sokağa çıkma yasağının olduğu bölgeye girmeye çalıştık. İlk grupta bizler yaklaşık 200 kişi mahalleye giriş yapmayı başarsak da daha sonra gelenler yoğun bir müdahaleyle girişleri engellendi. Mahallelere girdiğimizde durumun ne kadar ciddi olduğunu bir kez daha anlamış olduk. Sokağa çıkma yasağının olduğu bölgelere top atışı dahil olmak üzere her türlü saldırı gerçekleştirilmişti. Hatta girişteki bir evin duvarında saplanıp kalan roketatar şans eseri patlamamıştı. İçeriye girdiğimiz gün içerisinde pek fazla bir saldırı olmadı. Genelde gece saatlerinde belli düzeyde çekilme olup gündüz saatlerinde yoğun saldırılar mevcuttu.  


Vekillerin yanında kalbinden vuruldu

11Kasım’da hem orada olduğumuzu belli etmek hem mahalle sakinleriyle dayanışmak hem de yapılan saldırıları durdurmak için ses çıkarma eylemi yapmaya başladık. Ben telefonun Batman baz istasyonlarından çektiği bir noktada dışarıyla iletişim kurup döndüğümde bir sivil gencin yerde yattığını gördüm. Bir kaç dakika içerisinde gencin gözleri kaymaya başladı. Daha sonra öğrendiğim kadarıyla ses çıkarma eylemi yapılırken Süleyman Güleç adındaki genç keskin nişancılar tarafından vurulmuş. Kalbinden vurulan genç birkaç dakika içerisinde yaşamını yitirdi. Bizler genci bir battaniyeye sararak en yakın yere götürmeye çalıştık ve yaşamını yitirdiğini anladığımızda caminin musalla taşına yatırdık. 


Camideyken bile ateş ettiler

Bu arada bulunduğumuz bölgeye bombaatar atıldı, şans eseri etraftaki kimseye zarar gelmedi. Yine atılan bir bombaatarın şansa patlamamış olması da can kaybını engelledi. Beraber geldiğimiz gruptan arkadaşlarımız camideyken, camiye bombaatar atıldı, burada da can kaybı olmaması şans eseridir. Bizler daha korunaklı bir bölgeye geçtikten sonra saldırı daha da yoğunlaştı. Altına sığındığımız bir evin avlusunun üst teras kısmına bombaatar atıldı. Yapının sağlam olması nedeniyle yıkılmaması da tamamen tesadüftür. Bu süreç içerinde helikopter ve Heronlar sürekli olarak üstümüzde uçarak koordinat tespiti yaptı, olduğumuz her noktaya bombaatarlar atıldı. Saldırdılar yoğunlaşınca kapısını açık bulduğumuz bir eve sığındık. 


8 saat boyunca tarandı

Üç milletvekili (ben, Amed Milletvekili Nursel Aydoğan ve Sibel Yiğitalp) ve KJA Sözcüsü Ayla Akat Ata olmak 23 kadın ve 3 erkek bir evin odasına sığındık. Yaklaşık olarak saat 11.00’den saat 17.00’ye kadar 8 saat boyunca olduğumuz ev tarandı ve bomba atıldı. Yerimizi daha önceden kaymakama mesaj atmak suretiyle bildiren Nursel Aydoğan’ının mesajına rağmen olduğumuz koordinatlar tespit edilerek 8 saat boyunca öldürülmek istendik. Evde bulunan 26 kişi imha edilmeye çalışıldı. Gece üzerinde oturduğumuz sandalyeler bile taranmış.

Bulunduğumuz evin kapısı, penceresi, hemen yanındaki evin duvarında sayısız bombaatar izi vardı. Cenazenin olduğu camiinin mimarisinde de bu izleri görmek mümkündü. 


En büyük korkuları halk

12 Kasım sabahı erken saatlerde olduğumuz evden ayrılarak daha güvenli olan başka mahallede evlere dağıldık. Bizler mahallede olduğumuz süreç içerisinde halkın iradesini kırmak için tankıyla topuyla en ağır silahlarıyla saldıran AKP hükümeti bizi defalarca öldürmek istedi. Şunu net olarak anlamış olduk ki; devlet, bizim gibi elinden çakısı olmayan halktan bile, direnişimizden çok korkuyor. Halkın kararlı duruşu ve mücadelesi en büyük korkusu olmuş. Ve bunun neticesinde her türlü vahşeti yapabilecek durumda. Yasağın kalkması ile beraber Silvan sokaklarında yaptığımız gezide bunu daha net olarak gördük. İşgalci gibi davranan bu zihniyet bütün evleri taramış, evlerin birçoğunun altını üstüne getirmiş. Arkasında bıraktığı yazılarla çift taraflı bir savaş yürüttüğünü açık olarak ispatlamış oldu. Bir taraftan fiziki savaş devam ederken bir taraftan da psikolojik savaş kararı almış.


AYŞE ACAR BAŞARAN