
Yaşadıklarımızı onlar da yaşıyor mu?
Eşi tutuklandığında en büyük oğlunun daha 7 yaşında olduğunu belirten Tanrıverdi, yoksulluk ve çaresizlik nedeniyle 3 çocuğunu okutamadığını ifade etti. Eşi tutuklandığı için çocuklarının da devlete tepkili olduğunu söyleyen Tanrıverdi, “Eğer 22 yıl önce devlet eşimi alıp götürmeseydi, biz de rahat bir yaşam sürebilirdik. Türkiye’nin batısında yaşayan aileler bizim yaşadıklarımızı yaşıyor mu? Bunu çok merak ediyorum. En büyük oğlumu evlendirdiğimde Adalet Bakanlığı ve cezaevine dilekçe yazdım. Eşimin 2 saatliğine de olsa oğlunun düğününe gelmesini istedim. Ama bize bu zulmü yapan devlet bir kez daha zulmederek buna izin vermedi” diye konuştu.
‘Çalıştığım için dayak yedim’
Hem kadın olmak hem de fakir olmanın vermiş olduğu büyük acıları geride bıraktığını dile getiren Tanrıverdi, yaşadıklarına ilişkin şunları söyledi: “Evlendiğimde gençtim. Şu an 47 yaşındayım. O zaman akrabalarım kadın olduğum için çalışmamı istemediler. Ama ben çalışmak zorundaydım. Çünkü çocuklarımın aç kalmalarını kötü alışkanlıklara sahip olmalarını istemedim. Bu yüzden akrabalarımdan dayak dahi yedim. 22 yıldır bu toprak evde 3 çocuğumla yaşıyorum. Evimizin damından su damladı. Evimiz caddenin altında olduğu için oradan evimin içine sular gelirdi. Özellikle kış geceleri çocuklarımın başına bir şey gelir diye aylarca uyumadığım oldu. Bu yaşam mıdır? Ben ve çocuklarım 22 yıldır devletin zulmünü ve baskısını hala yaşıyoruz. Biz de batıdaki gibi rahat bir aile yaşamı isterdik. Ama devletin bu zulmü yüzünden ömrümüzün sonuna kadar bunu yaşamak zorundayız. Çocuklarıma daha güzel bir yaşam sunamadım diye hep acı çekiyorum. Çocuklarımın okumasını ve yaşadıkları topluma iyi birer birey olmalarını istedim” diye konuştu.
Kışın gelmesi kar ve yağmurun etkili olması ile başlarını soktukları 2 odalı toprak evde yeniden uykularının kaçtığını belirten Tanrıverdi, yıllardır devam eden bu çilesinin sona ermesi için kendilerine yardım edilmesini istiyor.
DİHA/AMED